Hemen peşinen arz edeyim ki yazı yazmak bir tutku, bir merak ve bunlarla beraber güzel bir alışkanlıktır.
Yazı yazmaktan maksat bir gazetede veya bir dergide ismin çıkması demek değildir. Yazılan bir yazıdan, neşredilen bir makaleden maksat okuyucuların istifade etmesidir. İstifade edilemeyen ve yarar sağlanmayan her yazı; boşa harcanmış ve zaman israfına sebep olmuş sayılır.
“Bende yazdım” demek için yazı yazılmaz. Hele hele imla kurallarına riayet edilmeden çala-kalem yazılan yazılar hem zaman öldürmekten, hem de gazete veya dergide bir sayfayı, bir sütunu işgal etmiş olmaktan öte bir fayda bir menfaat sağlamış olamaz.
Her yazıda bir anafikir ve çok sayıda da o ana fikri besleyen yardımcı fikirler olacaktır. Bir Hanya’dan bir Konya’dan veya bir Alaman’dan, bir Karaman’dan karmakarışık ifadeler okuyucuyu bezdirir, çoğu zaman da kızdırır. Yazıyı yazan kişi kim olursa olsun yazısını yazarken güvenilir bir, hatta bir-kaç sözlüğü yanı başında hazır bulundurmalıdır. Sözlüksüz, lugatsiz yazı yazma alışkanlığı olanlar zamanla ne kadar yanıldıklarını veya ne kadar yanlışa imza attıklarını anladıkları an yazı okuyucuların eline geçmiş, tenkit ve eleştiri okları da iki hedefe doğru yönelmiş olur.
Şu gerçek herkes tarafından, özellikle de her yazar tarafından gayet açık ve net bir şekilde bilinmeli ve kabul edilmelidir ki; yazmak için okumak ve bilgi dağarcığını imkan nispetinde doldurmak gerekir. Okumadan, imza atacağı yazıyı yazmadan önce seçtiği konu hakkında en azından küçük çaplı da olsa bir araştırma, bir inceleme yapma alışkanlığı kazananlar başarı grafiğini yükseltebilirler.
Okumadan kaleme alınan yazılar kimseye yarar sağlamaz. Her yazar, hatta her hatip Türkçeyi yanlışsız veya en az yanlışla bilmeye gayret etmelidir. Her dilin bir imla kuralı vardır. Bu kural noktalama işaretlerinin nerede ve nasıl kullanılacağını bildirmiş olduğu gibi diğer imla kaidelerini de etraflı şekilde öğretir.
Bundan yarım asır önceki yazarlarımızdan bir merhumun dediği, hatta yazısını bu serlevha ile değerlendirdiği gibi: “Yazdım da ne oldu?” demeyecek, “yazdım da o yazımdan istifade edenler oldu” diyecek, bu mutluluğu okuyucularla paylaşacağız.
Gerçekten yazmak, bildiklerimizi başkalarına bu yolla aktarmak güzel bir hizmettir. Her hizmette kalite arandığı gibi yazıda kalite çok daha fazla aranır. Tabii ki her şeyin iyisi güzeldir. Fakat okuyucu piyasasına çıkacak olan her yazının daha güzel ve daha iyi ve okurları tatmin edecek kalitede olması elbette daha da iyi ve daha da güzeldir. Eli kalem tutanların bu gerçeğe riayet etmesi lazımdır.
Ufak gibi görünen bir yanlıştan dolayı aynı gün ve aynı yazıdan değişik kişilerden eleştiriler aldığımı bilirim. İmla ve dizgi hataları her neyse de; okuyuculara bir mesaj, bir bilgi veremeyen yazılar hem sahibine, hem de çıkmış olduğu gazeteye zarar verir. Hiçbir fikir ve hiçbir olumlu mesaj veremeyen yazılar okunmaz. Okunduğu kabul edilse bile zaman israf etmekten kurtulmuş olunamaz. Her yazar bu gerçeklere riayet etmeli, daha derli-toplu ve okuyucuya daha faydalı yazı yazma alışkanlığı kazanmalıdır. Yazı, okumanın önemli bir ürünüdür. Elbette yazarlarımız arasında edebi, ilmi ve dini yönde çok istifade edilen yazılar kaleme alan ve her yönüyle ciddi konuları gündeme getiren, böylesine yazılara imza atan meslektaşlarımızı da kutlamak ve tebriklerimi sunmak istiyorum.
www.hakimiyet.com