Yazdır

İnandık demek yeterli değildir

Bilhassa içinde bulunduğumuz şu zaman diliminde bazı kimseler: “Biz de Müslümanız” veya “inandık” demekle ebedi alemde sorguya çekilmeyeceklerine, ilahi imtihana tabi olmayacaklarına ve bütünüyle İslami meselelerin bundan ibaret olduğuna inanıyorlarsa ne kadar yanılgı içinde bulunduklarını anladıkları an iş işten çoktan geçmiş ve fırsatta tamamen elden gitmiş olur.

Bu kısa izahın ardından ilgili ayeti kerimelere müracaat edelim ve ilahi uyarılardan ders almaya çalışalım:

“İnsanlar “inandık” demekle serbest bırakılıp imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar? Şanım hakkı için biz onlardan öncekileri çeşitli imtihanlardan geçirdik! Allah, elbette doğru olanlarla yalancıları bilecek ve ortaya çıkaracaktır. Yoksa kötülük yapanlar bizden kurtulacaklarını mı sandılar? Ne kötü düşünüyorlar!”-Ankebut Suresi ayet: 2, 3, 4-

“Şüphesiz Allah iman etmiş olanları mutlaka bilir ve elbet münafıkları da muhakkak bilir. İnkar edenler, iman edenlere (Bizim yolumuza uyun, günahlarınızı da yüklenelim” derler. Halbu ki onlar, onların günahlarından hiçbir şey yüklenemezler ve onlar kesinlikle yalancıdırlar.” -Ankebut Suresi Ayet: 11,12- Vebal yükünü herkes kendisi çeker. Zira: Ebedi olan öbür alemde hiç kimse başka birinin günahını çekme güç ve imkanına sahip olamayacaktır. Herkes kendi derdine düşecek, akıbetinin kaygısı ile yanıp-yakılacak, en yakınlarından bile haberdar olma fırsatı kimsele verilmeyecektir. Her insan dünya hayatında işlemiş olduğu zerre miktarı hayrı da, şerri de ilahi hesap günü eline verilen kitapta yazılmış olarak görecektir. Bu gerçeği bilmeyenler veya kabul etmeyenler amelsiz ve ibadetsiz yalnızca “inandık” demekle Müslümanlığın tamam alacağı zehabına kapılırlar. Bu kadarı da eşinden, dostundan ve başkalarından çekindikleri için: “Biz de Müslümanız” ifadesini zaman zaman kullanarak işin tamam olacağına inanırlar. Fakat Cenab-ı Hak yukarı paragraflarla meali verilen ayeti kerimelerde: “İnandık demekle serbest bırakılıp imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar?” buyurarak o düşünce sahiplerini kesin olarak yalanlamaktadır.

Her imtihan, önceden çalışmayı ve hazırlık safhasını gerektirir. Dünya hayatı, ahiret aleminde yapılacak olan imtihanın çalışma mahallidir. O büyük imtihana hazırlanma yeri geçici olarak, yani ölünceye kadar yaşama şansı verilen şu dünya hayatıdır. Bu gerçeği hakkıyla değerlendirenler, bu şansı yerli yerince kullanabilenler, kulluk vazifelerini aksatmadan yerine getirebilenler için imtihan elbette kolay geçecektir.

Bir de kulluk görevlerini hem yapmayanlar ile yapanlara türlü şekillerde engel olanlar, Müslümanların namazıyla, haccıyla, sakalıyla, tesettürüyle alay edenler, İslami hükümleri alaya alarak: “Bizde Müslümanız!” diyenler ve “İnandık demekle her meselenin biteceğini zannedenler ve İslami hükümleri hafife alanlar ölüm ile başlayan o sıkıntılardan kurtulacaklarını ve imtihanlarının kolay geçeceğini mi zannediyorlar acaba?

İslam dininin geçirmiş olduğu hükümleri hafife alanlara, tamamen ölümden sonraki hayatı inkar edenlere yarın mizan başında ve imtihan sırasında yaşanacak felaketleri, “vay bize” diye atılan çığlıkları, “bize bin imkan daha verilse de dünyaya yeniden gönderilsek” şeklinde yer alan nedametleri ve bu hususta ayetlerin ve hadisi şeriflerin sık sık tekrarlanan çok yönlü ikazlarını duymayanlar, bunlara kulaklarını, gözlerini ve idraklerini tıkayanlara fırsat elde iken hakka dönüş yapınız diyoruz.

www.hakimiyet.com