Yazdır

Fasıkın Fıskı – Kafirin Küfrü

Kürre-i Arz üzerinde insan neslinin çoğalmasıyla başlayan tevhid inancını zayıflatmak veya bu inancı yok etmek için din düşmanlarının hummalı bir faaliyet içinde oldukları görülür.

. Önceleri tek koldan saldırıda bulunan iman ve tevhide hasım olan zümreler bilahare çok yönlü atış ve saldırılarıyla kin ve garazlarını yenmeye çalışır olmuşlardır. İnanan insanlara korkunç biçimde yapılan saldırılar her geçen gün kinlerini biraz daha artırmış, ehli imana ve ehli kıbleye karşı her asırda ve her devirdi sinsi planlar tatbikat safhasında konulmuştur.

Hakk’ı yenmek, hakikatleri ortadan kaldırmak ve tevhid inancını yok etmek için yapılan bunca saldırıların ardı arkası kesilmeden taa zamanımıza kadar devam ede gelmiştir. Bu durumun kıyamete kadar da devam edeceği kesindir. Zira nesli beşer iki ana kola ayrılmıştır. İman ve küfrün sürekli şekilde mücadele halinde olduğu herkesin malumudur. Değişik görüntüler ve ayrı ayrı isimler ve cisimlerle bile ortaya çıkmış olsalar küfür ehli aynı kaynaktan, aynı kökten ve aynı membadan ilham alarak saldırıda bulunmaktadır.

Fasıkın fıskı ile kafirin küfrü çoğu zaman birlik ve beraberlik halinde İslam’a ve Müslümanlara saldırıda bulunmaktadır. Zamanımızda binbir çeşit işret ile, sefih ve günahkarlıkla ahlak kurallarına aykırı günahın ve isyanın her türlüsüyle hemhal olan fısk-ı fücur sahiplerinin sayısı her cemiyette olduğu gibi Müslümanlar arasında da oldukça kabarık bir yekun tutar. İnanan insanların aldanmasına veya aldatılmasına sebep olan ve çok büyük tehlike arz eden aramızdaki fasıkları, yani fısk-i fücur ehlini seçmekte, onları ayırt etmekte çok dikkatli ve pek hassas olmak mecburiyeti vardır. Zira fasıkın fıskı iyi bilinemeyecek olursa kafirin küfrü kadar arzeder. Hatta bazı hallerde küfür ehlinden daha tehlikeli olur. Çünkü fasık ehli olan nice insanlar çoğu zaman aramızda bulunur ve yanlış fikirlerini empoze etmeye gayret ederler.

Gereği gibi katıksız ve katkısız bir imana, her yönüyle sağlam bir tevhid inancına sahip olan insanlara ne fasıkın fıskı, ne de kafirin küfrü en ufak bir zarar-ziyan veremez. Fakat her cemiyette olduğu gibi Mü’minler topluluğunda da zayıf irade sahipleri ve yeterli dini bilgiden mahrum kalmış olan insanlar eksik değildir. Küfür erbabı ile fısk-ı fücur sahipleri böyle insanlar için tehlike arz eder. O halde, her Müslüman, inanan her insan, İslam dini ile en yüce şerefe nail olmuş bulunan her Mü’min hem dinin icaplarını hakkıyla öğrenecek, hem de fasıkın fıskı ile kafirin küfrü hakkında yeterli bilgiye sahip olacak ki aldanmasın ve aldatılmasın.

Bir Müslüman’ın kalbine, kalıbına ve hanesine girecek olan küfür tuzakları ve kafirin zehirli okları genellikle bellidir. Belli ve açıktan olan bu zehirli oklardan ve manevi bir yıkım getiren tuzaklardan biraz İslami bilgiye sahip olan insanlar kendilerini koruyabilir. Fakat içimizde bulunan, aramızda dolaşan fısk sahipleri her zaman ve her fırsatta zehirlerini iman ehlinin, inanç sahibinin kalbine ve kafasına sıkar da pek çok insanımız onun farkında bile olamaz. O halde fasıkın fıskından sakınmak için kafirin küfründen korumak ve kurtulmak için uyanık bulunmak mecburiyeti vardır. Bu mecburiyeti hiçbir zaman ihmal edilmemelidir.

 

 

www.hakimiyet.com