İnsanların ihtiyaç dışı, hatta bazılarının yaptığı gibi gereksiz yerlere ve işlere yapmış olduğu harcamalar savurganlığa ve elinde bulunan maddi imkanları delice, dahası çılgınca tüketmeye sebebiyet verir.
Elimize geçen veya elimizde bulunan her şeyin normal şekilde kullanılması ve aşırılıktan son derece kaçınılması lazımdır. Sağlık ve barınak dışında kalan her konuda, her meselede, her fiil ve icraatta bir orta yol, bir vasat çok önemlidir.
Yemek yemede yaşanan aşırılık zaman içinde insanın sağlığına zarar verir. Sonunda bozulan sağlığı tamir etmek, eski normal düzenine getirmek için doktor doktor, hastane hastane dolaşanları hemen hemen hepimiz biliriz. Oburluğun, yani gıda maddelerinde aşırı beslenmenin sonunda aldığı fazla kiloları verebilmek için kendini diyete çekenler, en sevdiği yiyeceklerden mahrum kalanlar vardır toplumumuzda.
Her ırktan, her dinden, her dilden altı milyardan fazla insanın yaşamakta olduğu bu müessem küreyi (dünya yuvarlağını) parlak bir geleceğin beklemediği gözler önünde bulundurularak her türlü aşırılıklardan sakınmak, mümkün mertebe savurganlıktan uzak bulunmak ve orta yolu benimsemek gereklidir.
Dünya milletlerinin çoğu bugün için iki çok önemli konu ile karşı karşıyadır. Bunlardan biri küresel ısınma, öbürü ise su sıkıntısıdır. Had safhada olan su sıkıntısına çözüm bulma çalışmaları aralıksız şekillerde devam ediyor. Her fert ve aile suyu zayi etmemesi, musluklarını daima kontrol altında bulundurulması gerekli olduğu ilgililer tarafından ikaz edilmektedir.
Çoğu bilim adamı geleceğin savaşları su yüzünden çıkacağına dair insanları ve devletleri şimdiden uyarıyor. Aşırı su tüketimi bizim dinimizde de bundan on beş yüz yıl önce yasaklanmıştır. Hatta Peygamber Efendimiz akıp-giden koskoca bir nehirden abdest alırken bile fazla su kullanılmaması hususunda sahabeyi uyarmıştır.
Evlerimizde günün her saatinde mevcut olan suyumuz öyle üç-beş gün falan değil de bir gün, hatta yarım gün kesiliverse halimiz nice olur? Bu durumda serili, döşeli ve en konforlu evlerimiz yavaş yavaş kokmaya başlar. İşte öyle durumlarda evimizden kaçmaya uzaklaşmaya suyu olan bir yer aramaya gayret bile ederiz.
Yazımıza başlık olarak almış olduğumuz: “Her şeyin normal olanı karar, aşırı olanı ise zarar” ifadesi her zaman yaşanan veya karşı karşıya gelinen gerçekleri dile getirmektedir. Her şeyin aşırısı insanı israfa alıştırır. İsrafsız ise biz Müslümanların dini inancında haram olduğu gerçeğini hepimiz biliriz.
Yemede tüketim, giymede tüketim, içmede tüketim, kullanmada tüketim ve zamanda tüketimde normal denilen orta yolu bulmak ve ferden ferda kendimizi bu gerçeğe uydurmaya, adımlarımızı ona göre atmaya mecbur olduğumuz unutulmamalı.
Ekonomik açıdan güçlü, maddi imkanları oldukça iyi olanlar ile her ailede tecrübe sahibi olan umur görmüşler ile anne, baba ve öğretmenler orta yolun mana ve mahiyetini çevresindekilere türlü örneklerle anlatmalıdır. Tüketmek yerine üretmeye de çocuklar ve gençler teşvik edilmeli, böylece aşırılıklar önlenmeli ve iktisat sağlanmalıdır.
www.hakimiyet.com