Yazdır

Sağ Duyudan Nasibi Olmayanlara İthaf Olunur

Sosyal olayları hep birlikte takip ediyoruz. Ülkemizde durmadan gündemler gelişiyor. Hem de o kadar çok ve o kadar yoğun biçimde gelişiyor ki, takip etmekte zorlanılıyor. Hatta kafaların karıştığı da oluyor.

Gündem; mutlaka olmazsa olmaz şartından bir sosyal olaydır. Daha doğrusu sosyal olayların takip seyri veya programı da diyebiliriz. Gündemi kim belirliyor? kim belirlemeli? Bir başka şekilde söyleyecek olursak; gündemi belirlemek için hangi kaynaklar, hangi yetkili kurum veya kuruluşlar devrede olmalı? gündemi birkaç medya mensubu mu belirlemeli? Birkaç tane yazar, çizer mi ortaya koymalı? Hükümetleri tayin eden, hükümetleri düşüren, ülkeyi aydınlığa ve karanlığa sürükleyenler medya mı olmalı? veya; “Bu ülkenin yönetimi bizden sorulur, biz yoksak hiçbir şey yok, halkı falan tanımayız” diyenler mi?

 

Olaylara bakınca; bunun böyle olmadığını görüyoruz. Son gelişen olaylar bunun açık ve net örneğidir.

 

Şimdi  hani bir söz var ya; “Eğri oturup doğru konuşalım” deriz. Fakat biz, ne eğri oturacağız ve ne de eğri konuşacağız. Bal gibi doğru oturup doğru konuşacağız. Eğri oturup, doğru konuşmak mümkün olmaz. zira eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.

 

AK Parti; iktidara geldiğinden beri  ülkede hangi yenilikleri yaptı? Hangi ilklere imza attı? Daha önceki hükümetlerin yaptıklarıyla bu hükümetin yaptıklarını detaylı olarak değil, sadece kaba taslak göz önüne koymakta yarar var diye düşünüyorum.

 

1.hiçbir şey yapmasa bile; TOKİ’nin; “Kira öder gibi ev sahibi olma” olayı, çok büyük bir olaydır bana göre. Fakirlerin, dar gelirlilerin hayal bile edemediği ev sahibi olma meselesi kadar ülkede reform niteliği taşıyan bir olay yoktur. Bugün, her il ve ilçede TOKİ’nin evleri yükseliyor. Bu, az şey mi?

 

2.Önceleri; maaştan kesilerek alınan; zorunlu tasarruf, Konut Edindirme Yardımı.... peki ne oldu bunlar? Böyle bir kesinti vardı, şimdiye kadar kaç tane bordrolu, kaç tane maaşlı ve dar gelirli ev sahibi oldu? Nereye gitti paralar? Kimin yarasına merhem oldu?

 

3.eskiden hastanelerde rehin kalma olayları çok olurdu.- şimdi de varsa da bu, çok azdır- hasta olanlar; emekli sandığına mensup ise, hepsinden yararlanabiliyor, ama SSK ve BAĞ-Kurlu ise yararlanması mümkün olmuyordu. Eskiden bürokrasi insanın belini büküyordu. Bugün; sadece nüfus cüzdanı ile gidiyorsun, muayeneni istediğin hastanede oluyorsun ve bürokrasi ile uğraşmıyorsun; aman efendim, imza yok, mühür yok, başhekimin onayı yok,  evrak eksik... derdi yok. doktorlara getirilen tam gün çalışma olayı da tam anlamıyla yeniliktir. Evde tedavi usulü; aile hekimliği, hasta hakları konusu.... bunlar inkarı mümkün olan şeyler mi? kim bunlara karşı durabilir? Dimağı dumura uğramamışsa. Sağ duyuyu yitirmemişse.

 

4.bütün ülkelerle kardeş havası içinde tavır geliştirmek, şahsiyetli dış politika izlemek... eskiden, bu, bizim düşmanız, bu Arap, bu çorap, bu acem, bu yunan... diyerek armudun sapı, üzümün çöpü var şeklinde herkese kapıları kapatmışız. .peki, ticareti kiminle yapacağız? Kime mal satacağız? İhracatımızı nasıl artıracağız? Bugün gelinen nokta, son derece ümit verici. Tabii bazı aksaklıklar ve eksiklikler söz konusu. Ama zamanla bunların da giderileceği düşüncesindeyim.

 

5.ülkeyi sattı bu hükümet diyorlar. Allah aşkına satan kimler/ hangi karanlık emelliler? Bunu olaylar açıkça gösteriyor. doğru, ülkeyi satan veya satmak isteyenler varmış. Bunlar; çorap söküğü gibi ortaya çıkartılıyor.

 

Daha sayamayacağım, benim kısıtlı olan sayfama sığamayan bir çok yenilik ve reform niteliğinde olaylar ve icraatlar var. bu kadarı yeterli sanırım.

www.hakimiyet.com