Yazdır

Urfa/Mardin-3

Urfa- Mardin illeri ve bazı köy ve kasabalar yaptığımız gezi ve incelemenin son durağı. Mardin’deyiz…

Mardin,  Artukoğulları dönemine  ve  öncesine ait birçok taş binaların olduğu deniz seviyesinden bir hayli yüksek yerleşime sahip ilimizdir. Mardin böylesi yerleşim ve mimari özellikleri yanı sıra çok kültürlü, çok dinli, çok dilli olan imparatorluğumuzun Cumhuriyete bıraktığı nadide şehirlerden biridir.

Mardin iki ülkeye sınırı olan nadir şehirlerden biridir. Birçok filme doğal set olan Şahtana malikanesi, Şehide Cami ve Külliyesi, Sıla filmi kahramanlarından Bordan ağanın ofisi olan PTT binası, Melik Mahmut Camii, Sıttı Raviye Medresesi içinde Peygamberimizin (SAV) ayak izi var. Kasimiye Medresesi kendine has mimarî yapısı ve kartal yuvasını andıran duruşuyla Mardin’in ve ülkemizin  simgelerinden biridir.

Mardin’i diğer şehirlerdin ayıran bir önemli eseri daha vardır o da Deyrül Zafaran Manastırı.

 

Bu kilise, Süryanilerin ve insanlık tarihinin hafızası hükmünde.

Neden ?

Birçok antik çağ eserini ilk önce Süryaniceye, Aramiceye, sonra Arapçaya, Farsçaya ve Türkçeye çevrilmesine vesile olan en kadim kültürlerden biridir. Süryani alfabesi 25 harf içermekte ve 5500 yıllık tarihi vesikalara sahip bulunmaktadır. Yapısında tıp okulu, mezarlık, özel ayın yerleri,ana kilise,ikon ve fresklerin bulunduğu 1200 yıllık  Aziz Hanalya’nın resimlerinin bulunduğu, vaftiz törenlerinin yapıldığı havuzları,baskı yapan en az 500 yıllık matbaası,Tapınak kısmı 4000 yıllık olup Şemsilerin güneşe tapmak için tavanı ve tabanı  kemersiz taşlardan örülü 2m uzunluğunda,çimento ve harcın kullanılmadığı,belli bir dizin şeklinde oluşturulan sadece dünyada iki yerde olan bir mimarı yapı görülmeğe değer.

 

Bir diğer önemli arkeolojik kazı ve araştırma alanı olan Anastasiapolis ören yeri (Dara Harabeleri) bu yerde 11 büyük hazneden oluşan su deposu bulunmaktadır.M.S.III.y.y hem askeri ,hem de halkın yaşadığı burayı  Romalılar Sasani akınlarına karşı kurmuşlar dünyada bir örneği yok.  Şimdi burada yaşayan köylülerimiz zeytincilik,hayvancılık ve tarım yaparak geçimini sağlıyorlar.Dara harabelerini Osmanlı silah ve mühimmat deposu olarak kullanmış.

 

Yerin altında 50m ye yaklaşan bir yapısı var.Tarihi ipek yolu buranın yakınından geçiyor.Köyde 1400 kişi yaşıyor. Mardin çok değişik bir topografik, jeopolitik bir yere sahip.Şehir yüksekte kurulduğu için yakınında akan bir ırmak, dere göl, çay yok. Araştırdım koca Mardin’de doğal yollarla çıkan iki üç çeşme var onların dışında bir kaynağı yok.Bu kadar nüfusu da bu çeşmelerin karşılaması  mümkün değil.

 

Halk kışın yağan kar ve yağmur sularını sarnıçlarda depolayarak yıllarca böyle geçinmiş ve şimdilerde 15 km uzaktan getirilen su ile binlerce yıldır sürüp gelen susuzluk problemi çözülmüş.

Bize Mardin gezimizde Deyrul Zafaran Manastırı tercümanı ve mihmandarı Gabriel’e, Mardin-Diyarbakır metropoliti kıymetli Metropolit Saliba ÖZMEN’e bizden hiç ayrılmayan, eşlik eden emniyet mensupları ve rehberimiz Yalçın Beye, polisevinde bizi ağırlayan çok değerli komiserimiz Uğur GÜLCÜLER’e, Mardin eşrafından Aydın bey ve değerli kızları Tuba hanıma, Vali Yardımcımız Osman Nuri CANATAN Bey’e bize gösterdikleri misafirperverlik ve yakın ilgiye buradan sonsuz teşekkür ve mutluluk dileklerimi iletmek istiyorum.

www.hakimiyet.com