Yazdır

Nereye gidiyoruz?

Çok mu geç kaldı, kardeş kavgası?

Çok mu geç kaldı, kurtarılmış bölgelerin geri gelmesi?

Çok mu geç kaldı, demokrasin idamı?

…

Son iki yılımıza bir bakar mısınız?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, aday bile göster(e)meyenler, “o seçilmesin” diyerek, sadece krizi işaret ettiler.

Plan tutmadı.

AK Parti, yüzde 35 halk desteği ile seçemediği Cumhurbaşkanını, oylarını yüzde 47’ye çıkarıp seçti.

Yine yetmedi!

…

Bir yılı aşkın zamandır, darbe planlarının, kaos ortamının hazırlayıcısı oldukları iddia edilen çetelere karşı hukuki zeminde bir çalışma var.

Yüzlerce sayfalık iddianame geçen hafta açıklandı.

“Hukuka saygı” çağrısı yapanlar, “hukuk kendi kuyruklarına basmışçasına” çığlık atıyorlar şimdi “yargı siyasallaştı” diyerek.

Oysa, yakın siyasi tarihi iyi takip edenler iyi bilirler, dönemin CHP’li Adalet Bakanı Mehmet Moğultay’ın, partisinin il kongresinde "Evet, hükümetten sınavlı beş bin kişilik kadro çıkarttım.(…) Bu kadroları örgütüme vermeyip de milliyetçilere mi verseydim? Seyfi Oktay ve benim dönemimde de iki bin hakim aldık” dediğini!

Şimdi “o kadroların”, kendilerine ayak bağı olduğu mu düşünüyorlar yoksa!

…

Güngören’deki katliama ne demeli?

Kan dökerek emellerine ulaşacaklarını düşünenler, önce bir telefon kulübesinde patlatıyorlar bombayı.

İlk patlamadan on dakika sonra gerçekleşen ikinci bomba ise adeta kıyamet etkisi yapıyor çevrede.

Anlaşılıyor ki, “ilk bomba ilgi çekmek ve kalabalığı toplamak, ikinci bomba da can yakmak” içindi.

Bunca suçsuz insanı öldürmek “hangi amaç için” mübah sayılabilir, söyler misiniz?

…

Ya, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Borçka ve Yusufeli ziyaretlerinde yaşananları nasıl yorumlamak gerekiyor?

Hopa’daki programını, protestolar olacağı duyumunu alarak iptal ediyor, Bahçeli.

Rize’ye gitmek üzere hareket eden konvoy, “sol görüşlü olduğu öne sürülen” bir grubun saldırısına uğruyor, otobüslerdeki bayraklar sökülüyor, taşlı sopalı saldırılar oluyor.

Ve demokrasideki renkler kana boyanıyor!

…

Bir de Bingöl olayları var.

Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bomba atılıyor.

Bomba patlamıyor, ardından çatışmalar yaşanıyor.

…

Bütün bunlar “son birkaç gün içinde” yaşanıyor.

Ak Parti “kapatma davasının görüşülmeye başlanmasından bir gün önce” ve “Ergenekon iddianamesinin kabul edilmesinden birkaç gün sonra”…

Bu bir rastlantı mı, yoksa plan mı?

…

Kurtlar Vadisi’nin Büyük İskender’i, Polat’ın eline düştüğünde sorgusu sırasında “Burada kaldığım her gün bir yerler yanacak, ortalık kan gölü olacak” diyordu.

Hani filmle, bugün yaşananları birbirine endekslemek değil benimki de; müthiş benzeyişe dikkat çekmek.

Ergenekon’un Çöküşü” kitabının yazarı Zihni Çakır’ın,  bir numarayı “60-65 yaşlarında, sarı saçlı, göçmen tipli, saçları seyrek, sert mizaçlı, bıyıksız, sakalsız, nizami her gün tıraş olan birisi…” olarak tarif etmesini de dikkate alarak, “Büyük İskender’in, bir numaraya ne kadar benzediğine” de dikkat çekelim.

Söylediklerini ve tutanakları da gözden kaçırmadan!

…

Eski Cumhurbaşkanı ve Başbakan Süleyman Demirel’in yakın ekibinden Esat Kıratlıoğlu  “80 ihtilaline giden yolu çizen bir oluşumun” senaryolarını anlatırken, “teröre prim verenlerden, kışkırtanlardan” söz ediyordu.

Sanki bugün aynı senaryo bizi bir yerlere götürmek için hala vizyonda gibi.

Otuz yıl öncesine yolculuğa ısrar edenler hala devrede gibi!

www.hakimiyet.com