Yazdır

ULAŞ BABA

Bu tür insanlar, Allah’ın sevgili kullarıdır. Bazılarının kerameti açıktır, bazılarının ise gizlidir. Her zaman herkese yardımda bulunurlar.

Zamanın hükümdarı tarafından veya halk tarafından bilinirlerse üzerine kümbetler yapılır ve türbe olarak da ziyaret edilir. Bu işaret onların mübarek bir zat olduğunu gösterir, Bazıları da Şair Şem’i, Hacı Veyis Zade gibi üzerelerine kümbet yaptırmamışlardır. Allah’ın rahmeti üzerimize yağsın demişlerdir. Anadolu kümbet ve türbelerle doludur. Yazar Nezihe Aras’ın Anadolu Evliyaları isimli eseri bütün evliyalardan bahseder. Selçuklu ve Osmanlı devrinde buraların bakım, tertip ve düzenini sağlamak için ücretli kişiler görevlendirilirlerdi. Buralara ziyarete gelen halkta bu kişilere yardım yapardı

Cumhuriyetle tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra, buralardan resmi görevliler çekildiler. Halktan bazı hayırseverler, buraların bakım ve düzenini ele aldılar ve hiç kimseden ücret talep etmediler. Daha ziyade kimsesiz ve garipler buraların temizliğini üstlendiler. İslam her şeyden önce temizlik dinidir. Bir hadiste ‘temizlik imandandır’ buyrulmaktadır. Ev, sokak, beden, ruh temizliği de bu düsturların içerisinde yer alır. Geçmişine sahip olmayan bir millet, geleceğine de sahip çıkamaz. Bir ağaç gibi kuruyup gider. Bu tür insanların hepsi ulu çınarlar gibidir. Çınarları yetiştirmek çok zaman alır, uzun vadelidir. Niçin çınar kelimesini kullandım derseniz, İstanbul’da bir Süryani papazı şöyle demişti: Çınar İslam’ı özellikle Osmanlı’yı temsil eder. Çam Hıristiyanları,akasyada Yahudileri temsil eder demişti. Bunun için Osmanlı soyu olarak biz benzetmeleri hep çınar üzerinden yaparız.

Gelelim Ulaş Baba’ya. İşte o çınarın dallarından birisidir. Türkiye’de, biri Edirne’de diğeri güzel ve şirin ilçeniz olan, en ünlü kaplıcalara sahip İpek yolu üzerinde kurulmuş Ilgın’da yaşamıştır. Bir de Numune Hastanesinin bitişiğinde Ulaş Baba isimli, vakıflar tarafından onarılmış, Ulaş Baba türbesi vardır. Yine söylentilere göre Ulaş Baba Ilgın’da doğmuş yaşamış, Konya’da vefat etmiştir. Keramet ehli bir velidir. Anlatılan rivayetlere göre Yavuz Sulatan Selim zamanında Osmanlı Paşası İzzet Paşa ordusuyla birlikte bir doğu seferine çıkar. Yolu Ilgın’dan geçer. Ordu, Kocaçayır denilen yerde konuşlanır. Asker aç ve susuzdur. Ilgın eşrafından olan Ulaş Baba, komutana hoş geldiniz ziyaretine gider. Konuştuktan sonra İzzet Paşa ordunun aç ve susuzluğundan bahseder. bulunan kumanyanın ilerde kullanılmasının uygun olduğunu söyler. Ulaş Baba evine gider hazırlattığı bir tencere bulgur pilavı ile bir bakraç ayran ve bahçesinde yetiştirdiği domates ve salatalıkları İzzet Paşa’ya getirerek teslim eder. Koca Osmanlı ordusu bir tencere bulgur pilavı, bir bakraç ayran, bir çuval salatalık ve domatesle doyar, hatta artan bile olur.

Asker kana kana yer ve içerler. Bu keramet karşısında kimi duygulanır, kimini gözyaşları çeşme olur akar, kimisi de Allah’a şükürler ederek secdelere kapanır. Ulaş Baba’nın kerametini sezen İzzet Paşa, Ulaş Baba’dan zafer için dua etmesini söyler. Birde der ki: “Baba sıkışınca bize yardım eder misin?”der. Ulaş Baba’da “Benden Ulaş Baba diye yardım isteyin, ben yanınıza gelirim” der. Savaş yerlerine varılır. Ordu düşmanla kanlı bir çatışmaya girer. İzzet Paşa yaralanır yetiş “Ya Muhammed, Ulaş ya Baba” diye haykırır. Zaten Ulaş Baba ordunun yanındadır. Baba Paşa’nın yanına gelerek dua eder

İşte bu Baba Numune Hastanesinin dibinde ezeli ve ebedi istirahatgahında uyumaktadır. Aslen Ilgın’lı olduğu söylenir. Orada da üstü açık mezarı vardır, yanında da oğlu yatmaktadır. Konya’ da üzerine kümbet yaptırılarak, türbeleşmiştir. Yıllarca devletin görevlendirdiği kişiler buranın tertip ve temizliğiyle meşgul oluyorlardı. Daha sonraları cumhuriyetle tekke ve zaviyelerin kapatılmasından dolayı buralara kendini hizmete adayan kişiler bakar oldu.

Şimdi türbe vakıflar tarafından restore edilmiş.Ama içi ve kenarları yürekler acısıdır. Mahallede muhtarın dışında kimse burayla pek ilgilenmiyor. Bir çiçekçi depo olarak burayı kullanıyor. Gündüz çocuklar, gece de büyükler kenarlarını tuvalet olarak kullanıyorlar. Belediye, valilik,  vakıflar dan istediğim mutlaka buraya bir tuvalet yaptırılmasıdır. Yapılacak bu işle hatıralarda yer eden bu Ulaş Baba’nın ruhu sızlamayacaktır. Halk üzülmeyecektir. Yukarıdaki kuruluşlarda hizmetlerini yerine getireceklerdir

Koca Akif’ Anadolu’yu şöyle anlatır:

Enbiya yurdu bu toprak

Şüheda burcu bu yer

Bir yıkık türbesinin üstünde Mevla titrer

 

Dışı baştan başa bir nesli kerimin yadı

İçi boydan boya milyonla şehidin ecşadı

 

Öyle meşbu-u şahadettir ki bu öksüz toprak

Oh bir sıksa adam

Otları kan fışkıracak.

 

Konyalının bildiği ve sevdiği Ladikli Ahmet Ağa da, dünyanın kimseye mülk olmayacağını belirtir, şu dört mısralık şiirle bu konuyu seslendirir:

 

Bu dergah Hakk’ın dergahı

Mülkü olmaz kimsenin

Buna fani dünya derler

Kalbini kırma kimsenin

www.hakimiyet.com