Belki de sessiz ölümün çığlığını kulaklarımızda hissettik. Ama yükü hala omuzlarımızda… Bu yükün altında herkes ezilir.
Taşkent ilçesinin Balcılar beldesindeki 18 çocuğun ölümü ve 30’a yakın masumun da yaralanmasıyla sonuçlanan patlama aslında bizdeki samimiyetsizliğin de infilak etmesiydi. Bu konu hakkında çok konuşuldu birçok yorumu da üzülerek ve hayretle okudum. Gazete manşetleri adeta Konya’yı ablukaya almıştı. Konya’nın muhafazakâr bakış açısını da olaya katarsak kartel medyanın ne yapmak istediğini daha iyi anlamış oluruz. Patlamanın yaşandığı günde bir haber sitesinin haberi okuyucularına duyuruş şekli aynen şöyleydi; irticaya 17 kurban…
Üzüm yemekle hiç alakaları yok, tek amaçları bağcıyı dövmek. Elbette ki yapılan hatalara ve ihmale prim verecek değiliz. Zaten en büyük temennimiz de sorumluların bir an evvel bulunması ve adalet önüne çıkarılmasıdır ki herkes işini tam yapsın. Küçücük bedenlerin koskoca molozların altında can vermesi için geçerli hiçbir neden yoktur, olamaz da… Bizim inancımızda emanete ihanet yoktur. Şunlar şöyle şöyle yapmıştır demiyorum, emanete ihanet edilmiştir demiyorum ama ortada 18 tane yavrumuzun belki çoğu daha dünyasından bile bîhaber sabinin öldüğü gerçeği var. Böyle bir durumun sorumlusu kimdir ve acaba bu sorumluluğu kimlere yüklemeliyiz?
Bizim dinimizde tembellik ve ihmalkârlık yoktur ancak tevekkül vardır. Kumdan çalmak, kaçak yapı, çimentodan çalmak hangi dine, .imana ve mantığa sığar. Bunlar resmen ve alenen kul hakkıdır ki Yüce Allahın bunu affetmeyeceğini ve bunun içinde huzuruna kul hakkıyla gelmemelerini emretmiştir.
Bir köşe yazarı bu konuyu ele alırken Tanrı tanımadığını açıkça ifade ediyor. Ve diyor ki; eğer Tanrıya inanmış olsaydım, inandığım Tanrı benim yarattıklarımı koruyun diyeceğine eminim gibisinden cümleler sarfetmiş. Birilerinin inananları töhmet altında bırakması… Ve birilerinin de bu töhmete vesile (!) olması hangi imana sığar acaba…
Ya bir haber sitesinin İnananları kastederek yaptığı manşet ve haber hangi ifade ve kelimelerle bertaraf edilebilir? Böyle büyük bir kelime dağarcığına sahipseniz lütfen o büyük (!) dağarcıktan bir de biz nasiplenelim de sorulanlara karşı sus pus olmayalım…
Bütün bu kızgınlığımız inanın küçücük bedenlerin belki de babalarına son sarılışlarının hikâyesinin tezahürüdür. Daha bir-iki gün önceki Kandil gecesinde arkadaşlarına yazdığı (sanki önceden sezmiş) bineklerinin Azrail olduğunu söylediği mektubun dışa yansımasıdır. Ötesi Konya’nın Taşkent ilçesi Balcılar kasabasından yükselen dumanların Konya’ya yani bize ve tüm Türkiye insanının üzerine serpilmiş kara toprağın kaldırılması adına kızgınlığımız…
Kimse yanlış anlamasın elhamdülillah imanımız tamdır ve derecelerini tam olarak bilmemekle birlikte şehid derecesine yükseldiklerine gönülden inanıyoruz. Ve o bizim üzerimize serpilen kara dumanların onlar için cennete bir köprü olacağını umuyoruz ve şahitlik ediyoruz. Sadece (varsa) ihmalkârlık ve eksik çimento kullanımı sorumlularını arıyoruz. Yoksa kimseyi kötülemek değildir niyetimiz… Zira Allahtan gelene Amenna ve saddakna…
Bu vesileyle ölenlere Allahtan rahmet ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara da Allahtan acil şifalar dilerim.
www.hakimiyet.com