Yazdır

Facia

Geçen hafta mübarek Cuma günü, Taşken ilçemizin Balcılar yöresinde üzüntülü bir haberle uyandık ve yandık, tutuştuk. Asıl ateş yavrularını kaybeden ailelere düştü. Balcılar o bölgenin tabiat güzellikleri yönüyle en güzel ve şirin bölgesidir.

İşte bu beldede bir Kuran Kursumuz var. Aslında Erkek Kuran Kursu olarak yapılmış, sonra Kız Kuran Kursuna dönüştürülmüş, Emekli bir bakanlık başmüfettişi olarak olayı inceledim. Yazıyı yazdığım sıralarda 18 gencimizin şehit oluşu bütün vatandaşlarımızı acılara gark etmiştir. Bunlar yarının nurlu ve şuurlu hanımefendileri olacaklardı.Talihsiz kaza bu nur yüzlü kızlarımızı toprağa çekti-Hem Kuran öğrenmek için hem de ilmihali yeniden tekrarlamak için bu beldeye gelmişlerdi. Yaşları, 8 ile 15 arasında idi. Bu mevsimde arkadaşları bağda, dağda, bahçelerde yaşarken, hatta çokları denizlerde, pikniklerde, dans ve caz salonlarında günlerini gün ederken, bu yavrularımız eğlenmeyi, eğlenceyi, çocukça yaşamayı

bırakarak, kainatın kitabının, Allah’ını, Peygamberini öğrenmek için Türkiye’nin her tarafından akın etmişlerdi. Hepsi başörtülü ve nur yüzlü çocuklardı. Acımızdan fotoğraflarına bile bakamıyoruz. Yüzlerinde Allah’ın boyasından başka boya yoktu. Hepsi nur yüzlü, yarının analarıydılar. Dua ile kurslarına girdiler. Tekbir ve dua ile ebedi yataklarına uzandılar. Allah ana ve bahalarına, yakınlarına sabırlar versin. Onlar ne mutlu kişilerdi ki kuran ve ilim yolunda şehit oldular. Okudukları kitap kainatın rehberi Kuran’dı. Başka rehberleri de yoktu. Bunun için mübarektirler ve doğrudan doğruya şehittirler. Şair bu durumu şöyle seslendiriyor:

Kaf Dağı zerrem değil

Ay ve güneş kul bana

Haktır aslım şek değil

Mürşittir Kuran bana.

Yaşayan insanların kimisinin mürşidi Kuran’dır, kimisininki de şeytandır, kimisinin ise çeşitli melanet halkalarıdır. Ne mutlu onlara ki Kuran ışığında yaşadılar, Kuran gölgesine gömüldüler. Bundan dolayı yakınlarına da şefaat edeceklerdir. Öğrendiğimize göre çoğu hafızmış. Bundan dolayı Allah’ın ilmini öğrenmek için yola çıktıklarından, hepsi ilim ve Kuran şehitleridir. İlim Çin’de de olsa gidip öğreniniz denilmiyor mu? Alimin mürekkebi, şehidin kanından da üstün denilmiyor mu? Alimin uykusu cahilin ibadetinden de üstün denilmiyor mu? Bu sözleri kainatın efendisi (S A.V) söylüyor.

İşte bunlar hem şehit, hem ilim yolunda yürüyen, ana baba ocağında olacak yaşta iken ilim yolunda can veren kişiler değimi? Bizim için ve Türkiye için büyük kayıp olmalarına rağmen, ibret almak isteyenlere bir örnektir.

Bu kuruluşların ilk kurucusu Bulgaristan’dan gelmiş, bütün varlığını Kuran’a ve ilmine vakfetmiştir. Milyonlarca Kuran ehli hafız yetiştirmiştir. O zillet devirlerinde bile kaçak Kuran okutmuş, zindanlarda zulüm görmüş. bu hizmeti zamanımıza kadar devam ettirmiştir. Ortalık biraz aydınlanınca bu hizmeti talebe yurtları adı altında sürdürmüştür. Çok baskılara. ve eziyetlere duçar olmuştur. Yine de yılmayarak bu hizmete devam etmiş, halktan aldıklarını ilim ve Kuran yolunda harcamıştır.

Hepsi bir sır küpüdür, sır vermezler, güzel giyinirler ama haksızlık karşısında asla susmazlar. Onlar Kuran bülbülleridir. Birbirlerine çok bağlıdırlar.

Bu kaza takdir-i ilahidir. Bazı kışkırtıcılar bu olayı laiklikle karıştırmışlardır. Ana ve babaya, durumu hukuka aktarmalarını ısrarla istemektedirler. Bu kimseler gafilce davrandıklarının farkında değillerdir. Her olayın altında irtica ararlar. Kendilerine sorsan irticayı da bilmezler. Amaçları toplumu karıştırmaktır.

Erkek öğrenci olarak açılan sonra Kız Kuran Kursuna dönüştürülen bu husustan vilayetin haberi var mı?

www.hakimiyet.com