Yazdır

Ne kadar kaçılsa da ölümden kurtuluş yoktur

Cenab-ı Allah (CC) kelamı kadiminde bütünüyle beşeriyete, yani insanlık alemine “Haberiniz olsun kaçıp durduğunuz ölüm muhakkak size ulaşacaktır” emri fermanını beyan buyurmaktadır. Bu yaşanan gerçek er veya geç günün birinde istisnasız herkesin, her ruh ve can sahibinin başına mutlaka gelecektir.

Cuma Suresi’nin peşpeşe gelen 6-7 ve 8 nci ayeti kerimelerinde Cenabı Hak:

De ki: “Ey Yahudiler! Siz diğer insanlardan ayrı olarak Allah’ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız; eğer sözünüzde doğru iseniz haydi ölümü temenni edin! Halbuki kazandıkları günahları yüzünden ölümü asla temenni edemezler! Allah zalimleri bilir. De ki: “Haberiniz olsun, kaçıp durduğunuz ölüm muhakkak size ulaşacaktır, sonra da görülmeyeni ve görüleni bilen Allah’a iade olunacaksınız. O da neler yaptığınızı haber verecektir!” buyurmaktadır.

Münafıkun Suresi 10 ncu ve 11 nci ayetlerde de mealen şöyle buyrulur:

“Herhangi birinize ölüm gelip de: (Ey Rabbim! Beni kısa bir süreye kadar tehir eylesen de sadaka versem ve iyi kullardan olsam) demeden önce, size rızk olarak verdiklerimizden Allah rızası için dağıtın! Halbuki Allah, zamanı geldiğinde, hiçbir canlının ecelini asla tehir buyurmaz. Şüphesiz ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.”

Tegabun Suresi yedinci ayeti kerimesinde de –mealen- şöyle buyrulur:

“İnkar edenler asla yeniden diriltilmeyeceklerini iddia ediyorlar. De ki: Hayır! Rabbim hakkı için muhakkak yeniden diriltileceksiniz, sonra da muhakkak yaptıklarınızı size anlatılacak ve bu iş, Allah’a göre çok kolaydır.”

Mülk Suresi 24 ncü ayeti celile de-mealen-şöyle buyrulmaktadır:

“De ki, sizi yeryüzünde nesiller halinde yaratıp yayan O’dur! Sonunda toplanıp O’nun huzuruna geleceksiniz!” Elbette ölümden ve sonra yaratan Allah’ın huzurunda toplanıp hesaba çekilmekten asla kurtuluş yoktur.

Meraic Suresi ayet 42 ve 43’te mealen şöyle buyrulmaktadır:

“O halde bırak onları dalsınlar ve oynasınlar, ta ki vaad edildikleri o güne (ölüm gününe) ulaşıncaya kadar. O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar; sanki dikili putlara koşuyorlarmış gibi fırlayacaklar.” Peş peşe gelen bu iki ayet ölüm sonrasına ve gafiller, dini inanıştan yoksun olan zavallıların durumuna temas etmektedir.

Kıyamet Suresi’nin 37-38 ve 39’ncu ayeti kerimelerinde Cenab-ı Hak insanın yaratılışını en özet ve en çarpıcı ifadelerle anlattıktan sonra surei celilenin sonu olan 40 ncı ayetinde-mealen- şöyle buyrulmaktadır:

“Bunları yapanın. Ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?” Elbette yeter!”

Abese Suresi 20-21 ve 22 nci ayeti kerimelerde Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Sonra ona doğru yolunu kolaylaştırdı. Sonra öldürdü de kabre gömdürdü. Sonra dilediği vakit ona yeniden hayat verecek.” Bunları inkar edenlerin o zaman ki vah haline! Evet; öylelerin vay haline diyoruz.

www.hakimiyet.com