Eski Başbakan Necmettin Erbakan, ev hapsi cezasının kaldırılmasından sonra Cuma namazı için dışarı çıktı.
Namaz çıkışında düzenlediği basın toplantısında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e teşekkür etti.
Kolay değil, yaklaşık 3 ay sonra ilk kez Cuma namazı kıldı, cami ve cemaate kavuştu. Ve kendisinden beklenen olgunlukta söylemek istediklerini de söyledi. Daha geniş bir açıklama için de zaman istedi.
Buraya kadar her şey normal gibi görülüyor; Sayın Erbakan açısından da öyle, ancak basındaki ve ilgili partilerdeki tartışması farklı boyutlarda devam ediyor. Milli Gazete bile bu olayın değerlendirmesini köşe yazarlarına yaptırmadı, sadece manşetten verdiği haberle geçiştirdi. Tabiî ki bu durum düşündürücüdür. Aynı şekilde Saadet Partisi İl Başkanlığı da olayı pas geçti. Sayın İl başkanımızın Abdullah Gül’e gazetelere tam sayfa teşekkür ilanı vermesini beklemiyorduk, ama bu konuda basın önünde bir fikir beyan etmesini, Sayın Erbakan’a gönül verenler gibi ben de bekledim, ancak göremedim.
Tabi bu uygulamalar ve davranışlar, bazı insanlara, “Parti yönetimi ve bu davaya gönül verenler Sayın Erbakan Hocanın ev hapsi cezasının kaldırılmasından memnun değiller mi?” sorusunu sorduruyor. Tabiî ki alınacak cevabın “hayır” olacağını da biliyorum. O zaman da ben soruyorum, il başkanları ya da ilçe başkanlarının bu konuda fikir beyan etmesi, yazarların konuyu köşelerine taşıması bu kadar zor mu?
Bu konuyla ilgili en fazla tartışılan, Erbakan Hocanın basın toplantısında söyledikleri.
Sayın hocam ne demiş: “Onlar her zaman bizim kardeşimiz. Kardeşimiz talebemiz ve evlatlarımız, hatadan dönüldü.” Bu açıklama da çevresindekiler tarafından alkışlanmış.
Bu sözler bazı basın organlarınca manşetten verilince kıyamet kopuyor, yani bu beyanat iki tarafı da memnun etmemiş görülüyor.
Bazı AK Partililer “Bu sözlerle hoca bize zarar veriyor, keşke bunları söylemese de bize atsa tutsa daha iyi olurdu” tezini savunurken, bazı Saadet Partililer de aynı sözü manşete taşıyan gazetelere, “Erbakan hoca sadece bunları mı söyledi? Siz kasıtlı olarak cımbızla çektiklerinizi yayımlıyorsunuz!” diyerek aşağıda benim de yazacağım basın toplantısındaki diğer dile getirilen konuları bana hatırlatıyorlardı.
Sayın Erbakan Hoca başka ne demiş?
Milletimiz her zamankinden daha çok Milli Görüş’e muhtaçtır demiş ve bu şerefli milletin hep hakkı hakim kılmak için gayret gösterdiğini söylemiş.
Ve Sayın Erbakan her zamanki gibi sadakatten bahsetmiş.
Tarihimizdeki iki önemli olayı dillendirmiş. Bunlardan birincisi II. Viyana Kuşatmasında sadakat göstermeyen Osmanlı komutanının para karşılığı, rütbe karşılığı ordusunu satması ve Osmanlının II. Viyana bozgunu sonrası Avrupa’ya veda etmesi ya da Avrupa’da bu olaydan sonra İslamlaşmanın durması.
Diğer olay Napolyon’un orduları karşısındaki Tunus halkına yardıma giden Osmanlı komutanının verdiği sadakat örneği… Sonrası Napolyon’un bozguna uğratılması…
Tarihten bir sadakatsizlik örneği bir de sadakat örneği verilmiş.
Değerlendirmesi dinleyenlere ve bizlere bırakılmış.
Bu söylenenlere ben de katılıyorum, söylenenler tamamen doğrudur, ancak ben bunu farklı da değerlendirebilirim. Bu da benim en tabi hakkım. Mesela sadakatsizliğin yapıldığı Avrupa’da İslam’ı yayamadık da Napolyon’un giremediği Tunus’ta ne yaptık acaba? Ben de bunu sorabilirim.
Bir basın mensubunun “Hatadan dönüldü cümlesini biraz açar mısınız?” sorusuna Sayın Erbakan, Adalet eski Bakanı Şevket Kazan’ın kaleme aldığı 3 ciltlik kitapta bunların cevabının olduğunu söylemiş. Yanlış yorumlanacak hiçbir şey de söylemeden toplantıdan ayrılmış.
Olaylar ve söylenenler bu kadar net ve açıkken, bu tartışmalar da neyin ve kimin sesi acaba?
Sevgili dostlar, AK Parti ve Saadet Partisi yöneticileri, bu partilere gönül verenler, Lütfen Türkiye tarihine malolmuş bir lideri sıradan bir siyasî isim gibi değerlendirmeyin ve kendi siyasî ihtiraslarınıza alet etmeyin. Sayın Necmettin Erbakan sadece siyasî bir lider değil, O her vatansever milliyetçi Müslüman insanlar için bir bayraktır. Bu konuyu siyasî kaygıları göz önüne alarak değerlendirirseniz, o zaman en büyük kötülüğü sizler yapmış olursunuz.
Birlikte Rahmet Vardır
Ayrılıkta Azap Vardır
www.hakimiyet.com