Yazdır

Mesajınız Var

Telefonuma mesaj geldiğini hatırlatan sesi en çok duyduğum, duymaktan mesrur olduğum günlerdendir Kandiller. Mesajı açıp okuduğumda, bir dostun, gönlüme bir dua notu düşer. “Beni de unutma.”der… Bir mesaj; dudaklarda bir tebessüm, dilde bir dua, kalpte bir sevgi olur...

Kandil geceleri, hepimizin telefonlarının mesaj kutularının dolup taştığı özel anlardan en önemlisidir. Güzel sözlerin, içten temennilerin ardından, “kandilin mübarek olsun” cümlesini okur; muhabbet dolu bir kabulle mesaja mukabele ederiz. Pek çoğumuzun sadece “kandilleşmek” şeklinde nitelendirdiğimiz “Kandilin Mübarek olsun” ibaresinin ne demek olduğunu; bereketlenmesini istediğimiz, kutladığımız Kandil kelimesinin nasıl bir mana ifade ettiğini; bu özel günlere neden “Kandil” adı verildiğini hiç düşündünüz mü?  Aklımın ve kalbimin bu soruya verdikleri cevabı, kalemim şu dört kelimeyle özetliyor: Kandil, aydınlıktır… Güvendir… Korumadır… Kandil, hayattır…

            Eskiden kandiller, karanlık gecelerde, karanlık odaların duvarlarında hayata dair titrek duygular yaşatırdı… Tüm yüzler ona döner, bütün gözler ona teveccüh ederdi. Odadaki kasveti titrek ışığıyla dağıtmaya çalıştığı gibi, gönüllerdeki sıcak duyguların da kaynağıydı. Işığını besleyen, aydınlığının yaşam kaynağı olan yağı bittiğinde; hayata dair duyguları diri tutan şavkı yavaş yavaş söner, gönüllere buz gibi bir karanlık yayılırdı. Güven duygusu, yüreklerinden sessiz bir bulut gibi çıkar giderdi… Emin oldukları tek şey, ellerini uzattıkları zaman dokunabildikleriydi. Ondan gayrisi, etraflarını çepeçevre saran, tam bir bilinmezlik çemberiydi. Hiçbir şeyden habersiz; sağından solundan, önünden ve arkasından gelebilecek her türlü tehlikeye karşı savunmasız bir şekilde kalakalmışlığın çaresizliğini yaşarlardı. Kandile yağ dolduran ve kibriti çakan bir el, tüm gönülleri kaplayan kara duyguları sıcak bir nefesle uzaklaştırır; gözlerdeki endişeyi güvene ve umuda dönüştürüverirdi.

            İdrak etmekten aciz olduğumuz bu mübarek günlerde, manevi dünyamız aydınlansın diye Kandiller hediye edilmiş bize… Günah, isyan ve hatalarımızla kararan kalplerimizin nurlanması için sunulan bu kutlu günler, manevi aydınlanma fırsatlarımız olmalı.  Regaip Kandili imana, ibadete, ihlâsa yönelmede bize ışık tutmalı. Rabbimize kul olabilme yönünde duygularımızı beslemeli. Bir aşk ateşi yakmalı gönlümüzde… İman ışığımız, yüreğimizin en korunaklı bölgesinde güçlü bir şekilde yanmalı… Ve o ışık, tüm bedenimizi sarmalı... Aydınlığı ibadetlerimize yansımalı… Bu gönül aydınlığımız da, gözlerimizi ve simalarımızı aydınlatmalı...

            Miraç Kandili, Rabbimizle beraberliğin sıcaklığını hissettirmeli bize. Hiç şüphesiz bir nur olan namaz, bizim hayatımızın da, ışığı olmalı. Huzura dururken hissettiğimiz huşu, tüm uzuvlarımızı kaplamalı. Secdeye kapandığımızda kalbimizde yanan aşk ışığı, bir nur olup arşa yükselmeli meleklerin eliyle… Pırıl pırıl Rabbimize sunulmalı. Rabbimizin katında kabul gören bu namaz, bir mağfiret ve hoşnutluk yağmuru olup, başımızdan aşağı yağmalı… Bizi günahlardan ve kötülülüklerden arındırmalı.

            Beraat Kandili, bir dirilik ateşi yakmalı bilincimizde. Hesap vereceğimizi unutturmamak için… Amel defterlerimizin başucuna diktiğimiz bu kandil, yapıp ettiklerimizi bilinçaltımızın karanlıklarına gömmemize müsaade etmemeli. “Kitabını oku” Hitabı İlahisine muhatap olmamadan önce, kitabımızı hep göz önünde tutmamızı sağlamalı. Bize tövbeyi, göz yaşıyla af dilemeyi, bir daha hatalara düşmemek için söz vermeyi unutturmamalı.

            Kadir Gecesi, kısacık bir ömre ömürler sığdırabilecek bir ihlâs kandili yakmalı. İbadetlere keyfiyet kazandıracak kalp bilincini geliştirebilmemizi öğretmeli bize. Kur’ana aşkla sarılmanın sıcaklığını hissettirmeli gönlümüze… Hayatımıza bir Kur’an Kandili yakmalı. Sıratı Müstakimde ilerlerken önümüzü aydınlatacak tek ışık olan Kur’anı okuma, anlama ve yaşama bilinci, iman hayatımızı aydınlatmalı. Bağışlanma arzusuyla gözyaşları döktürmeli. Tıpkı bir mumun yandıkça eriyip tükenmesi gibi, pişmanlık ateşiyle günahlarımız yok olup gitmeli.

             Ne mutlu gönüllerinde bu ışıkları yakabilenlere… Tozu dumana katan bir fırtına gibi manevi hayatımızı alabora eden dünya zevklerine karşı, bu kandillerini yanık tutabilin yiğit insanlara ne mutlu. Mübarek olsun kandilleri… Mübarek olsun ışıkları… Mübarek olsun kalplerini ve yüzlerini aydınlatan nurları…

www.hakimiyet.com