Türlü hileli yollar ve kanunsuz işlerle soygunculuk yapmak, çok yönlü haydutluk sergilemek, yol kesicilik ve eşkıyalık gibi fiiller gerçekleştirmek şekavet olarak bilinir.
Suçsuz yere ve bir hiç uğruna adam öldürme, masum bir cana kıyma veya bunlara benzer ağır suç işleme gibi eylemler gerçekleştirenler cinayet failidir. Hıyanet ise; kutsal sayılan şeylere saldırıda bulunma, kötülük etme, hainlikte bulunma verilen emaneti çeşitli şekillerde zayi etme ve vefa duygusundan mahrum gibi manalara gelen hainlik, hemen hemen toplumların her kesiminde zaman zaman rastlanan çirkin bir fiildir.
Zamanımız dünyasında hem kendi ülkemizde, hem de pek çok ülkede yaşanan ve zaman zaman su yüzüne çıkan şekavet, cinayet ve hıyanet olayları; bir toplumu derinden yaralayan ve insanları dil hun eden çok menfur, nefret edilen, iğrenç ve bayağı fiillerdendir.
İnsanların yok yere, gayri meşru ve gayri kanunu şekillerde canlarına veya mallarına kasteden hile ve hudanın her türlüsüne tevessül etmekte en ufak beis görmeyen, dağa çıkan, yol kesen, cinayet şebekelerine karışan, onlara yardımda bulunan veya yataklık yapan, böylece insanlık dışı eylemler gerçekleştiren bireyler ve gruplar, hem kendi toplumlarından, hem de özgür ve medeni milletler tarafından haklı olarak dışlanırlar.
Hiçbir dinde, ilahî özellik taşıyan hiçbir kitapta, hiçbir ülkenin kanunlarında, hiçbir milletin geleneğinde, göreneğinde ve ananesinde, hiçbir demokratik ve özgür ülkenin kültüründe aklı başında hiçbir ailenin ve bireyin hayat tarzında şekâvete, cinayete ve hıyanete asla yer verilmez, bunlar kesinlikle meşru sayılmaz.
Bilhassa dinine bağlı, ilahi emirleri ve yasakları baş tacı yapan fertler ve toplumlar başkalarına zarar vermekten, insanların, hatta hayvanların bile hak ve hukukunu çiğnemekten, başkalarını hor ve hakir görmekten, helal ve haram kavramları karşısında şüpheye düşmekten son derece sakınan, böylesine konularda gerekli hassasiyeti gösteren insanlar şekavet, cinayet ve hıyanet şüphesi olan her türlü fiillerden imkan nispetinde uzak kalmayı hayatlarının önemli bir parçası kabul ederler.
Milletine, memleketine, ülkesinin insanlarına zarar vermek veya bu hususta fırsat beklemek cahiller ile dinden, diyanetten uzak kimselerin işidir. Hem cinslerine, yahut ta ülkesine zarar-ziyan vermenin hesabı içinde olan zavallılar, süfli yaratıklar, acizler mutsuz ve şaşkın bir hayatın kulu-kölesi olarak ömürlerini perişan etmektedirler.
Bu yaşam, bu ömür ve bu hayat; iyiliklerle, güzelliklerle, topluma faydalı işler yapmakla, herkese karşı sevgi ve saygı duyguları beslemekle değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Şerre alet olanlar, şekavet, cinayet ve hıyanet şebekeleriyle içli-dışlı bir hayatı paylaşanlar haklı olarak toplumda, hatta en yakınlarından bile dışlanırlar.
Yaratıkların en ulvisi, en mükerremi ve en üstünü olan insan; basit ve bayağı şeylerle değil, her açıdan beşeriyete ve çevreye yararlı işlerle meşgul olmalı, ömür hazinesini bu açıdan değerlendirmeye tabi tutmalı ve imtihanı kazanmanın yollarına baş koymalıdır. Şekavet, cinayet ve hıyanet gibi insanı alçaltan fiillerden ve eylemlerden mümkün mertebe uzak kalma mücadelesi içinde olmalıdır. Akıllı insan, medeni insan, milletini ve ülkesini seven insan, ulvi ölçülere riayet eden insan, hak-hukuk ilkelerine inanan insan, dini inançlara ve milli duygulara gönül veren insan; atacağı her adımın gerçekleştirmek istediği her eylemin hesabını önceden en doğru şekilde yapmalıdır.
www.hakimiyet.com