Yazdır

İslam’ı eleştireni de benim aklım almıyor

Şu kaide ve kural asla unutulmasın ki: “İnsan bilmediğinin düşmanı olur” ilahi dinlerin sonuncusu olan ve bütün hükümleri kıyamet sabahına kadar devam edecek bulunan İslam dini hakkında yeterli bilgiden mahrum olan bazı gafiller, bazı ümmiler ahkâm kesmekte, eleştirilerde bulunmakta, fetvaya yeltenmektedir.

Sanatçı geçinen birileri de her yılın Kurban Bayramı öncesinde tekrarlanan bir konuyu bu sene çok erken, hatta ramazandan bile önce gündeme taşımıştır. Efendim neymiş: “Hayvan keserek bayram yapan bir dini aklım almıyor!” diyen birisine biz de cevaben: “İslam’ı; yeterli bilgiden mahrum olanların eleştirilerini de bizim aklımız, yüreğimiz vicdanımız hiç mi hiç almıyor ve kabul de etmiyor.”

Kendi yaşadığı hayat tarzını din sayanlar, dini hükümlerin gerçeklerinden habersiz olanlar, İslam’ı ana kaynaklarından öğrenmeyenler, emirlerin ve yasakların bireysel ve toplumsal açıdan faydalarını ve zararlarını bilmeyenler veya ilahi hükümlere zaman zaman karşı çıkanlar her asırda ve her devirde var ola gelmişlerdir.

Yazımızın ilk paragrafında dedik ya: “İnsan bilmediğinin düşmanı olur” diye. Ulu orta konuşan, bilgi noksanlığıyla halkın karşısına çıkan, dinî mübin’e inanan büyük kitlenin haklı tepkilerini çeken kişiye evvel emirde Müslüman olup olmadığını sormak lazımdır. Zahiren Müslüman olduğu kabul edilen birinin yılda bir defa kesilen kurban gibi kuvvetli bir vacibe karşı çıkmasını anlamakta güçlük çekiyoruz.

Zaman zaman çıktığı gibi yarın birileri daha ortaya çıkarak: “Aç susuz kalarak oruç tutan bir dini aklım almıyor” diyebilir. Baylar ve bayanlar İslam dini hem nakil, hem de akıl dinidir. Bu gerçeği beyinciklerine sığdıramayan gafiller anlamaz.

Cenab-ı Hakkın her emrinde ve her yasağında fertlerin ve toplumun bizim bilip ve bilmediğimiz çok yönlü hikmetler mevcuttur. İyi düşünülecek, sosyal açıdan dünya üzerinde yaşayan beşeriyet ciddi bir incelemeye tabi tutulacak olursa, kurban bir hayvan katliamı değil, hem katliamı önlemek, hem de et gibi bir nimeti et yüzü görmeyen fakir-fukaranın sofrasına yılda bir defa olsun servis yapmaktır. Bu gerçeklerin yanında Müslüman Allah’ın emrine itaat ederek kurban keser. Bu bir inanç ve iman meselesidir. İsteyen inanır kurbanını keser ve ilahi emri gönül huzuru içinde yerine getirir, istemeyen ve inanmayan da kesmez. Bu hususta da herkes serbesttir. Ancak uluorta konuşmak ve yazmak Müslümanları üzer, rahatsız ve dilhun eder.

Herkesin anladığı kendi kafasının ve gönlünün kabul ettiği hiçbir din yoktur. Bu, o zaman ve o haliyle din olmaktan çıkar. Hüküm koymak veya konulmuş bulunan hükümleri değişikliğe uğratmak hiç kimseye verilmiş bir hak değildir.

Yılın belli bir gününde, hali vakti ve ekonomik gücü yerinde olan her Müslüman şartları belirlenen bir hayvanı Allah rızası için keser. Bu ilahi emirüküm ko, aralıksız olarak on beş asırdan beri devam edip gelmektedir. Hiçbir Müslüman da kurbanı katliam olarak değerlendirmez. Yaratanımızın emrini yerine getirmiş olmanın sevinç ve neşesini yaşar. Fazla söze ne hacet! Kurban bir ibadettir.

www.hakimiyet.com