Yazdır

Sınavlarda Yaşamak

Bugün deneme sınavı var. Bir okulda gözetmenim; ilköğretim dört ve beşinci sınıflardan oluşan bir salonda. Mini minnacık; pırıl pırıl ve çakmak gibi gözleriyle bakıyor her biri.

Özenle kalem, silgi, şeker ve su şişelerini masalarının üzerine dizmişler. Cevap kâğıtlarını dağıtıp kodlama yapmalarını bekliyorum. Hepsi kırk yıllık uzmanmış gibi yumuluyorlar kâğıdın üzerine; belli ki ilk kez sınava girmiyorlar.

Hepsi soru kitapçığını alır almaz kendilerince öncelik verdikleri bölümleri açıp koyuluyorlar soru çözmeye. Zaman ilerledikçe sular birbir açılmaya, şekerler ağızlara atılmaya başlıyor. Hepsi yaşlarının üzerinde bir disiplin ve uğraş içerisinde. İnsan bu minik yavruları böyle görünce düşünmeden edemiyor: “ Oyun çağındaki çocuklara bu kadar yük ağır değil mi?” diye. Bu yaşta böyle sorumluluklar yüklenip, evlatlarımızın ezilmesi doğru mu? Bu sınavlar birinci olan içinde, sonuncu olan içinde; hülasa hepsi için bir felaket. Çünkü aileler hep yarıştırıyor çocukları; gelecek sınavda komşunun kızının önüne geçmesini, birkaç puan daha yükselmesini istiyorlar. Birinci unvanını kaybetme korkusuyla uykusuz, sonuncu ise yenilmişliğin ve yediği azarların tesiriyle şokta.

***

Bir öğrencim var; Gizem. Gizem altıncı sınıf öğrencisi ve sınıfının birincisi. Okulun hafta sonu açtığı kursa da geliyordu ama son zamanlarda dersime gelmemeye başladı. Sokakta dolaşırken karşılaştım onunla, sarılıp öptüm. Derslerime niye gelmediğini sorduğumda ise cevabı oldukça manidardı:
- Hocam bunalıyorum, bunalıyorum. Okulda ders, okuldan sonra İngilizce kursu; hafta sonları da hem dershaneye gidiyorum hem de sizin kursunuza geliyorum. Hocam dayanamıyorum artık, bunaldım…

 Kendi hallerine bıraksanız sokaklarda, parklarda gönüllerince oynayacak çocuklara bu esaret neden? Esaretin nedeni hem aile, hem öğretmen hem de okul idarecileri galiba. Şimdi bu kimselerin tamamına sormak gerekir: Siz bir çocuğun birinciliği kaybetme korkusunun nasıl bir şey olduğunu bilir misiniz? Sadece ilköğretimin ilk üç sınıfında değil, bütün sınıflarda not ve sınavlar kaldırılmalı. Bu çocuklar her şeyin üstünde insandır; insan. Çocukluklarını sınava girip not alarak geçirmemeli.

Çocukken çocukluğumuzu, gençken dünyanın altını üstünü; ihtiyarken de tevazünün derinliklerini yaşamak en doğru olan değil mi? Ama bizim hayatımızın her evresinde bir telaş ve bir mutsuzluk hâkim. Hayatta mutlu olmak, insanca yaşamak bu kadar zor olmasa gerek. Çocukken meslek edinmek, gençken ev bark almak, ihtiyarlıkta ise çoluk çocuğa gelecek kurmak için uğraşıyoruz. Peki, nerde kaldı senin ömrün; yaşaman? Birkaç vakit sonra ise göçüp gidiyorsun bir başka âleme.

***

Yeni bir düşünce sistemi içerisinde yeni bir hayat tarzı harmanlamanın vakti çoktan gelmedi mi artık?

www.hakimiyet.com