Yazdır

Yokluk âleminden varlık âlemine

İslam dininde vuku bulan hadiseleri ve sürekli şekilde iç içe olduğumuz olayları, bunların durumunu genel hatlarıyla düşünmek, tefekkür etmek en önemli ibadettir.

Cenab-ı Hakk’ın bütün insanlığa hitap ettiği ayetler karşısında diyecek söz bulamayan bazı gafiller, bazı taş kalpli ve taş kafalılar ile bazı geri zekâlılar ve kuş beyinliler ancak inkar ve itiraz yolu seçerler. Yoktan var edildiklerine, bir damla pis sudan (meniden) yaratıldıklarına inanırlar da öldükten, çürüdükten ve toprak haline geldikten sonra tekrar var edilmeyi yani diriltilerek hesaba çekilmeyi bir türlü kabule yanaşmıyorlar. Allah (CC) Bürüc Suresi 13 ncü ayetinde şöyle buyurur:

“Çünkü yoktan var eden ve yok ettikten sonra tekrar var edecek olan O’dur. Ve Bürüc Suresi’nden sonra gelen Tarık suresi 8’nci ayeti kerimesinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Elbette Allah, onu (öleni) yeniden diriltmeye gücü yetendir!” Bunda şüpheye düşenler, inkar yoluna sapanlar ve bunu imkansız görme gafletine kapılanlar önce kendi yaratılışlarına, sonra semavata bakarak biraz düşünseler gerçeği anlamada bir adım atmış olurlar.

Ve Gaşiye Suresi 25 ve 26 ncı ayeti Celilelerinde –mealen- şöyle emri ferman buyurur:

“Muhakkak onlar dönüp-dolaşıp bize geleceklerdir. Onları hesaba çekmek de bize aittir” İnsan nerede nasıl ölürse ölsün, ister denizlerin azgın sularında, ister toprak altında, ister kurtlara-kuşlara yem olmuş şekilde ölürse ölsün herkes mutlaka hesaba çekilmek üzere yaratanın yüce huzurunda toplanacaklardır. Bunun istisnası yoktur.

Ölüm, yok olup gitmek değil, yepyeni ve değişik olan ebedi hayata yolculuk yapmaktır. Kabirdeki soru-suali, kıyameti, sıratı, ilahi adalet önünde hesaba çekilmeyi, sonunda da cennet ve cehennemi inkar edenler; yoktan nasıl yaratıldıklarını, insan olarak dört başı mamur bir üstün varlık haline getirildiklerini ciddi şekilde düşünmüş olsalar, gelmesi muhakkak olan öbür alem hakkında en ufak şüpheye düşmezler. Fakat bir inat, bir yanlış görüş ve katı bir kural nedeniyle hak yola gelmeyi nefislerine yediremiyorlar ve dönmüş oldukları küfür bataklığından bir türlü kendilerini kurtaramıyorlar.

Beled Suresi 19 ve 20 nci ayeti kerimelerinden Rabbimiz-mealen-şöyle buyurmaktadır:

“Ayetlerimizi inkar edenlere gelince işte onlarda mutsuzlardır. Onlara, her tarafı kapalı bir ateş içinde azap vardır” Şems Suresi 9 ve 10 ncu ayetlerinde ise şöyle buyrulur:

“Nefsini, günahsız ve temiz tutan mutlaka felah bulacak, onu kirletip gömen de şüphesiz zarara uğrayacaktır.” Ve Duha Suresi 4’ncü ayetinde de -mealen-şöyle buyrulur:

“Ve senin için gerçekten öteki dünya bu dünyadan daha hayırlıdır.”

Ayetlere kulak vermeyenler, hadisi şeriflere aldırış etmeyenler, yokluk aleminden geldiklerini, gözleriyle gördükleri için kabul edenler yeni bir varlık alemine yolculuk yaptıklarına bir türlü akıl erdiremiyorlar. Gerçi münkirlerin, hadiseleri inkar edenlerin beyincikleri bu gerçeği, bu hakikati kabule yeterli değildir.

Şimdi de Zilzal Suresi’nin tamamı olan 8 ayetin meallerin okuyalım:

“Yeryüzü şiddetle sarsıldığı zaman ve yer ağırlıklarını dışarıya çıkardığı zaman ve insan (Ne oluyor bana?) dediği zaman, o gün yer, bütün haberlerini anlatır! Çünkü Rabbin ona öyle emretmiştir. O gün insanlar, amellerinin kendilerine gösterilmesi için, mahşer meydanına bölük bölük çıkacaklardır. Her kim zerre miktarı bir hayır işlerse onu görecek, her kimde zerre miktarı kötülük işlerse onu görecek!” Yokluk aleminden varlık alemine yapılan bir yolcudur her insan!

www.hakimiyet.com