Yazdır

Köy Öğretmenleri

Bütün Türkiye’yi 25 yıl dolaştım. Görmediğim il ve ilçe kalmadı, ama bütün köylere gidemedim. 25 yıldır bütün hükümetlerin köyü ve köylüyü kalkındırmak için çalıştıklarına şahit oldum.

İlkokullarda öğretilen Ahmet Kutsi Tecer’in bir şiiri vardı:

 

Orda bir köy var uzakta

O köy bizim köyümüzdür

Gitmesek de tozmasak da

O koy bizim köyümüzdür

 

Yönetici olarak böyle düşünmememiz gerekir çünkü gitmediğin, görmediğin köy senin değildir. Gideceksin, göreceksin, o yaşantıyı görüp değerlendireceksin. İşte o zaman o köy senin köyün olacaktır.

Bütün Türkiye’yi 25 yıl dolaştım. Görmediğim il ve ilçe kalmadı, ama bütün köylere gidemedim. 25 yıldır bütün hükümetlerin köyü ve köylüyü kalkındırmak için çalıştıklarına şahit oldum. Ama bir gerçek var ki bu çalışmalar köylüyü tamamen kalkındıramadı. Hâlâ yolsuz, susuz, elektriksiz köylerimiz vardır. Köylünün gözü kar ve yağmurdadır. Bunlar az veya hiç olursa köylü kara günleri yaşar. Hayvanına yem bulamaz, bütün geliri toprakta Olduğu için aç ve sefil 0 yılı geçirir. Bir atasözümüz vardır: ‘çiftçinin gözü gökyüzündedir, Karardı mı sevinir, açıldı mı üzülür’ diye. Bu söz çiftçiyle gökyüzü arasında ki irtibatı gösterir.

Gelelim köy öğretmenlerine bunlar işte 0 köyü hizmet götürmek isteyen memleket sevdalısı kişilerdir. O hizmette yetiştirilmiş hizmet erleridir. Eğitim fakültelerin bitirerek bu göreve talip olmuşlardır. Evdeki yaşantıları ile köydeki yaşantıları başkadır. Bu öğretmenler içinde hiç köyde yaşamayanlar var, köyden gelip geçenler var ve köyde yaşayıp o muhite alışanlar var. Bunların köy yaşantıları için düşünceleri farklı olmasına rağmen hizmette varışan şerefli insanlardır. Köyde hiç yaşamayanların susuz, yolsuz, ışıksız köylerde hizmet yapmaları onlar için zordur. Ama alıştıkları zaman oraları hiç unutamazlar.

işte köy hizmeti büyük ve şerefli hizmettir. Çünkü ilk okumayı, ilk yazmayı memleket, bayrak ve insan sevgisini o öğretmenlerden alırlar-Onlar diğer öğretmenlerle birlikte ilmin ilk ışığı ve ilk basamağıdır. Köyü ve köylüyü kalkındırmak için can atarlar. Gözleri ışık saçan, hizmete koşan bu öğretmenleri her zaman için korumak ve kollamak vazifemizdir. Hz. Ali’nin ‘Bana bir harf öğretenin kölesi olurum’ demesi ilmin ve bilimin ışığı bütün öğretmenlerimize şükran borçluyuz. Hükümetimiz bu konuyu değerlendirerek sıkıntılar içinde hizmet veren köy öğretmenlerimizi bunun yanında diğer öğretmenlerimizin de maddi durumlarının iyileştirilmesi, onlara çok şeyler kazandıracaktır. Bu hususta hükümetlerimizin görevi büyüktür. Her şeyden önce köylere lojman kazandırılması köy öğretmenini ayrı bir değerde görecektir. Köye gelen öğretmen, dağda bayırda ev aramaktan kurtulacaktır.

Onlar köylüyle beraber yaşarlar. Köylünün üzüntüsüne, sevincine ortaktırlar

Benim lisede bir müdürüm vardı-Derdi ki: ‘Ben iki kişiye saygı gösteririm-birincisi hafızlar, ikincisi köy öğretmenleridir. Hafızlara Allah’ın kelamını ezberledikleri için saygım var, köy öğretmenlerine de her türlü zorluğu ve yokluğu yenerek severek hizmet ettikleri için saygılıyım.’Bundan dolayı bende müdürüme yıllar önce doğruları gördüğü için saygı duyarım.

 

Öyle köyler gördüm ki ev yok, su yok, yol yok. Hanım öğretmenleri dul kadınların yanına yerleştirmişler, erkek öğretmenler de köy odasında kalıyorlar. Tuvalet için cami tuvaletini kullanıyorlar. Banyo köy odasının arkasında. Buna hamamlık diyorlar. Kızdırma su ile yıkanıyorlar. İşte bu manzara gönüllere sızı değil mi? Bunun çözümü hükümetlerin değil mi? Bu öğretmenler memleket aşığı, kahramanlardır. Açlığa susuzluğa rağmen kendini köy çocuklarına adamış insanlardır. Hepsi şerefli ve gururlu insanlardır. Nevşehir Kız Öğretmen Okulunda görevli iken bakanlık son sınıf öğrencilerine bir genelge göndermişti. 3 gün içinde çalışmak istediğiniz vilayeti belirtin diye. Öğrencilerimiz saat 10’da bu isteği yerine getirdiler, ama duygulandıracak bir husus vardı. Sanki hepsi söz birliği etmiş gibi Türkiye’nin neresinde olursa olsun çalışırız diyorlardı. Bu cevap memleket aşkının, bayrak, toprak, insanı sevmenin özü ve ruhu değil mi? Acaba şu anda bu ruhu bulabilir miyiz?

öğretmenlerimiz eğitimin dışında köyün danışmanıdırlar. Hele muhtar ve imamla anlaşırlarsa hizmet zinciri büyür. Bundan dolayı köyün tek sorumlu kişileridir. Okul bahçesinin duvarından tavanına kadar köyün ve hayvanlarının hastalığına kadar el uzatırlar diş çeken, iğne vuran köy öğretmenlerini gördüm. Tıbben tehlikeli olmasına rağmen zaruretten bunları yapıyorlar. İşte bu yönden köy öğretmenlerinin işleri zordur. Allah onlara yardım etsin ama hükümetler onların haklarını versin.

Öyle fakir köylerimiz var ki köyde bakkal bile yok. Burada öğretmenin işi bir kat daha zorlaşıyor haftalık ihtiyaçlarını ilçeden alıp geliyorlar köy odasının arkasında pişiriyorlar. Geceleri bazı köylüler odaya oturmaya geliyorlar bertaraf duman içinde kalıyor. Dolayısıyla öğretmen gününü gündüz eğitimde gecede köylüyle birlikte çeşitli oyunlar Oynayarak geçiriyor.

Köyün en sevilen tarafı hava kirliliği ve gürültünün olamayışı bunun yanında halkın sıcak ilgisidir. Köy çocuklarının öğretmenlerine bağlılığı şehir çocuklarından daha fazladır.

Bu konuda şairler çok şeyler söylemişlerdir.

 

Şair Cahit Külebi de köy öğretmenleri için şöyle diyor;

 

Siz kara göklerin yıldızları

Işıtın yurdumuzu sabaha kadar

Ama düşe kalka, ama yiğit, ama umutlu

Alın benim gönlümden de o kadar.

Ve onlar saçları uzamış çatlak ellerine çıkınlar

Üç dört saat ötelerden

Yorgundur sessizdir akınları

 

Velhasılı köy öğretmeni sorunlarla doludur. Bu sorunlara ortak olarak çözmeliyiz bu problemleri.

 

 

www.hakimiyet.com