Ramazanda bize özgü durumlar vardır. Bunlardan en önemlisi de medyanın bir anda dindarlaşması. Açıkça söylemek gerekirse ben medyanın dindarlaşmasından rahatsız değilim.
Çevremde yana döne medya dindarlaşmasından rahatsızlığını anlatanlara pek hak verdiğim söylenemez.
Bana sormadıkları sürece beni ilgilendirmiyor ama sorunca söylüyorum;
Ramazanda iki şeyden uzak durmak gerektiğini:
- Dört beyazın mideye inmeyeninden
- Özünü kaybetmiş ateşten
Doğrusunu söylemek gerekirse ateş özü itibari ile kötü değil ama ne yaparsınız. Eski popülaritesi kalmamış. Bu günlerde medyada kendine bir aylığına da olsa iş bulmak kolay değil.
Beyaz eti kurban yapan beyaza gelince, onu kendi haline veya Bayraktar’a bırakmak en iyisi.
Ramazan gelince özellikle ulusal medyanın dindarlaşması, henüz din kokusu bile girmemiş evlere dinden esintiler götürmekte ve bu tür ailelerin fertleri ve özellikle çocuklarının dile tanışmalarına vesile olmaktadır.
Tv’den gazeteye, mahallesinden çarşısına her baktığı yerde dinin izlerini aralıksız gören insan öyle veya böyle bir gün mutlaka dinle bir diyaloga girecektir ki girmektedir.
Bir çok çocuk ilk dine bilgisini ne aileden ne mahalle hocasından nede okuldan almaktadır.
Şahit olduğum birçok olayda bana net bir şekilde anlatmıştır ki; dinin herhangi bir argümanının giremediği evlere liberalizm dinin tam doğrularının olmasa esintisini götürebilmiştir.
Oturduğu yerden ahkâm kesen ve medya dindarlaşmasından rahatsız olanlar belki o sevmedikleri medya kadar dine hizmet etmemişlerdir.
Genel şikâyet konusu medyanın oluşturduğu iddia edilen kafa karışıklığı, ben böyle eleştirilere kafa varda karışıyorsa ne mutlu diyorum. Üstelik amacım sadece şaka yapmak değil. Kafa karışıklığı sanıldığı gibi bütünüyle kötü değildir. Kafa karışıklığı amaca hizmet ettiği varsayılırsa bilimsel ilerlemenin de temelini oluşturur.
Dindarlığı her türünü hatta ticari olanını bile saygı ile selamlıyorum. Nasılsa bir gün gelip onlarda yaptıklarının hesabını verecekler.
www.hakimiyet.com