Mübarek Ramazan ayı bütün iyilikleri ve güzellikleriyle devam ediyor.
Hak’ka ve hakikate yürekten inanan Müslüman orucu Allah’ın kesin emri olduğu için tutar. Farz ve yaratanımızın emri ilahisi olan oruçta insanların bilip-bilmediği pek çok hikmetler ve menfaatler vardır. Gerçek inanç sahibi Müslüman orucu Allah’ın emri ve kulluğun görevi olarak yerine getirir.
Oruç, sabahtan, akşama yani sahurdan iftara kadan aç-susuz kalmak ve cinsi münasebetlerden uzak bulunmak değildir. Elbette oruç tutan her Müslüman bunlarla beraber açlığın ve susuzluğun ne demek olduğunu nefsinde yaşayarak garipleri, fakirleri, sofralarında bir kuru ekmek bile bulamayan fukaraları ve yoksulluk içinde kıvır kıvır kıvrananları düşünecek, onlara karşı gönlünde yardım duygusu daha fazla gelişme imkanı bulacak ve nefis eğitiminin önemini bizatihi yaşayarak anlamış olacaktır.
“Oruç cehennem ateşine karşı bir kalkandır.” Müslümanlar farzı ayn olan ramazan orucunu hakkıyla tutmakla böylesine manevi bir kalkana sahip oluyor demektir. Oruç tutmayanlar, orucu yalnızca aç ve susuz kalmaktan ibaret sayanlar; orucun cehenneme bir kalkan olduğu gerçeğini elbette bilemezler ve anlayamazlar.
Cenab-ı Allah (CC) farz kılmış olduğu oruç ibadetiyle kullarını bir taraftan başa gelmesi her zaman için ihtimal dahilinde olan zorluklara, yokluklara alıştırıyor, öbür taraftan da en güzel şekilde nefsin eğitilmesi metodunu uygulamaya koyuyor.
Oruç sayesinde pek çok insan bazı kötü ve İslam dışı alışkanlıklarını terk edebiliyor. Başta sigara, alkollü içki ve çeşitli isimler altındaki uyuşturucular olmak üzere insan vücuduna beynine ve bedeninin her organına zarar veren kötü alışkanlıklar her ramazan ayında önemli ölçüde azalma kaydediliyor. Trafik kazalarında da, dövüş ve kavgalarda da ve emniyet güçlerini ilgilendiren olaylarda da mübarek ramazan ayında diğer aylara nazaran düşüş söz konusudur. Yapılan açıklamalar bu hakikati ifade etmektedir.
Camileri tıklım tıklım dolduran Müslümanlar huşu içinde kılmış oldukları beş vakit namazları ile teravihler ve yardımlaşma-paylaşma geleneğinden yaşanan artışlar, her Müslüman’a daha değişik bir huzur iklimi ve ortamı hazırlamaya vesile olmaktadır.
İftar sofralarının başında ezanın okunmasının veya topun atılmasını beklemenin apayrı bir heyecanı olduğu oruç tutan her Müslüman’ın malumudur. Helalinden kazanılmış çeşitli gıda maddeleri önünüzde dururken vakti-saati gelmeden onları yiyemezsiniz! İllaki o günün iftar saati beklenecektir. Bu durum her oruçlu olan Müslüman için ilahi bir nefis terbiyesi ve ciddi bir eğitimdir. Oruçlu olan mümin, sabahtan akşama kadar öz ve helal gıda maddelerini yiyemez. Orucunu tutan her Müslüman’ın yaratanımız ile bir anlaşması, bir mukavelesi varda ondan dolayı saati gelmeden helal kazancımızı bile yiyemeyiz.
Oruçta bizim bilip-bilmediğimiz çok büyük ve sayısız hikmetler vardır. Oruç, zenginlere ekonomik güç sahiplerine fakirlerin ne demek olduğunu ve aynı zamanda yardımlaşma ve paylaşma fikrinide anlatır. Böylece hem ihtiyaç sahibi fakir-fukaralar ile onlar arasında köprü vazifesi gören çeşitli hayır kurumları da bu ayda yardım imkanına kavuşmuş olur. Ramazan ayı, insanların pek çoğunu cömertlik denilen vermeye de alıştırır.
Oruç tutarken, zekat verirken, namaz kılarken ve her türlü ibadetleri ifa ederken hep Allah rızasını düşünecek, onu ön planda tutmayı alışkanlık haline getireceğiz. Bütün ibadetler ilahi emir olduğu için yerine getirilir. Bütün bu gerçekler doğrultusunda tutulan oruç, kılınan namaz ve verilen zekat ile her türlü ibadetler insan için en güzel nefis terbiyesidir.
www.hakimiyet.com