İnsan hayatında doğumundan ölümüne kadar geçen sürede başına olmadık işler, felaketler, hastalıklar, kazalar, bela ve musibetler, iş adamı ise iflaslar, daha pek çok durumlar gelebilir.
Bu saydığımız durumlar sağlıklı ve zengin itibarlı kişileri bir anda fakru zaruret içine düşürebilir, çevresinde eş ve dost akrabalar bir anda terk edip bir başına kalmış
Çaresizlikler içinde bir yaşam sürmeye başlayabilir pekâlâ.
Doğuştan gelen sakatlıklar, hastalıklar kişileri bir başkasına bağımlı ve yatalak hale getirebilir ve sahip olduğu tüm ekonomik kaynaklarını tüketmiş, birilerinin yardım ve desteğine gereksinim duyacak şekilde bir yoksunluk halini yaşayabilir.
Hayatın zindan olduğu günlerin geçmediği, gecelerin tükenmediği zaman dilimlerinde kapıya bakarak kadar yaşamak kadar kötü bir durum olmasa gerek…
Tüm bu saydığımız olumsuz hallerde insanlarımızın yardımına kişinin çevresindeki dernek ve vakıflar koşar. Bu insanların dertlerine deva, hastalıklarına şifa olan bu dernek ve vakıflar sosyal devletin yapamadığı hizmet ve tedavileri yaparak bir boşluğu dolduruyorlar.
İnsanımızın en belirgin özelliklerinden biriside ihtiyaç ve muhtaç durumdaki insanlara yardım ve desteğini esirgemeyişidir. Bu hasletleri ona bir vakıf ve dernek çatısı altında bir araya gelmeyi ve böylece yapılacak hizmetin büyümesini, bereketlenmesini arzu eder. Bu vakıf ve dernekleri izler eğer ki, doğru dürüst çalıştığını görmüşse elindeki ve avucundaki her şeyini bağışlar. İlimizde bile kendi yaşadığı evi bağışlayan yüzlerce insan biliyorum. Şu mübarek günlerde böylesi yardım ve destekler zirve yapar, birçok yavrucuğun kursağına yemediği yiyecekler ulaşır, giymediği giyecekler onu sevindirmeye yeter de artarda. Deniz feneri derneği de bu kapsamda bu topluma mal olmuş ünü dış memleketlere kadar yayılmış bir yardım organizasyonu iken, bu mübarek günlerde, bu derneği Alman savcıları ve maliyesi takip edip, yaptığı hizmetleri mahkum etmek gibi bir tavır içerisine giriyor.
Buradan sormak lazım? Yıllarca bu derneğin ve diğer derneklerin çalışmalarını çok yakından takip ediyordunuz, nefes alışını bile duyuyordunuz da, şu günlerde mi aklınız başınıza geldi. Burada bir oyun var gibi gözüküyor? İslam dininin mukaddes günlerinde zirve yapan bu iyilik hizmeti bilerek sekteye uğratılsın mı isteniyor. Her kurum ve kuruluşlarda hizmeti bi hakkın yerine getiren /getirmeyen suiistimal eden bulunur. İnsanın olduğu yerde mezhebi /meşrebi ne olursa olsun kanununa, ahlaka aykırı davrananlar olabilir. Bu sorumlular hem bu dünyada hem öbür dünyada cezasını çekmesini isteriz. Tüm bu olumsuzluklara karşın böylesi yardım ve hizmet üreten vakıf ve derneklerin devam etmesi, böylesi tariz ve suçlamalardan uzak tutulması en büyük dileğimizdir. Çok değil 5-10 yıl önce idi Kızılay derneği yöneticileri Kızılay’ı kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda idare etmişler ve bu durum kamuoyunda tepki toplamıştı. Şimdi Kızılay’ı kapatalım mı? Yardım kuruluşları böylesi bir iç olumsuzlukları yaşayabiliyor ama böyle oldu diye o kuruluşları hepten yok etmek yerine daha şeffaf hale gelecek organizasyon haline gelmesi için, devlet olarak hangi yolu gösterdik, ne yardımda bulunduk? Şu günlerde milyonlarca insanın yardımına koşan bu kuruluşları kınamak, mahkûm etmek yerine revizyona tabi tutmak, kötü niyetli insanların etkisinden kurtarmak en güzel yol ve yöntemdir. Bir başka husus da yardım yapanların bu kuruluşları denetlemeleri ve yapılan çalışmalara nezaret etmemelerini de verebiliriz. Eğer ki, birazcık denetim ve takip olsun bu kuruluşlar daha iyi hizmet üretirler, daha çok kişi bu çeşit yardım faaliyetlerine katılırlar. Toplum hayatındaki dengesizlik ve adaletsizlik bir nebze olsun giderilmiş olur.
www.hakimiyet.com