Feneri doğru okuyabilmek Aragones’in işi ..Feneri, doğru tutabilmek kendine bu işi yakın görenler, bu işin kendilerine biçilmiş kaftan olduğunu bilenlerin. Peki (varsa) Deniz Fener’indekileri temizlemek kimin işi?
Emre Bölezoğlu’nu bilirsiniz… Fenerbahçe’nin vazgeçilmez futbolcusu. Bakmayın, geçtiğimiz akşam Porto maçında döküldü, ayrı mesele. Aynı Emre bir zamanlar Galatasaray için ter döküyordu ve o zamanlar babası, “doğuştan Galatasaraylı” diyordu, şimdi de aynı şeyi Fenerbahçe için söylüyor. Ama şurası bir gerçek Emre, Milli Takımın vazgeçilmez futbolcusu ve hala da Galatasaray ve Fenerbahçe arasında paylaşılamamaktadır.
Bütün bunları niye anlattım biliyor musunuz? Hayır… Bugün futboldan bahsetmeyeceğiz. Ben ne anlarım futboldan ama iyi bir seyirciyim.”Keçinin yemediği ot başını ağrıtır” derler ya aynen öyle.
Son günlerde bir Fener davasıdır aldı başını gidiyor. “At izi it izine karışmış” Hıncal abi Fenerli Emre’ye, muhalefet (bu muhalefete Doğan grubu da dâhil) Deniz Fener’ine takmış, bir de Fener tutma işine takanlar var ki onlar zaten başlı başına bir vakıa…
Son olarak bir de Porto’dan vurgun yemesi, gözleri tekrar Fener’e (Fenerbahçe) çevirdi…
“Camdan yapılmış evde oturan, komşusunu taşlamaz.”
Fener bazen böyle kiminin önünü aydınlatır, kimini de karanlığa sürükler.
Ben Fener tut(!)maya hevesli değilim. Ama bazen de gerçekten kendi başıma yapamayacağım durumlar da vardır. Mesela, çok basit bir örnek vereyim, Ramazan ayında Oruç tutuyoruz değil mi? Ve fıtır sadakası vereceksem, her şeyden önce sadakaya layık yani gerçekten ihtiyaç sahibi olanı bilmem lazım gelecek. Diyelim ki böyle birileri etrafımda yok. Ne yapacağım? Herhalde bu konuda birilerinden destek alacağım… Artık o da desteğini alacağım insanın karakterine kalmış yani… Toplum olarak yaşamanın bir bedeli varsa, budur herhalde. Aynı televizyon ekranından erotik film de seyredebilirsiniz, dini film de… Yoksa siz ikisi için (sözümona) ayrı ekranlar mı hazırlıyorsunuz? Koca bir çınarda küçük bir dal çürümüşse, çınarı niye kesiyorsun?
Mantık ne biliyor musunuz? Muhalefetteyken sosyal devletçilik nerede? Tabi bunu sırf iktidarı kötüleyebilmek adına ve birçok garibanın sebeplendiği bu kapının belki bir daha açılmaması pahasına da olsa… Bunlar iktidara gelince ise mantık değişik bir hal alır, “her şeyi devletten beklemeyin”…Ama şu iyice algılanmalıdır ki, bir kapıyı bir daha açılmamak üzere kapatıyorsanız yerine yeni kapılar açmak zorundasınız. Açmıyorsanız işte o zaman,”toplumsal travmayı” yaratırsınız. Nerdeyse bütün dünya bizim öcü olarak görüp kaçmaya çalıştığımız Mandela ile Fethullah Gülen fikirlerini tartışırken bunu gelecek nesillere anlatamazsınız… Elleri kesmeden önce, kötü alışkanlığı hatırlatacak bütün yolları kesmelisiniz. Aksi takdirde o eller siz de de travmaya sebep olabilir bu meşgaleler…
Yaklaşık iki haftadır hem gazeteden hem de radyodan İl Milli Eğitim Müdürü Halil Şahin’e teşekkür ediyorum. Son aldığım bilgi ise bu teşekkürlerin hiç de boşuna olmadığının bir göstergesiydi.Orta öğretim projesi kapsamında Konya’ya Dünya Bankasından 300.000 Avro ödenek ayrıldığını bizzat İl Milli Eğitim Müdürü açıkladı.
Projelerden amaç; Genel, mesleki ve teknik orta öğretim sisteminin yeniden yapılandırılması, programlarının geliştirilmesi ve yenilenen programlara göre öğretmen eğitimi ile eğitim ortamlarının donatılmasıdır. Meslek Eğitimi Girişimleri Projesi (MEG) Dünya Bankası ve Milli Eğitim Bakanlığınca finanse edilen orta öğretim projesi kapsamında meslek eğitim programlarının kalitesini artırma ve ekonomik uygunluğunun geliştirilmesi amacıyla meslek okulları için rekabetçi hibe veren bir programdır. Bu program teknik işbirliğini kullanarak meslek eğitim kurumlarının kalitesini iyileştirmeyi ve meslek dersi öğretmenlerinin becerilerini ve niteliklerini geliştirmeyi amaç edinmiştir.
Bu arada, diğer bakanlıklardan MEB’na devredilen meslek liselerinin programlarını modüler anlayışla geliştirerek ve eğitim teknolojileri ile donatarak öğretmenlerin eğitilmesi, Milli Eğitim Bakanlığının kurumsal kapasitesinin geliştirilmesi, öğretmenlerin yabancı dili yaşayarak öğrenmesi ve etkin bir şekilde öğretebilmesi amacıyla İngilizce ve Almanca öğretmenleri ile meslek dersi öğretmenleri ve bakanlık personelinin meslek gelişimi ile ilgili eğitim programlarına katılmak amacıyla yurt dışına gönderilmesi hedeflenmektedir
Ve kazana gruplar da belirli sürelerle yurtdışına seminere gönderileceği açıklandı.
Konya’nın bilim merkezi haline getirilmesi konusunda atılan adımlardan dolayı Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ve Konya Sanayi Odası Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil’e teşekkür ediyorum
Allah aşkına siz söyleyin…
Fener tutmak mı…
Yoksa fenerle yol aydınlatmak mı?Konya’nın yaptığına bakılırsa feneri başkaları tutsun,biz önümüze bakacağız….
www.hakimiyet.com