Eski bir federasyon hakemi…
Mevzu açıldı bir kere… Ağız açıldı konuşacak…Ve konuştu. İyi ki de açtım ağzını…Çok da hoş oldu..
“Bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler”…Kavgaları, gürültüleri seyredelim mi? Boşverin o örnek alınacak insanlar ekranda kavga etsinler.
Neyse biz eski hakeme dönelim. Ta işe ilk başladığı günlerden anlattı. Nasıl Federasyon onaylı bir hakem olduğunu, evdeki ödül köşesini ve her gün o köşenin karşısına geçip saatlerce baktığını ve bundan büyük zevk aldığını söyledi.
Aslında söz nereden açılmıştı dersiniz?
Emekli hakemimizin oğlu bilgisayar bölümü mezunuydu ama bakkallık yapıyordu… Mevzu aslında buradan derken ta o meşhur düelloya kadar çıkmıştı. Niye böyle oluyor amca, diye sorduğumda, bana kendi mesleğinin kavramsal açılımını yapıverdi.
S;sistem… P;program… O;organizasyon… R;rekor…
Bu “R” harfinin açılımını ticarette kullanacak olursak, randıman olur. Rekabet ve dolayısıyla kalite hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bunu sadece spor alanında düşünmek yanlış olur. Eski hakemimiz, konuyu kendi meslek dalında açıklamaya çalıştı ama hayatın her alanında sistemsiz, programsız, organizasyonsuz çalışıyorsanız sonuç beklemeyin…
Amca hemen eskiye gitti... Aynı şevk ve heyecanla, Federasyon hakemliği için ilk gittiği yarışmada hocasının söylediği ve herkesin kulağına küpe olacak ikinci dörtlü ağzından dökülüverdi birazda hayatı kıskandırırcasına…
Adam… Madam… Sahibi has… Delikli tas…
Bütün kelimelerde yorum tamamen size aittir. Bu her iki dörtlüyü de milletvekillerimiz yerine getirebilseydi, bugün düello yerine birlikte hareket edebilme yetisini kazanarak ülkeye en büyük girdiyi sağlayabilirlerdi. Çok değil bir tanesine sahip bir büyüğümüz olsun isterdik… Ya bu dörtlüden birine sahip olacaksınız ya da bilgisayar mezunu olup bakkallık yapmaya devam edeceksiniz. Ve hocası ekledi,”Bak oğlum, Konya’dan çıkıp, kabuğunu kırmadıkça ne bu yarışmalara katılabilirsin ne de Federasyon Hakemi olabilirsin… Gözler dolu ve “ama benim eşim şalvarlı tabi” dedi. Kabuğunu kırnaktan başka çare yoktu. Eski hakemimiz bir şekilde şanslıydı ve kabuğunu kırmıştı.
Aslında onaltı milletvekilimizden bir bakan çıkar da, kabuğumuzu kırar, makus talihimizi yener miyiz diye umut etmiştik ama olmadı. Hatta bir Genel Başkan Yardımcılığına bile razı olduk… Bakalım zaman ne gösterecek…
OTUZ GÜNLÜK KURS SONA ERDİ…
Mübarek Ramazan da geldi işte gidiyor. Bu yol ve yolcudan herhalde hepimiz nasiplendik. Şu “şeker bayramı” tartışmaları da olmasa nerdeyse kurs belgemizi elimize alacağız. Tartışmaya katılmak bir yana bayram otuz günlük kursun hediyesi. Bu bağlamda Bütün İslâm Âleminin Ramazan Bayramını kutlar,şu günlerde bizlere en çok lazım olan birlik ve beraberlik anlayışının tekrar dirilmesine vesile olmasını niyaz ederim.
www.hakimiyet.com