Yazdır

Dargınlık

Uyanılan her sabah aynı değildir; hele bir de günün adı bayramsa…

Ânı en iyi yaşayanlar çocuklar olduğu için Ramazan Bayramını gezmek adına onlar biraz daha fazla severler.

  Hayatı dolu dolu yaşamak için çocukça bir ruha sahip olmak iyi bir seçenek olabilir. Çocuklar başı okşanasıdır, sevindirilesidir; bayram sabahı vaizin dilinde…

 

  Bayram vaazlarının içeriği hep aynıdır, çok özel bir durum olmadıkça değişmez. Barış, sevgi, kardeşlik, ana/baba, yaşlılar, kimsesizler, düşkünler.., birde küslerin barışması...

  Kırgınlıkları unutmak için önce çocuğu anlamak şart. Ama bizim o kadar vaktimiz yok. Diğer taraftan küsler barışsın ifadesi işe yaramıyor çoğu zaman.

  

  Rivayetler kolayca göz ardı edilebilecek gibi değil bu konuda ama nedense her ortamda simge haline gelmiş küsmesi ile nam salmış insanlar var. Onlar küsmeyi kutsal bir vazife gibi bir ömür sürdürürler. Nedenleri üzerinde bile konuşmazlar. Sadece susar ve hayatlarını öylece devam ettirirler.

   Hatırı sayılır bir dindarlığa sahip olan insanların nerede ise yarım asır küs kalabildiklerine şahit oldum. Bu küslükler o toplumlara göre asla çözümlenebilecek konular değildi. 

   Bir buçuk yıl anlamaya çalıştığım küslükler oldu; yarım asrı doldurmuş. Sonuçta bu insanlar dini hassasiyetleri yoğun şahıslardı ve hiçbir olay çözümlenemez değildi. Peki neden barış gelmiyordu?

  Küslüğün uzamasının ana sebebi din sunumundaki eksiklik veya eksik anlamadan kaynaklanıyor. İnatla kırgınlığı devem ettiren şahıslar, barıştıkları takdirde haklarını da helal etmiş olacaklarını düşünüyorlar. Oysa Allah'ın huzurunda hak talep edebilmeleri için küslüğü uzatmamaları gerekiyor.

  İnsanlar helalliğin kırgınlığı sonlandırmaktan ayrı bir şey olduğunu anladıklarında ikinci bir şeyi algılamaları gerekiyor ki; oda barıştığı insanla dost olmak zorunda olmadığıdır.

 

 Bunları anlayan böyle bir geçmişe sahip bir insanın birazda zamana ihtiyaç duyduğunu barışı sağlama görevi üslenen insanlar unutmamalılar. Hadi/hemen/şimdi türü yaklaşımlar çoğu zaman insanların kendisi ile hesaplaşmasını ortadan kaldırdığı için barışı geciktirebilir.

 Her aklına esenin insanları barıştırmaya çalışmaması da dikkat edilmesi gereken, oldukça önemli bir konu. Aklı eren/ermeyen herkesin diline doladığı bir küslük, barışa dönüşme ihtimali azalmış bir küslüktür.

  Affedilmez bir hata yaptığı düşünülen bir insandan İlahi huzurda hesap sorabilmek için onunla selamlaşmak olmazsa olmaz şarttır. O halde kendi hakkını zayi edip bir de cezaya maruz kalmamak için aklı başında herkes barışı kabul edecektir. Sebebi ne olursa olsun Allah'ı tanıyan bir insan, Allah'ın razı olmayacağı bir kusurda ısrarcı olmuş halde, huzura varmak istemeyecektir.

  Bayramda dargınlığı yazmak, doğru tercih mi, bilemiyorum ama barışın tam anlamı ile sağlanması adına düşünmeye değer sanırım.  

 

      

www.hakimiyet.com