Yazdır

İslâm ve Kalkınma

Sosyolojinin önde gelenlerinden Max Weber, Karl Marx'tan farklı olarak, modern kapitalizmin teknolojik gelişmelerden değil, zihniyet alanın¬da yaşanan değişimler sonucu oluştuğunu ileri sürer.

"Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu" (1930) adlı eserinde Weber, Avrupa'da kapitalizmin doğuşunu Protestan mezhebinin kurucuları Martin Luther ve özellikle de John Calvin'in cennete gitmek için sade bir hayat yaşamayı ve çok çalışıp çok üretmeyi telkin eden ahlak öğretileriyle açıklar. Weber'e göre, İslam ve Bu­dizm'in kaderci ve öteki dünyaya dönük ahlak öğretileri ise kapitalizmin gelişme­sine engeldir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Güneydoğu Asya'nın Budist ülkelerinde yaşanan hızlı ekonomik kalkınma, (Avrupa için de sorgulanan) Weber'in tezlerine ağır bir darbe indirdi. 1980'lerden bu yana Türkiye'de yaşanan gelişmeler ise Weber'in İslam'la ilgili tezlerini çürütmüştür.

Orta Anadolu'nun Muhafazakâr insanları, büyük bir atılım ve gelişme göstererek bu tezleri geçersiz kılmıştır. Merkezi Berlin'de, şubeleri Brüksel ile İstanbul'da bulunan "European Stability Initiative/Avrupa İstikrar İnisiyatifi" adlı kâr amacı gütmeyen kuruluş tarafın­dan yaptırılan araştırmaya göre, varılan sonuçları şöyle özetlemek mümkündür.

Türkiye'nin AB üyeliğine şüp­heyle bakanlara göre, biri İstanbul ve çevre­sinde odaklanan Batılı, laik ve modern bir Türkiye, diğeri Anado­lu'ya hakim olan dindar, geri ve yoksul olmak üzere iki Türkiye var. Oysa Orta Anadolu da "öteki Türkiye"nin kalbini oluşturan ve sanayisini geliştirmiş, Orta Anadolu’yu merkez edinmiş, mucizevi bir kalkınma vardır. Bu gelişmişlerin en önemlisi olan Kayseri’de, 20 bin nüfuslu Hacılar ilçesi, Türkiye'nin en güçlü 500 sanayi şirketinden 9'una ev sahipliği yapmaktadır. Bu gelişmenin ar­dında yatan temel etken, Türk İslam'ındaki çalışkanlık ve girişimciliktir. Demokrasinin kısmen gelişmesiyle elde edilen hürriyet ortamında dayatmalar azalınca, buna bağlı olarak ekonomik kalkınma, sosyal geliş­me ve değişim de artmıştır. Anadolu'da İslam ile modernliğin kolayca bağdaştığı görülmüştür. Bu değişimle yeniden şekillenen ve gelişen Anadolu, şimdi AB'ye katıl­ma mücadelesi veriyor. Anadolu'da yaşananlar, Cumhuriyetçi seçkinlerin zannettiği gibi, ekonomik kalkınma ve modernleşmenin ancak dinden uzaklaşmayla mümkün olabileceğine dair görüşlerini temelden sarsmıştır. Seksen senelik laikçilik adına yapılan din düşmanlığı, bu memleketin geri kalmasına sebep olmuştur. Çünkü seçkin ve dayatmacı din düşmanı zenginler ve yandaşları, “yeşil sermaye” adını verdikleri Müslüman müteşebbisleri irtica paranoyası ile dışlamış, çeşitli iftira kampanyaları ile Müslümanların geri kalmalarını sağlamak için ellerinden gelen her türlü propandayı yapmışlardır. Geri kalmamızın asıl sebebi, din düşmanı, nesebi belirsiz haramzade ve dayatmacı seçkinler ile onların yandaşları medya grupları ve Ergenekon gibi organize zâlim çetelerdir.

Son yıl­larda Anadolu'da ve genel olarak Türkiye'de yaşanan sosyo-ekonomik ve politik değişmenin itici gücünü oluşturan şey, bence -yeni tabirle- “sosyal demokrat Müslümanlar”dır. Bu insanlar Allah rızasını niyet ederek varlıklarıyla bir taraftan hayır yapıyorlar, diğer yandan sanayi ve iş kollarında millete öncülük yapıyorlar. Bu konuda en iyi analizleri bir sosyal bilimci olarak Hakan Yavuz yapmaktadır. ABD'nin Utah Üniversitesi'nde öğ­retim üyesi olan Dr. Hakan Yavuz’ın İngilizce aslı "Islamic Political Identity in Turkey" başlıklı kitabı, Oxford Üniversitesi Yayınları arasında (2003 de) basılmıştır. Türkçeye "Modernleşen Müslümanlar: Nakşiler, Nurcular, Milli Görüş ve AK Parti" adıyla (İstanbul: Kitap Yayınları, 2005 de) yayınlanmıştır. Bu kitapta iş­lenen temel tez şudur: Türkiye imkanları içinde İslam, gelişmenin önünde bir engel değil, kalkınmayı kolaylaştırıcı bir öncüdür, hatta her türlü gelişme ve değişmenin itici motor gücü rolünü oynamaktadır.

Tarikatların bazı kolları ile Nurcu cemaatlerin sivil önderleri, modem bilim ve teknolojiyi öğrenmeyi, çok çalışmayı, az har­camayı, kazançları yatırıma dönüştürmeyi, halka hiz­met etmeyi özendiren telkinleriyle öne çıkmışlardır. Giderek globalleşen ekonominin ve giderek demokratikleşen siyasetin sağ­ladığı fırsatlarla, yeni bir Anadolu kaplanları ve yeni bir hayırsever Anadolu burjuvazisi doğmuştur. Dayatmacı ve din düşmanı seçkinlerin zulmü kırılınca, kalkınma da hızlanmıştır. Türkiye'deki İslamî, si­yasi hareketin ana damarı, siyasette ve ekonomide liberal, gerçekten sosyal demokrat Müslümanlardır. Anadolu burjuvazisinin tercihleri, sosyal demokrat olduğu kadar, kültürde dindar ve muhafazakâr AKP'ye yönelmiştir.

 

www.hakimiyet.com