Yazdır

Basın-Ahlak Yasasına Riayet

Şu zaman dilimi içinde hiçbir kurum, hiçbir kuruluş ve hiçbir resmi ve özel teşkilat başıboş değildir.

Herkesi ve her kurumu bağlayıcı bazı yönetmelikler, kurallar veya uyulması gerekli yasalar vardır.

Herhangi bir kurum ve kuruluş: “Ben yaptım oldu” mantığıyla hareket edemez. İster görüntülü, ister yazılı, isterse sözlü basın-yayın organı olsun onlarında uymaya, riayet etmeye tabi oldukları bir yasa mevcuttur.

Böylesine basınla ilgili bir yasa olmasına ve buna uyacaklarına dair gazetelerde yazılı ifade bulunmasına rağmen, medyada büyük grubu elinde bulunduran güçler, ne kendileriyle ilgili yasaya, ne de yazılı olan ifadelerine hiç mi hiç riayet ettiklerini görmüyor, tanıkta olmuyoruz.

Her işte ve her yerde olduğu gibi, hatta ondan daha fazlası basın-yayın organlarında yaşanması gerekli olan ahlaki hamide ne kadar yazıktır ki bazı önemli konularda ve bazı durumlarda ayaklar altına alınabilmekte, birtakım çıkarlar ve şahsi menfaatler ön plana çıkarılabilmekte ve korkunç şekilde yalan iftira ve çamur atma kampanyaları acıklı şekilde devreye girebilmektedir.

Bir Yahudi mantığı ve görüşü olan: “Çamur at, tutmazsa da izi kalır” ifadesine dört elle sarılan ve o gerçek dışı söze “Mal bulmuş mağribin” gibi sarılan bazı medya ve bazı patronlar; ancak kendi çıkarlarını korumak pahasına ülkemizin tertemiz havasını kirletmekten çekinmiyorlar.

Bugün basın bütün ülkelerde çok ciddi ve pek önemli bir güçtür. Bu büyük gücü basın ve ahlaki kurallar çerçevesinde en doğru, en güzel, en adil ve en tarafsız şekilde kullanmak her basın-yayın organının en önemli görevi olmalıdır.

Buna rağmen, böylesine bir gerçeğe rağmen özellikle bizim ülkemizde menfaat çatışmaları ilk plana çıkarken halka hizmet, okuyucuya doğru haber ve basın ahlak yasasına uyma gibi güzelim ifadeler her geri plana itilmektedir.

Hangi türden olursa olsun her basın-yayın organının birinci etapta vazifesi doğruluk ve ahlak ilkelerine son derece ve sadakatle bağlı olmaktır.

Menfaatlerin çarpıştığı, her halükarda çıkarların öne çıkarıldığı basın-yayın organları kamu oyunda hem prestij hem de taraftar kaybeder. Bir gazete, bir radyo, bir TV kanalı piyasaya çıkmış olduğu günden itibaren ülkenin insanlarına ayrım-kayırım yapmadan en tarafsız ve en doğru şekilde haberciliği ilke etmeli, yayın politikasını bu minval üzere sürdürme gayreti içinde olmalıdır.

Fakat bu ülkenin insanlarının parasıyla sırtı kalınlaşan, kasaları-keseleri ağzına kadar dolan bazı medya ile bazı medya patronları artık sağa-sola çatmayı, gayri meşru şekilde elde edecekleri menfaatlerinin önünde durmayı hazmedememekte ve böylece ahlak kuralını dahi akıllarına getirmeden ortalığı toz dumana vermektedirler.

Dini inançlara çatmayı, halkımızın hayır kurumlarına, yapmış olduğu yardım duygusunun önünü kesmeyi, fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine; başta devlet olmak üzere çeşitli derneklerin ve gönüllü kuruluşların yardım seferberliği karşısında büyük ölçüde telaşa düşmeyi kendileri için önemli bir görev sayan gazeteler, radyolar ve televizyonlar, yüzde doksan dokuzundan fazlası Müslüman olan bu ülkede nasıl at koşturabiliyor?

Her şeyin önünde gelmesi ve her şeyden daha üstün ve daha önemli olarak kabul edilmesi gerekli olan ahlaki umdeler en fazla basın organlarında görülmeli, bu kritere basın mensupları herkesten daha fazla riayet etmelidir. Biz de maalesef bazı basın-yayın organları iki yüzlü ve çıkarcı bir politika sürdürdüğü için ahlak kurallarından tamamen uzaktırlar.

 

www.hakimiyet.com