Yazdır

Yine Aynı Film

Bütün yollar ona çıkar…

Her kapının eşiğinde ayak izlerim vardır. Ha ben… Ha o ve onlar… Ha Ahmet’ler, ha Mehmet’ler, ha Ökkeş’ler… Ne fark eder?Her evin önündeki tozlu boşluklarda beraber top oynamışlığımız vardır.Çocukluğumdaki o bilemediğim sıra gecelerini ve birlikte söylediğimiz “Urfa’nın Etrafı” türküsünü şimdi daha bir coşkuyla söylüyorum.

Kürt bir kiracımız vardı. Ava ve avcılığa çok meraklı. Ailem yaz döneminde yaylaya çıktığı için bizi onlara emanet ederdi. Ben çiğ köfteyi ve tavşan etinin lezzetinin onlardan öğrendim.

Ben hala unutmadım, bir bayrak altında İstiklâl Marşımızı okuduğumuzu ve her sabah aynı önlüklerle, aynı şeyler üzerine and içtiğimizi… Ben hiç gocunmadım. Aynı sınıfta kahramanlık türkülerimizi okurken onlar da hiç gocunmadı, aynı şevk ve istekle bize katıldı. TRT Gap televizyonundan Doğu ve Güneydoğuya yapılamayan(!) yatırımlara beraber sevinmiştik yıllarca bize yeni bir eşik açılacak düşüncesiyle. Uzaklarda belki de ama o eşik gene de kapımın önünde. Biz beraber seyrettik yıldızları ve beraber hayaller kurduk yıldızlar altında. O gün yolumuza ışık olan aynı yıldızlar ne oldu da bugün birer kuyruklu yalana dönüştü? İşte ben böyle sevdim ülkemi seninle birlikte. Ben gocunmadım. Çünkü benim her karış toprağında ayak izim var. Peki, kimler niye gocundu? Ben söyleyeyim, gocunanlar bu ülkenin hiçbir karış toprağında bırakın ayağı bir parmağının bile izi olmayan insanlar…

Aman…

Aman dikkat…

Aman provokasyona dikkat…

Biz bu filmi daha önce seyretmiştik… Çok büyük acı… Onbeş fidan soldu ve ateş düştüğü yeri yaktı. Ciğerimiz yandı. Oysa yeni, milli birlik ve beraberliğimizin timsali bayramımızı yeni kutlamıştık.

Ama insan sormadan da edemiyor; Neden hep aynı karakol? Yedi saat süren çatışmadan niye kimsenin haberi olmuyor ve destek gönderilmiyor?

Balıkesir’le başlamıştı gerginlik… Türk-Kürt çatışması… Ne kötü bir rüya başkaları için. Biz bu oyuna gelmeyeceğiz. Çünkü ta Çanakkale’den beri omuz omuza savaştık düşmana karşı. Bugün ne oldu da geçmişimizi ayaklar altına aldık ve bu oyuna geliyoruz. Merhum Akif’in de dediği gibi;”Sineler toplu vurdukça onu toplar bile sindiremez”… Denenmiştir denenmez ilkesini hadi biz yıkalım. Çünkü biz bunu çok uzun yıllar önce denedik ve gördük ki birlikten kuvvet doğar… Hadi bir daha… Aslında “lütfen” iş yapma zamanı çoktan geçti ama biz gene bir kez daha diyelim.

Kriz satıcılarına rağbet etmeden, provokasyon kokan ürün(!)lere lütfen dokunmadan hareket edelim.

Elbette iki çapulcuya pabuç bırakacak değiliz ama bu ülkenin gerekli makamları görevlerini en iyi şekilde yapacak, eksik yapılan görevde ise elbette ki sorumluları hesap verecektir.

www.hakimiyet.com