Yazdır

Şefkat Kahramanı Anneler

Allah, varlıkları Esmâü Hüsnâ dediğimiz güzel isimlerinin tecellisi olarak yaratır. Ortada bir varlık-eser varsa, bunlar o var eden kudreti ve müessiri gösterir.

O eserde bir sanat ve nakış varsa, bunlar o yüce sanatkarı ve nakkaşı gösterir. O sanatta görülen maharet ise, ustasının isim ve sıfatının kemâline delildir. Özellikle canlılarda Allah'ın en az 20 ismi celîli tecelli eder. Gül çiçeği görmediği gibi, güvercin kuşu da akıllı ve bilgili bir sanatkar değildir. Ancak, insanlarda Allah'ın esmâsının tümü tecelli etmiştir. Gördüğü için gözümüzü, duyduğu için kulağımızı, bildiği için aklımızı, merhamet ettiği için şefkatimizi, adaletli olduğu için vicdânımızı, güzel ve hakîm olduğu için suretimizi ve sîretimizi tanzim ve tertip etmiştir.

Allah, diğer canlılara nisbeten insanları "ahsen-i takvim" üzere en güzel sûrette yaratmıştır. Mevzûn yarattığı her insanda esmasının cilveleri tecelli etmiştir. Ancak, bütün erkek ve kadınlarda esmasının cilveleri eşit olarak tecelli etmez. Bazı insanları, velileri ve peygamberleri tafdîl ettiği gibi, bazı insanlarda esmâsı kısıtlı tecelli eder. Meselâ Yûsuf (as) da cemâl ismi ziyâde tecelli ettiği gibi, Mûsâ (as) da da celâl ismi daha ziyâde tecellî etmiştir. Efendimiz'de (sav) bütün esması azâmi ve tam olarak tecellî etmiştir.

"Şefkat Kahramanı Kadınlara gelince: Cins-i lâtif tabir edilen kadınlarda Allah’ın Vedûd, Rahîm, Mün’im isimleri erkeklere göre daha fazla tecellî etmiştir. Özellikle iyi analara sevimli evlâtlar verilmesi, güzel ahlâk takılması, onların yüzünde ve davranışlarında Allah'ın Vedûd (sevimlilik), Rahîm (şefkat ve kerem), Mün’im (nîmet verici) isimlerini okutturur. Allah'ın şefkat kahramanı olarak yarattığı annelerin fıtraten kalbleri fedakârlık, şefkat, merhamet ve sevgiyle doludur. Anneler, çocukların mutluluğu ve rahatı için büyük bir fedakârlık gösterir. Bu yüzden şefkate muhtaç çocuklar erkeklerin sert kollarına ve kıllı göğüslerine değil, kadınların müşfik ellerine ve yumuşak sînelerine emânet edilmiştir. Yüce annelik duygusuyla evlâdına karşı hiçbir ücret istemeden ruhunu fedâ edecek derecede şefkat kahramanıdır anneler. Birinci ağızdan bana anlatılan bir trafik kazasında, üç yaşındaki oğlunun koşarak anayola girdiğini gören annesi, hızla gelen arabanın altında kalıp ezilmesin diye çocuğun üzerine atılır ve onu yolun karşı tarafına itip kurtarırken kendisi çarpılıp ölür. O sırada baba, araba çarpıp öleceğini sandığı oğlunun ölüm ânını görmemek için elleriyle gözlerini kapamış. Çocuğu için bir kurtuluş ümidi görmediği için, yola atılmayı gereksiz gören baba, gözlerini açtığı zaman, oğlunu eli yüzü çizikli yara bere içinde ağlarken; karısını da yol ortasında ölmüş bulur…

Erkek davranışlarında mantık, kadınlarda hissilik öne çıkar. Bu demek değildir ki kadında mantık, erkekte duygu yoktur. Bazen de hissîlik erkekte ve mantıklı davranış da bir kadında görülebilir. Ancak çoğunlukla kadınlarda inkişaf eden zarafet ve incelik onu bir hayâ âbidesi haline getirdiği gibi, siyâset bilimiyle uğraşan mantıklı erkekler de milletine hizmet eder. Kadında hicap ve utanma hissi, onda iffet duygusunu artırır. Çünkü tesettür ve hicab hasleti kadında fıtridir. Fıtrata tâbi olmak, bir kadını hayâ kahraman yaptığı gibi, onun dünya ve âhiret hayatını da kurtarabilir. Hicab, aile hayatında da lüzumsuz kıskançlığı yok eder, karşılıklı güven hissini ziyâdeleştirir.

Anlayışsız, câhil, kaba ve sert erkeklerle evlenmiş bir kadın, dünya cehenneminden bir cehenneme girmiş gibidir. Bu durumda akıllı bir kadın, ya sabrederek kocasını eğitip onunla yaşar, veya ondan boşanarak kurtulur. En iyisi böyle bir hoyratla evlenmek yerine gerekirse mücerret bekar kalmak daha iyidir. İyi kadın itaatlı kadındır. İtaatsız, akılsız ve terbiyesi kıt bir kadınla evlenen bir erkek için de iki seçenek vardır. Ya sabredip onu bir derece terbiye ederek katlanmak veya boşanıp ondan kurtulmak. Cahilin, cahille evliliği, onların bekar kalıp daha fazla ahlaksız olmasından daha iyidir. Nitekim Peygamberimiz (a.s.m.) de “Ahir zaman fitnesinde en dehşetli rolü oynayan kadınlar taifesidir” diyerek iffeti ve terbiyesi kıt kadınlar sebebiyle toplumu bekleyen tehlikelere işaret etmiştir. Biz ideal kadın tipini nazara vererek konumuza devam edeceğiz.

"Bir kadının en cazibedar, en tatlı güzelliği, kadınlığına mahsus bir letafet ve nezaket içindeki hüsn-ü sîretidir.” Hüsn-ü siret, ahlâk güzelliğidir. Cenab-ı Hakkın bir rahmet hediyesi olan bu güzellik, o kadının eskimeyen ve pörsümeyen, hatta artarak gelişen bir güzelliğidir ki onu ahlâken yüceltir ve değerli kılar. Edep herkes için güzel bir haslettir. Ancak, bu kadında hüsnü sîreti artıran en öncül bir terbiyedir. Efendimiz (sav) "Rabbim beni terbiye etti. Beni ne güzel edeblendirdi" buyurarak, edebin kadın-erkek herkes için ne büyük bir meziyet olduğunu vurgulamış ve böylece ahlâkî güzelliğin yaşandıkça artan bir güzellik olduğuna dikkat çekmiştir. Yâni hüsnü sîret (iç güzellik), ameli sâliha ile cismânî ve zâhîrî güzelliğe de akseder. Ahlâklı bir kadının, huy ve karakterinin güzelliği ile -az da olsa- cismânî güzelliği artar. Zamanla azalan sûret ve yüz güzelliği de ahlâkî güzellikle ebedî korunmuş olur. Kur’ân âdâbıyla zînetlenen ve İslâm dairesinde terbiye alan mestûre kadını, dini güzelleştirir.

Kadın fıtratın gereği, duygulu, narin ve nazik yaratılmıştır. Böyle bir varlığı, sosyal hayatta yaşanan keşmekeşin içine atmak onun fıtratına zıttır. Kadınlaşan  yumuşak erkeklerden ve erkekleşen kartalmış kadınlardan normal insanlar nefret eder. Ancak fıtratının gereğini yaşayanlar mutlu olur. Onlar hayatlarından pek şikâyet etmezler. Kadınlar sosyal hayatta gerektiği kadar ve istekli olmaları halinde bulunabilir. Evinde işiyle, çocuğuyla, ailesiyle meşgul olan kadınlar, sosyal hayata karışanlardan daha mutludur. Aile fertleri tarafından onlara verilen değeri ne kadar hissederlerse o kadar mutlulukları artar. Akraba, komşu ve aile çevrelerinden saygı gören kadınlar, dünyanın en mutlu insanlarıdır. Feminist tip ve çevrelerin erkekle kadın arasındaki fıtrî görev farkını nazara almadan, kadın-erkek eşitliğini öne çıkarıp, güncel hayatta “sen eziliyorsun, senin hakkın yeniliyor, kariyerin sarsılıyor” diyerek, sözde kadın haklarını (hayvan haklarını korur gibi) savunanlar yüzünden toplumda sıkıntı başlatmıştır. İslâm'da kadın ve erkek hakkı diye bir hak yoktur. Doğrudan insan hakları içinde kadın hakkı da mahfuzdur. Kadının yuvasına dönmesini engelleyen mimsiz medeniyet, kadınları kafeslemek için yuvalarından uçurmuş, hürmet ve saygınlığını kırmış ve onu bir meta haline getirmiştir.

Halbuki kadının hürmeti anneliğinde ve rahatı evindedir. "İnsanın bir nevi cenneti ve küçük dünyası aile hayatıdır… Ve kalplerin en latifi, en şefîki, annelik hissi yaşayan kadın kalbidir.” Bu itibarla bizim samimi kanaatimiz, kadınların uhrevî saadetleri gibi, dünyevî saadetleri ve fıtratlarındaki ulvi seciyelerini bozulmaktan koruyan yegâne çâre, İslâm'daki dînî terbiyeden ibârettir. İyi kadın itaatlı kadındır. Aile hayatında bir kadın eşinden bir fenalık görse, o da eşine inat olsun diye serkeşlik yaparsa; asıl vazifesi olan sadakat ve emniyeti bozar. Aynen askeriyedeki itaatin bozulması gibi, o aile hayatı da darmadağın olur.

Kadının ihtişamı güzelliğinde değil, iffetinde ve güzel ahlâkındadır. Lütfu cemâli iffet ve ismetinde, hüsnü kemâli şefkat ve merhametindedir. Mesleği hizmet, makamı ve mevkii (ayağı altına serilmiş olan cennetle) anneliktir. Kadının cihadı ise, her doğumda gazilik ve doğum yaparken ölürse şehidliktir. En büyük eğlencesi evladı, en ciddi işi duâ ve ibâdetidir. Kadın, kocasıyla iyi geçimini sağlayan güzel ahlâkı ve iffetiyle, Cenâb-ı Hakkın kendisine verdiği bu güzel duyguları kullanırsa, yuvasını Cennetten bir köşe yapabilir. Her müminin en önemli meselesi, iki dünya saadetini kazanmakdır. Kadınlar, kendilerine verilen değer ve imkanları yerinde kullanırsa, bu hususta erkeklere nisbeten daha avantajlıdırlar. Çünkü kadınlar birer şefkat kahramanıdır. Bundaki ihlas ve fedâkarlıkları her erkekte yoktur.

www.hakimiyet.com