Türkiye’de olduğu gibi halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin önemli bir kısmında din ve dindar düşmanlığı yapan, bu hususta çeşitli zulüm örnekleri ile inanan insanları dil hun eden basın yayın organları vardır.
. En ufak İslami bir faaliyeti veya hayalinde canlandırmış olduğu bir gelişmeyi manşetten ve flaş haber şeklinde veren basın organları; Müslümanları sindirme politikası gütmekte, kâfirlerin ve zalimlerin işlemiş bulundukları zulümlerine ortak ve yardımcı olmaktadırlar.
Her türlü İslam dışı güçlerle ve Müslümanlara amansız derecede hasım olan şahıslar ve kuruluşlara fikir alışverişi içinde bulunan bazı gazeteler ile bu mahiyet üzere yayın yapan dergiler, TV’ler boy hedefi olarak daima İslam’ı ve Müslümanları seçer. Yayın politikalarının ana karakteri Müslüman’ın imanına ve inanç akidesine çamur atmak ve iftira etmektir.
Dünyanın neresinde ve hangi köşesinde ufak yollu bile İslami bir hareket, bir gelişme olsa hemen yaygarayı basan zalim gazeteler “irtica geliyor”, “şeriat özlemcileri gemi azıya aldı”, “karar ses”, laiklik elden gidiyor” gibi ipe sapa gelmez ifadelerle Müslümanları, kendileri gibi düşünen yöneticilere şikayet ederler. Böylesine olan basın yayın organlarının karakteri İslam’ı köreltmek, Müslümanlara bulundukları ülkede hayat hakkı tanımamaktadır.
“Dördüncü güç” olarak kabul delin basın; bazı İslam ülkelerinde Müslüman cemaatleri, her türlü dinsizlik akımlarından daha fazla tehlikeli görme ve gösterme imajı içindedir. Bu haliyle mahut-basın-yayın organları Müslümanlar üzerinde korkunç bir zulüm oyunu oynamaktadır. Her fırsatta veya hayali bir takım gerekçeler uydurmakta oldukça mahir olan müfteri ve kınalı basın için yegane tehlike Müslümanlardır. Bunlar için sosyalizm, komünizm, faşizm, masonizm, ateizm gibi akımlar hiçte zararlı ve tehlikeli olarak kabul edilmez.
İşin en acı tarafı ise Müslüman; bu hakaret dolu, İslam’a saldırıyı adet ve alışkanlık haline getirmede maharetli basın organlarını satın alıp-okumasıdır. Önemli bir zulüm makinesi niteliği taşıyan mahut günlük gazeteler sütun sütun, hatta sayfa sayfa inancına hakaret ettiği halde benim saf Müslüman’ım hala onları maddeten, desteklemeye, büyümesine yardımcı olmaya devam ediyor.
Müslüman hakarete, Müslüman zulme ve küfür ehlinin saldırısına rıza göstermemelidir. İnancı sağlam ve imanı kavi olan her Müslüman tercihinde isabet kaydetmesini bilmelidir. Zulümde, hatta küfürde oldukça ileri bir mesafe katetmiş olan basın-yayın vasıtaları daha ne zamana kadar Müslümanların başında değirmen taşı döndürecektir?
Hem dünyada, hem de ülkemizde medya ayrı ve çok büyük bir güçtür. Bu güç yerli yerince ve gerçekçi bir politika takip ettiği zaman her kesimi, her görüş sahibini memnun eder. Fakat taraflı yayınlarıyla bizim çok sayıda yazılı, sözlü ve görüntülü basın-organları Müslümanlara saldırmayı, onların İslami mana ifade eden yaşantılarını tenkit etmeyi, çok yönlü eleştirilere tabi tutmayı, böylece de Müslümanları, yapmış oldukları zulümlerle incitmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. Her Müslüman dinleyeceği radyoyu, okuyacağı gazeteyi ve izleyeceği televizyon kanallarını çok iyi seçmeli, inancına zulmedenlerle ilgi ve irtibatını kesmelidir.
www.hakimiyet.com