Cenab-ı Allah (CC) Nisa Suresi’nin 87. ayeti celilesinde-mealen-buyuruyor ki: “Allah ki O’ndan başka tapılacak ilah yoktur, ancak O vardır. Celali hakkı için, vukuundan asla şüphe olmayan kıyamet günü sizi toplayacaktır. Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir ki?”
Kabirde Münker ve Nekir’in soru sormasını, mezar denilen o daracık toprak evin ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukur olacağını, kıyamet denilen anda bütün varlıkların ve yaratılmışların hayatlarının bir sayha ile sona ereceğini, herkesin hesabının en adil şekilde görüleceğini, insanların dünya hayatındaki amellerine göre cennet, ya cehenneme gideceğini inkar edenlere karşı Cenab-ı Hak: Kendinden başka ilah olmadığını ancak kendisinin tek ilah, tek Rab ve tek kudret sahibi olduğunu, vukuundan asla şüphe edilmeyen, kıyametin kopacağını, hesapları görülmek üzere Mahşer Meydanında herkesi toplayacağını en açık bir dil ile ifade buyuran Allah; yukarıda yüksek meali verilen ayeti kerimenin sonunda: “Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir ki?” bizlerin bilip-bilmediği bütün alemlerde yer almış olan yaratıklara adeta meydana okuyor. Bu hakikat karşısında ateistler, münkirler dahil hiçbir fert cevap vermeye kadir olamamıştır. Hüküm ve hikmet sahibi olan Allah (CC) murad ettiği her şey için “ol” dediği an istediği şekilde oluverir, “yok ol” dediği zamanda aynı şekilde derhal yok olur gider.
Zümer Suresi, 70. ayeti kerimesinde Cenab-ı Hak-mealen-şöyle buyurmaktadır:
“Her nefis ne iş yaptı ise karşılığı tamamen ödenecektir. O (Allah), onların yaptıklarını en iyi bilendir.” Yaratıcı olan Rabbimiz için gizli-kapaklı hiçbir şey yoktur. Bu hakikatten gafil olanlar ve dört günlük dünya hayatına aldananlar, ilahi hesap gününde nadim olacak, pişmanlık duyacak, başlarını taştan taşa vuracaklar amma onlar hep boş ve beyhude şeylerdir.
Kur’an-ı Kerim baştan sona, yani Fatiha ile başlayıp Nas Suresi ile sona eren 114 Sure ve 6666 ayet hep Allah’ın kelamı kadimidir. Bunda asla şek ve şüphe yoktur. Sürelerde ve ayeti kerimelerde geçen her türlü emirlere, yasaklara ve tümüyle hükümlere en samimi şekilde intikal ettirmek, Müslüman’ım diyen herkesin görevidir.
Yaratanımızın emirlerine ve nehiylerine bugün eğmek, katıksız Allah’ın ifadesi olan Kur’an-ı Kerim ayetlerinin tamamının kesinkes doğru olduğunu dili ile ikrar ve kalbiyle de tastik etmek en önemli imani konudur. Müslüman bu inancını her vesileyle kelime-i şehadet ve kelime-i tevhid ile gerçekleştirir. Yüzlerce, binlerce asırlar geçse bile Cenab-ı Hakk’ın hükümleri kıyameti haşre kadar geçerlidir. Allah’ın her buyruğu hem tamı tamına doğrudur, hem de biz insanlar yani ona uyanlar için iki cihanda da kurtuluş vesilesidir.
Cenab-ı Hak Teala Hazretleri Kur’anı Kerimin’de bildirmiş oldukları ne kadar gerçek ise ahir zaman Nebisi Muhammed (SAV) efendimizin mübarek ağızlarından çıkan hadisi şeriflerde aynı şekilde doğrudur. Her Müslüman bu inanç doğrultusunda bir hayat sürmeli, her türlü yükümlülüğünü ihmal etmeden yerine getirmelidir. Çünkü ölüm saatine kadar doğru çok hızlı bir yolculuk yapıyoruz.
www.hakimiyet.com