BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Çok Yaşayın

BEKİR CEVİZCİ - info@hakimiyet.com

Evet, yine bahar, baharla yeniden grip… Zamane derler ya eskiler zamane işte. Zaman değiştikçe, zamanla eskiyenlerin dilinde bitiveren kırgın kelime. 01.05.2009 09:18:55
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Onu bunu eleştirip, artık kendilerinin ne kadar demode olduğundan bahsedip dururlar. Çünkü zaman gerçekten değişmiştir artık ve de ayak uydurmakta zorlanırlar artık yaşadıkları günün koşullarına. Her şey biraz daha abes görünür gözlerine. Ve başlayıverir “bizim zamanımızda…” kelimeleriyle başlayan cümleler.

 

Her şey değişmeye mecburmuş ya artık farkına varın veya varmayın her şey bir bir değişir olmuş. Konuyu fazla uzatmadan asıl konuya gelmek istiyorum.

 

Çok yaşayın ile başladık. Durduk yerde neden çok yaşayın dersiniz ya da kime çok yaşa dersiniz. Evet, eveeet hapşırana çok yaşayın diye güzel temennilerde bulunursunuz. Asıl mesele bu temennilerde saklı değil efendim. Asıl meselemiz dünyayı çepeçevre saran ve emin olun ki çok yakında medyanın ürkütücü haberlerini ardından ülkemizde de duymaya, tanılarına rastlamaya başlayacağımız bir hastalıktan bahsediyorum; domuz gribi. Neymiş bir bakalım kısaca domuz gribine:

 

Domuz gribi, normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum hastalığı olarak biliniyor ve bu hastalık hızla yayılabiliyor. Domuz gribi virüsü A/H1N1. Bu virüs insandan insana bulaşabiliyor. A/H1N1 virüsü insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor.”  

 

Ödümüz kopuyor yapılan yaygaradan. Haberlerin flaşları gazetelerin manşetleri oldu artık. Belki de hastalığın buralara uğrayacağı yok ama insanın psikolojisini öyle bir bozuyorlar ki acaba bize de bulaşır mı diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Ya bulaşırsa, ya biz de bu hastalığa yakalanırsak…

 

Önlemler birbiri arkasını alıyor. Televizyonlarda uzmanlar o kanal senin bu kanal benim dolanıp duruyorlar. Ekranlarda maskeli adamlar, oradan oraya ellerinde çocuklarıyla koşuşturan çocuklar! İnsan bazen, acaba bu sahneyi nerden hatırlıyorum diyor.

 

Aa acaba yakın zamanın kırım kongosu olmasın o sahne! Kâbusunuz keneler… Ya da o masum hayvancıklardan tiksindiğimiz kuş gripleri! Daha da öncesinin deli danaları, et yemeyi bıraktığımız!

 

Nedir bunlar Allah aşkına. Havyalar bizden daha çok mu hastalanıyor ne. Takip etmekte zorlanıyorum. Bir şeyler oluyor ama ne çözemiyorum. Kafam karışıyor, acabalar bir bir canlanıyor zihnimde.

 

Biyolojik silah denen bir silah duydunuz mu hiç? Arada anılır ama yine televizyonlar sayesinde unutulup gidilir. Dikkate bile değmez. Hayır, böyle bir yük altına girmek de istemiyorum ama kıyamet senaryolu filmlerini düşünün. Resimler size de tanıdık gelmiyor mu? Çaresiz bırakılmış insanlık manzaraları.                                      

 

Yeni Şafak’tan İbrahim Karagül ise durumu şu sözlerle özetliyor: “Ama gariptir, salgın, hiçbir şekilde domuz ürünü tüketmeyenlere de bulaşıyor. Yiyeceklerden ziyade insandan insana bulaşıyor. Hiç sağlık problemi olmayan, genç ve orta yaştaki insanlar üzerinde etkili oluyor. Baba'dan çocuğa, aile içinde bir kişiden diğerine geçiyor. Kuş gribinden sonra ürkütücü bir biyolojik salgınla karşı karşıya dünya. Bu yüzden ülkeler stratejik rezervlerini kullanıyor, salgını durdurmak için olağanüstü çaba harcıyor.

Şu ana kadar elde edilen bulgulara göre hastalık; insan, domuz ve kuşlarda var olan virüslerin birleşiminden meydana gelmiş. Uzmanlar böyle bir şeyin bundan önce görülmediğini söylüyor. Dahası bazıları hastalığın oluşumunun çok zor olduğunu, bu yüzden tahminlerden daha etkili olabileceğini söylüyor.

1918'de on milyonlarca insanın ölümüne yol açan tarihin en büyük salgınlarından olan İspanyol gribine benzetenler var. Araştırmacılar domuz virüsünde İspanyol gribinden genler buldu. Yıllardır kontrol altında tutulan İspanyol gribine ilişkin genlerin nasıl ortaya çıktığına dair spekülasyonlar üretilmiyor değil. Bu yüzden bazıları, virüsün laboratuar ortamında üretildiğine inanıyor. Yani bir proje olduğuna inanan çok az da olsa insan var. Bazı yayın organları virüsün on sekiz ülkeye dağıtıldığını bile iddia ediyor. Bu tarz yaklaşımı önemseyenler bir çeşit biyolojik saldırı, biyolojik silah olabileceğine dair düşünceleri yabana atmıyor. Daha önce kuş gribinde de benzer şeyler iddia edilmiş, söz konusu gribin laboratuar üretimi olduğunu öne sürenler olmuştu. Hatta bu sefer adres bile veriyorlar; Fort Dix Amerikan üssü…”

Hadi bakalım çık işin içinden çıkabilirsen.  Sanırım bu haberle birlikte kafanız allak bullak oldu. Son noktayı koymadan önce birkaç kısa öneri:

1-      Hapşırırken iki defa düşününJ

2-      Her hapşırana çok yaşa demeyin, tabanları yağlayıp yanından kaçmaya bakınJ

3-      Her söyleneni de ciddiye almayın, yoksa düşünerek de domuz gribi olabilirsinizL

İyi ve gripsiz haftalar…

 

Bu yazı toplam 233 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

KULLANICI GİRİŞİ
ARAMA

Detaylı arama >>

Şu an sitemizde 7 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.