| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Önceki gün, canını vatan uğruna feda eden şehitler Çanakkale’de bir kez daha anıldı.20.03.2008 11:26:37
Tabii yılda bir anmak, ne kadar doğru onu bilemem. Bildiğim tek şey, çocukları, torunları bu ülkede rahatça yaşasınlar, birbirleriyle güzel geçinsinler, kavga etmesinler diyerek şehit oldu bu insanlar…
Üzerlerine giyecek elbise bulamayan, parçalanmış ayakkabılarıyla düşmana kendilerini siper eden bu insanların yaptığı fedakârlığı, ne yazık ki birbirimizi yiyerek karşılık veriyoruz. Dedelerimiz, ninelerimiz acaba canları pahasına kurtardıkları bu vatanın on yılda bir ihtilallerle, muhtıralarla ve parti kapatmalarla çalkalanıp duracağını akıllarına getirmişler midir?
Hiç sanmıyorum.
Onların aklı fikri, ülkeyi düşmana teslim etmemekti. Gelecekte neler yaşanacağını elbette bilemezlerdi, ama bu vatan ihya olsun istiyorlardı. O nedenle şehit oldular, o nedenle bu vatanın toprak bütünlüğünü korumaya çalıştılar.
İç karışıklıkların Osmanlı’yı nasıl çökerttiğini bilmeyen yoktur.
1960 yılından bu yana, üzülerek söylüyorum sürekli birbirlerine cephe alan taraflar var.
Tam istikrara kavuştuk derken, on yılda bir her istikrarı paramparça edenler var.
Önceki gün yanıma bir büyüğümüz geldi, “Neler oluyor yine” demekten kendini alamadı.
Bu insan Kore gazisi olmuş, Türk milletinin gücünü dünyaya göstermiş birisiydi.
“Biz Kore’de neden savaştık? Dünyaya Türk’ün gücünü göstermek için neden çile çektik? Türkiye’de ikiye bir bunlar olsun diye mi” diyerek olan bitenler karşısındaki sitemini dile getirdi.
Hızını alamadı.
“Bakıyorum da, dedi. Her on yılda bir, ülkemizde bunlar oluyor. Ya ihtilal, ya muhtıra ya da parti kapatmalar. Kim hangi amaçla yapıyor bilemem, ama bunlar bizleri derinden yaralayan işler. Hiç mi ortalık durulmayacak”
Ben sadece dinledim, zaten verecek cevap da bulamadım. Gazi’nin yüzüne bön bön bakmaktan başka kârım olmadı. O anlattı, ben dinledim. O anlattı, ben dinledim. En sonunda, adamcağız yaşlı gözlerle yanımdan ayrılırken:
“Herkes, ne yaptığına iyi dikkat etsin. Bu ülke kolay kurulmadı” diyerek, çekip gitti.
Kore gazisi gittikten sonra, Nasreddin Hoca’nın hindisi gibi düşünmeye başladım. Gerçekten, ortada fol yok yumurta yokken ülkenin manzarası birden nasıl değişmişti? Ak Parti’nin kapatılma istemiyle mahkemeye verilme gerekçelerini saymayacağım, zaten onu kaç gündür herkes ezberledi.
Benim merak ettiğim konu, durup dururken gerçekten böyle bir olayın neden meydana geldiğidir. Evet, bazıları kapatma davasının önceden “Geliyorum” dediği ve sonunda geldiği şeklinde yorumlar yapıyor.
Bir sürü gerekçenin içerisinde, öne çıkan en önemli gerekçe türban konusudur.
Özgürlüklerden bahsediyoruz, tamam da türban veya başörtüsü takıp okumaya çalışan insanların özgürlükleri kısıtlanmıyor mu? Madalyonun ters yüzünde, bunlar var. Ben şahsım adına, özgürlüğün her türlüsünden yanayım.
Ünlü oyun yazarı Bernard Shaw’ın harika bir sözü, çok hoşuma gider. Diyor ki:
“Tecrübelerimizle biliyoruz ki, kimse tecrübelerden ders almıyor”
Çanakkale buruk geçildi, dedik yazının başlığında.
Neden mi?
Son günlerde yaşanan olaylar, Çanakkale şehitleri kavramını gölgede bıraktı da ondan…
Buluttan nem kapmak
Ak Parti’nin kapatılma istemiyle dava açılması, yine piyasaları harekete geçirdi.
Anlamakta güçlük çekiyorum, anlayan birileri varsa lütfen izah etsin.
Cumhurbaşkanı, başbakanın kafasına kitap atar birden dalgalanmalar başlar. Seçim zamanı gelir, kimin eli kimin cebinde belli olmaz. Parti kapatma davaları açılır, borsa düşer, dolar fırlar, avro fırlar. Altın, tavan yapar.
Bunlar, ekonominin görünen yüzleri.
Ya görünmeyen yüzünde neler oluyor derseniz:
Çarşı pazara çıkın, neler olduğunu görürsünüz. Doları, avroyu, altını bahane eden sebze meyve fiyatlarını çıldırtır. Fiyatlar çıldırırken, siz de haliyle çıldırırsınız. Tüm bunların temel nedeninin ise, son meydana gelen olay olduğu anlatılır.
Kimse cep delik, cepken delik gezen dar gelirli vatandaşın halini düşünmez. Kimsenin aklına, kendi kendine maaşına zam yapma yetkisi bulunmayan ve bu maaşla geçinmek zorunda olan vatandaş gelmez.
Ortalık yangın yerine dönse de, birileri ortalığını karışıklığından istifade ederek küpünü doldurmaya çalışır. Bu geçmişte böyle olmuştur, bugün de böyle olmaktadır. Küpü doldurmak için, bahaneler tükenmez.
Buluttan nem kapmak için dört gözle bekleyen fırsat avcıları, yine harekete geçmiştir haberiniz ola…
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
Şu an sitemizde 2 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.