| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Alabildiğine yemyeşil çayırlarda koşmak… 29.05.2009 09:34:50
Elimizde pervasızca gökyüzüne bıraktığımız uçurtmamız… Dondurmanın tüm çeşitlerinin aynı külahta buluştuğu o leziz çoçukluğumuz. Hep özlemle anarız. Hastalanıp anneye babaya naz etmek en büyük keyif olsa gerek. İğne olmaktan hep kaçmak, sanki bir canavardan kaçarcasına.
Çoğu zaman oyuncak kavgası uğruna kan revan içinde eve geliriz. Üstüne de annemizin ufak dokunuşları eklenir. Ama yine de kim vazgeçti ki komşunun kızıyla/oğluyla oynamaya gitmekten. Bez bebekler, lastik toplar, sapanlar, topaçlar vb. daha adını saymaya yetemeyeceğimiz oyuncaklarımız. Bazen toplanıp annelerimizin en güzel kumaşlarını bebeklerimize elbise dikebilmek için kesip kırpıp son modayı takip etmek çocukça…
Heyhat günler böylece geçer. Biri sapan sevdalısı kuş peşinde, diğeri bez bebeği elinde ana kuzusu… Büyür gideriz. Büyüdükçe hayatı da kavramaya başlarız. Parayı tanırız. En çok kafama taktığım, bulana bin bir rahmet yolladığım para. Elleri kirleten, insanları uğruna kurban ettiren, sokakların yeşilini çalan para…
Kimilerine göre karamsarlık kimilerine göre biraz kendisi; hepimizin geçtiği sokaklar. Bir gün bir yerlerde buluşur yollar… Biri ana olur biri baba. Kumaşlarını saklama sırası ondadır. Oğlu kimin başını kanatmış, bu gün eve hangi şikâyetle kim gelecek korkusu. Sapana yetişmeyen lastikler, kolunun biri kayıp bebekler… İri çekirdekli, pembe domateslerimize… En çok da çocukluğumuza…
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
BEKİR CEVİZCİ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.