BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

NÂRIBEYZA

BEKİR CEVİZCİ - info@hakimiyet.com

Nârıbeyza akkor yani 1800 dereceye ulaşan ateşin kırmızı renkten beyaz renge dönmesidir. 05.06.2009 09:01:23
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Nâr ateş, Beyza ise beyaz demek. Nârın beyazını anlatıyor belki bu kelime ama bence anlatılan beyazın nârı. Beyazın, yani; temizliğin, saflığın, masumiyetin ve en masum

olan çocukluğun yanmasını. Komşuluğun, kardeşliğin, yardımlaşmanın, birlik olmanın; insanlığın yanmasını. Şeytanı küfre sokan ateş yine toprağa galip gelme tutkusuyla en mükemmel varlık olan insanı yok edip günah defterine bir günah daha ekledi. Süregelen rekabette son savaşı insanlığa karşı şeytan kazandı. Ama insafsızca, saygısızca, savaş kurallarını hiçe sayıp barbarca davranarak katletti insanlığı. İnsan öldürmenin şık bir yöntemi elbet olamaz ama bir insan böyle de vahşice öldürülmez ki! Bir bebeğin bu şekilde öldürülmesi açıkçası kanıma dokundu. Öldürülmesi vahşice ama öldürülme şekli daha da vahşice.

 

“Anne… Korkuyorum anne… Yanıyorum anne… Yaradana yürüyorum anne…”

 

Kapı önünden bebeğini oynayıp pedal çeviren minicik masum yavruları kim sevmez ki? Kim yanağından bir buse almadan geçer ki?  Onların masum dünyalarını izleyip efkârlanırız bazen, bazen de kendi çocukluğumuzu özleriz…

 

Sokağın sesi, sokağın neşesidir onlar. Uçurtmaların pilotu, bez bebeklerin doktorudur kimi zaman. Minicik elleri, minicik yürekleriyle annesinin kuzularıdır çocuklarımız…

 

Ve sen ve küçük yavrumuz Beyza… Sen de dünyaya merhaba diyeli çok olmamıştı şu kısacık hayatında. Ve sen de annenin kuzusuydun aslında. Biz uzaktaydık, sadece izlemekle yetindik acılarını. Ama sen yoktun. Hiçbir yerde yoktun…

 

Ve annen Beyza… Gözyaşlarını kimler teselli edecekti arkadan? Kimler destek olacaktı yokluğunu. Ve ateş gerçekten düştüğü yeri mi yakardı aslında?

 

Ateş seni yaktı miniğim. Seni ve arkanda yüreği yanan anneni. Nasıl da gözyaşlarını siliyordu katilin, nasıl da destek oluyordu sinsice. Bu nasıl bir vahşetti? Nasıl bir anaydı seni o ateşe atan? Gülücüklerin bu kadar mı skandırmıştı?

 

Bir hikâye mi, yoksa ibretlik bir olay mıydı yaşananlar? Vahşet kelimesi bile yetmiyordu yaşanları anlatmaya. Bir anne nasıl kıyardı bir başka annenin yavrusuna.Önce göz kırpmadan minicik bir nefesi söndürmek, ardından da yakmak! Yakmak… Bu nasıl bir vicdandır ki bir de günlerce sanki hiç birini öldürmemiş gibi etrafta hiçbir yürek sancısı duymadan dolaşmak.

 

Uzunca bir zaman gündemden hiç düşmedi minik Beyza’nın hikâyesi. Ve gerçek bu hafta içinde ortaya çıktı. Aslında hiç de uzaklarda olmayan Beyza’yı uzaklarda aramak boşunaydı. Çünkü o zaten hiç uzağa gitmemişti. Nefesi içinde yandığı ateşte yok olup gitmişti.

 

Yokluğunda belki bulunur diye avunan acılı aile şimdi ölü bedenini bile göremeyecekleri bir gerçekle karşı karşıya kalmışlardı. İnsanı ürperten, dehşete düşüren bir gerçek. Ne tarifi ne de tesellisi olan, mezarı olmayan gerçek. Kuru bir başsağlığı geride kalan.

 

Beyzacığım, üzülme korkma sen yavrum. Biz seni hep gülüşlerinle büyüteceğiz.

 

Ve sen vahşi kadın, inşallah sende cehennemin nârıbeyzasında yanasın!

 

Bu yazı toplam 251 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

KULLANICI GİRİŞİ
ARAMA

Detaylı arama >>

Şu an sitemizde 6 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.