| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Zira Osmanlının devlet oluşuna aralanan kapısıydı Bursa. cihan devleti temellerinin atıldığı zaman ve mekânın maneviyatla yoğrulduğu teknedir Bursa. Bu teknede özünü bulan, özleşen, özü sağlam gelecek inşasının temelleri kolay kolay sarsılmayacak kadar sağlam bir kuruluştu yaşanan. Hayat anlayışlarını biçimlendiren, ortaya koyan, yaşanılabilirliliğini gösterenlerin mekânıydı Bursa. Mekân burası olunca anlatımın zorluğu ortadayken başlıyorum gezi yazımıza. Ve puslu bir hava var Bursa’nın üzerinde. Alışık olmadığım bir hava bu. Dağın yamacına doğru kurulmuş, sonra düzlüğe, ovaya inmiş şehir. Gezimize Osmanlı’nın yaşadığı Uludağ’ın yamaçlarından başlıyoruz.
Gezimizin ilk durağı 1 . Murad Cami:
Camiden önce 1. Murad hakkında bilgi vermek gerekir sanırım: 1. Murat diğer Osmanlı sultanlarından farklı olarak savaş meydanın şehit edilmiş bir sultandır. Savaştan savaşa koşmuş, cephe hayatı olmuş sevdası hep maneviyat sırlı olmuştur. Sultan Birinci Murad 1326'da Bursa'da doğdu. Babası Orhan Gazi, annesi Nilüfer Hatun'dur. Sultan Birinci Murad, fethettiği yerlerde yaşayan Hıristiyan halka Papa'dan daha iyi davrandığı için onların sevgisini kazanmıştı. Hatta onun zamanında sadece Bursa'da bile 3 kilise ve 1 sinagog yapılmıştır. Türklerin Balkanlardaki ilerlemeleri yeni bir Haçlı seferinin düzenlenmesine sebep oldu. Türk Ordusu ilerleyerek Kosova'da Haçlılarla karşılaştı. Üstün haçlı ordusu Sultan Murad Hüdavendigar'ın kurdurduğu "Topçu Ocağı"nın kullandığı topun etkisi ile dağıldı.1382 yılından itibaren "Murad Hüdavendigar" diye anılan Sultan Birinci Murad, Birinci Kosova Savaşı'ndan sonra savaş alanını gezerken, Sırp Kralı Lazar'ın damadı tarafından hançerlenerek şehit oldu (1389).Anadolu'dan Rumeli'ye durmadan dinlenmeden seferler yapan Sultan Murad Hüdavendigar, bizzat katıldığı 37 savaşın hepsini kazanıştır.
Bu savaştan sonra Balkanlardaki Türk hâkimiyeti güçlendi ancak Sultan Murad Hüdavendigar şehit oldu. Babası Orhan Gazi'nin ölümünde 95.000 km. kare olan devlet topraklarını 500.000 km. kare’ye çıkarmayı başardı.
1 . Murat Cami bana göre bir hayli ilginç. Mısırda görülen cami mimarisi ile örtüşüyor. Osmanlı’nın Mısır’da yaptığı cami mimari örneğinin belki de anası burası. İki katlı ve minaresi Osmanlı’nın bu dönemden sonraki yaptırdığı camilerden de oldukça farklı. Hatta bu yapılarda dikkatimi çeken bir hususta caminin Konya’daki Selçuklu medreselerini andırır yapısı buranın okul olarak kullanıldığı gibi bir duyguya yöneltiliyor. Duygularınızın yanıltmadığını araştırınca anlıyorsunuz. Bu cami, devletin merkezi, okul, devlet işlerinin yürütüldüğü mekân, ibadethane, yani sosyal hayatın tam merkezi denebilir. Padişahı oturduğu yer, evi, öğrencilerin odaları, halkın işlerinin görüldüğü daire hepsi aynı yerde ve padişahın gözü önünde cereyan ediyor. Bunu düşününce insan, “muhteşem” kelimesi durumu anlatmada kifayetsiz kalıyor. Halk ile iç içe bir sistemin yüzyıllar boyunca ayakta kalmış olmasını bu düşüncelerle daha rahat anlayabilesiniz.
Altın yaldızlı mihraptan gözleriniz alamayınca caminin duvarlarında, odalarında sultanın oturduğu yerde kubbelerde geçmişin azametini, haşmetini, sosyal dokusunu arıyorsunuz. Günümüzdeki Osmanlı torunlarının yaşam şekilleriyle kıyaslama isteğiniz bir anda kayboluyor ve siz o ihtişamlı dönemde kalmayı tercih ediyorsunuz.
Tarihin derinliklerinde ve caminin ortasındaki yıldızları güneşi, ay ışıklarını gören havuzun başında soluklanırken bir dönemin dünyayı sallayanların, idare edenlerin yaşadığı mekâna ortak olmanız ile iliklerinize kadar ürperiyorsunuz. Size güzel bir mesaj veriyor mekân: Güzel anılacak bir hayat yaşamalısın… Bursa camilerinin çoğunda gördüğümüz ters T planı ne kadar cana yakın, ruha yakın, dimağa yakın olduğunu düşünmeden de edemiyorsunuz. Belki bu yakınlık padişahların bu manevi mekândaki soluklanmayı paylaşıma açmış olmasından kaynaklanıyor. Belki de ruhumuzun arzuladığı içtenlik ve inançtaki içselliğin amacı da bu… Orada geçirdiğim hayal gibi bir on dakikanın arkasından yine sağıma soluma dikkatle bakarak tarihin, dedelerimizin cihan devletinin bana fısıldadığı, uyardığı, yol verdiği bir im, işaret ve uyarı bekliyorum, gözlüyorum, arıyorum. Bu izlekte yol alırken karşıma dikiliveren uyaran sade bir yapıyla sarsılıyorum. 1. Murad Türbesi: Kapıdan içeri daldığınızda sadece sükûnet görüyorsunuz. Ferah bir mekânın tam ortasında kocaman bir sandukanın ayak dibinde okuduğunuz küçük bir yazı: 1. Murad. Hepsi o kadar. Dünyada yaptığı hayırlı işleri düşündüğünüzde burada yatıyor olmasını yakıştıramıyor, dünyayı titretenlerin sonunda özüne döndüğünü, döndürüldüğünü düşünüyor ve dualar dökülen dudaklarınızın mütemadiyen kıpırdadığını hissediyorsunuz.
Zaviyelerin temellerini atan insanın sosyal duyarlılığının ne derece ilerde olduğunu anlamanız çok zor olmuyor. Zira zaviyelerin kuruluş amacının toplumdaki muhtaçların tespiti ve ihtiyaçlarının giderilmesidir. Bu sistem içerisinde içten ve dıştan gelecek olan yıkıcı faaliyetlerin tespiti açısından da önemli çalışmalarda bu teşkilat tarafından yürütülmüştür. Çekirge denilen bu bölgeden Bursa düzlüklerine hâkim tepeden bakan bu mekânlarla şimdiye kadar kıyıda köşede kalmış geçmişimizi hatırlamanın ve sarsıcı bir şekilde kimliğimizin belirleyici unsurlarını tadıyor olmanız size keyifli anlar yaşatmaya yetiyor.
Devam edecek…
Sizde bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz!
Duran ÇETİN - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.