Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Hocaları kim, neden yıprattı?

Mustafa GÜDEN - maratoniletisim@gmail.com

Selçuk Üniversitesi’nin muhteşem kampus imkanları ve buna paralel olarak öğrenci sayısı olarak Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden biri haline gelmesi elbette gurur vericiydi.01.09.2009 08:15:00
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Ki, bununla övündüğümüz çok olmuştur.

Fakat son zamanlarda üniversitemizin isminin “nahoş” şekilde anılması kurumu yıpratıcı olduğu kadar Konya’ya da “şerh koyduran” bir hal almıştır.

***

Son olarak yaklaşık bir ay önce Tıp Fakültesinde üç profesör hakkında bir iddia ortaya atıldı.

Ajanslara yansıyan bilgilere göre üç profesör, bir firmanın tıbbi satış mümessili ile, bazı ilaçların yazılması karşılığında bilgisayar, tatil ve ortopedik malzeme talep etmiş ve anlaşmışlardı.

Haberi ilk aldığımızda ne yalan söyleyeyim, “Üniversite’nin suyu mu çıkıyor ne?” diye söylenmeden edememiştim.

***

Sonra bize yol göründü ve valizimizi alıp İstanbul’a geldik.

Fakat, üniversite ile ilgili iddialar Konya’da kalmadı!

Bir vesile ile “İlaç yazımı karşılığında çıkar sağladığı iddia edilen”  Öğretim Üyelerinden birinin, dizimdeki rahatsızlık sürecinde benimle ilgilenen, Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Memik olduğunu öğrendim.

Recep hocanın ve inceleme kapsamında olduğunu duyunca, bende oluşan kanaat “iddiaların doğru olmadığı” idi.

Diğer iki doktor ise Uğur Yensel ve Önder Özerbil idi ve tanımıyordum.

***

Sonra, soruşturma yazısının bir kopyası ulaştı elime.

Gerçi, “fotokopilerin, belge niteliğinde sayılmadığı” bir süreci yaşıyoruz, ama yine de bu kopya evraktaki bilgiler hakkında bir değerlendirmede sorun olmayacağını düşünüyorum!

***

Belgede; “Sağlık Bakanlığı müfettişlerinin B. İlaç Merkezi bürolarında yaptıkları inceleme ve araştırma sırasında, aynı firmanın tıbbi satış mümessili Doğan D.’ye ait bölge çalışma raporunda, bazı ilaç veya ilaçların yazımı karşılığında bilgisayar, gezi finansmanı, değişik ortopedik medikal malzeme verilmesi taahhüdünde bulunulduğu kayıt edilmiştir” deniliyor.

***

Önce rapordaki bu cümleden ne anlaşılması gerektiğini bir değerlendirelim;

İlaç mümessili, firmaya verdiği bir raporda “Selçuk Üniversitesindeki üç doktora, bazı ilaçları hastalarına sıkça yazması karşılığında bilgisayar, gezi finansmanı ve ortopedik medikal malzeme vermeyi teklif ettiğini” yazmış.

Peki, firma, bilgisayar, gezi ve ortopedik malzemeleri vermiş mi?

Raporda bu gözükmüyor.

Yani birisi  “teklif ettim” demiş.

Teslim ile alâkalı bir bilgi yok.

***

Komisyon Başkanı Tahir Yüksek, inceleme yazısının son paragrafında, hakkındaki suçlama nedeniyle doktorlara diyor ki;

“Konu ile ilgili bilgilerinizi ve düşüncelerinizi İnceleme Komisyon Başkanlığımıza, elinizde varsa dokümanlarla birlikte, bu yazının elinize ulaştığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde yazılı olarak bilgi vermenizi rica ederim.”

***

Hocalardan neyin belgesi istendi tam olarak anlamadım, ama pazarlama sektöründe benzer durumların sıklıkla yaşandığını ve pazarlamacı tarafından bu durumun istismar edilebildiğini de unutmamak lâzım.

***

Mümessilin, “Vermek üzere taahhütte bulundum” dediğine dikkat edelim.

Henüz “Verdim” demiyor.

Eğer hocalarla aralarında “verme hususunda bir yazılı anlaşma yoksa” firmadan aldığını hocalara vereceğinin de “garantisi yok” demektir!

Öyleyse böyle “muğlâk” bir iddia karşısında hocaların yıpratılmasını nasıl yorumlayacağız?

***

Bir de Sayın Rektör Okudan’ın kendi gözaltı sürecine ilişkin olarak, gazetelerde çıkan haberlere karşı takındığı tavır ve başlattığı adli süreç vardı.

Bizim Yazı İşleri Müdürü Ahmet Aka da, Okudan’ın hakim huzurundaki muhataplarından biriydi.

Okudan’ın kendisiyle ilgili iddia sürecinde “İsmi belirtilerek haberler yapılmasına gösterdiği tepki ve duyarlılığı” anlıyorum.

Okudan’ın, kurumundaki doktorlar hakkında ortaya atılan iddiaların, soruşturmanın hemen akabinde basına, isimleriyle birlikte yansımasına “amir sıfatıyla” nasıl yaklaştığını, nasıl bir tavır sergilediğini merak ediyorum.

Umarım en azından “Bu şimdilik sadece bir iddiadan ibarettir. Arkadaşlarımızın, inceleme sonuna kadar yıpratılmaması için sizden hassasiyet rica ediyorum” kabilinde bir basın açıklaması yapmıştır.  

***

Ben bunları yazarken, inceleme ile ilgili nihai bir bilgi geldi.

İnceleme Komisyonu raporunu tamamlamış ve “Soruşturmaya gerek yoktur” sonucuna ulaşılmıştı.

Yukarıda da vurguladık, İnceleme Komisyonu’nun hocalara yolladığı bilgi talep yazısında zaten, iddiaların muğlâklığı ve dayanaksızlığı görülüyordu.

Fakat ne hikmetse üç hocanın yıpratıldığı bir süreç yaşandı!

Bu sürecin gizlilik prensipleriyle yürütülmesi, hem Üniversite’nin bir kez daha “nahoş” bir şekilde anılmasını engelleyecekti, hem de haklarındaki dayanaksız iddia nedeniyle hocalar yıpratılmayacaktı.

Üniversite bu gizliliği sağlamak için ne kadar gayret gösterdi bilemem.

İnceleme bilgisi, isimlerle birlikte, hızla nasıl basına yansıdı, bu da bir başka soru.

Neticede hocalar kadar, namı zedelenen üniversiteye de yazık oldu.

 

[30 Ağustos 2009 Pendik]

Bu yazı toplam 475 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 5 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.