Ölümün gerçek olduÄŸunu bile bile kendimi ahiret için hazırlamak yerine dünyalık peÅŸinde koÅŸtuÄŸum kuÅŸkusundan uzak kalamamanın rahatsızlığı beni, düÅŸüncemi ve davranışlarımı asla bırakmıyor.
Aradığım cevapları Mevlana Celaledin-i Rumi’nin dilinden; Divan-ı Kebirden aktarmak güzel olacak sanırım:
Ömür yarınlara baÄŸlanan ümitlerle geçip gitmede; gafilcesine kavgalarla, gürültülerle, didinmelerle tükenip durmadadır!
- Sen aklını başına al da, ömrünü ÅŸu içinde bulunduÄŸun bugün say! Bak bakalım, bugünü de hangi sevdalarla harcıyorsun?
- Gâh cüzdanını para ile doldurmak kaygısı ile gah iyi yemek, içmek endiÅŸesi ile bu aziz ömür geçip gitmede, her nefeste eksilmede!
- Ölüm, bizi birer birer çekip alıyor; onun heybetinden, korkusundan akıllı insanların bile beti benzi sararıp durmadadır!
- Ölüm yolda durmuÅŸ, bekliyor; Efendi ise gezip tozma sevdasındadır!
- Ölüm, kaÅŸla göz arasında; onu hatırlamaktan bile bize daha yakın! Fakat, gaflete dalanın aklı nerelere gitmede, bilmem ki?..
- Teni besleyip ÅŸiÅŸmanlatmaya bakma! Çünkü o, sonunda topraÄŸa verilecek, mezar kurtlarına yem olacak bir kurbandır! Sen, gönlünü manevi gıdalarla beslemeye bak; yücelere gidecek, ÅŸereflenecek olan odur!
- Bu leÅŸe, yaÄŸlı ballı ÅŸeyleri az ver! Çünkü tenini besleyen kiÅŸi, ÅŸehvetine, nefsanî arzulara kapılıyor; sonunda da rezil olup gidiyor!
- Sen, ruha manevi yiyecekler ver; yaÄŸlı ballı düÅŸünüÅŸ, anlayış, buluÅŸ gıdaları ver de, gideceÄŸi yere güçlü kuvvetli gitsin!..
Geceleri ibadetle vakit geçirenler, Hakk korkusuyla uyumayanlar, ölüm zamanı gelince korkusuz, rahatça ölürler!
BaÅŸka söze ne hacet, çare de, çaresizlik de biziz. Yapılacaklar belli, bizim yapmamız gerekenler de. Biraz düÅŸünmek, düÅŸünce ile yoÄŸrulmuÅŸ yirmi dört saatlerimiz olması dileklerimle…
Cahit Sıtkı TARANCI ile satırlarıma son veriyorum:
N’eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanmadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
O taht misali musalla taşında.
Bu yazı toplam 247 kez okunmuş.