Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Haddini Bil

BEKİR CEVİZCİ - info@hakimiyet.com

Birçok kez sinirlendiğimizde veya alelade bir ruh halimizde ukalalığımız tutuverir ve hemen birilerinin haddini bildiririz. 01.01.2010 10:01:30
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Sonrada dost meclislerinde şecaat arz ederiz; onun haddini bildirdim, bunun haddini fena bildirdim, şunun haddini ise fevkaladenin fevkinde bildirdim; bakın görün bir daha toplum içine çıkamaz… Herhalde şecaatin arz ederken sirkatin söylemek böyle bir şey olsa gerek. “Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil, yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil” mısraları sanki hiç söylenmemişçesine Yunus’tan, iftihar ederiz kabalığımızla. İki cümlemizin birinde muhakkak geçiyor ama hiç düşündünüz mü hadd nedir diye?   

 

Hadd sınır koymak, menetmek, vazgeçirmek, iki şeyin birbirine karışmaması için aralarına konan engel ve sınır anlamındadır. Hudud ise  "Hadd"in çoğulu olup sınırlar veya limitler anlamında kullanılır. Osmanlı döneminde uygulanan hukukta cezalar hadd, kısas ve taz’ir olmak üzere üçe ayrılırdı. Allah’ın haklarına karşı işlenen suçların cezası “hadd”dir. Bunlar, Kur’an-ı Kerim’de yer alan suçlardır. Hırsızlık, zina, zina iftirası, yol kesme, şarap içme ve dinden çıkma gibi suçlardır. Bunların çoğunun cezası da Kur’an’da belirtilmiştir. Kur’an’da yer almayanlar ise sünnet ve icma ile tespit edilmiştir. Devlet başkanlarının bile bu cezaları azaltıp çoğaltma hakkı yoktu. Şahsın hukukuna karşı işlenen suçların cezası, kısas ve diyettir. Kısas, ödeşme cezalarıdır. Kısasın istenmediği durumlarda uygulanan diyet, para veya mal olarak karşı tarafın tatmin edilmesidir. Taz’ir kelimesi ıslah etme anlamına gelir. Taz’ir cezaları ise Kadı’nın, yani hâkimin takdirine girmiş cezalardır. Kadı, suçluya öğüt de verebilir, azarlayabilir de. Falakaya da yatırabilir, sürgüne de gönderebilir veya teşhir ettirir. Hadd cezası ağır müeyyideleri ihtiva ettiğinden söz konusu suçların hâkim huzurunda ispatlanması çok güç şartlara tabi tutulmuştur. En küçük şüphe halinde hadlerin uygulanmasından vazgeçilmiştir.  

 

Hadd bildirme, dilimize Osmanlı’dan kalmış bir deyimdir. Osmanlıda “Sınırlarını bil, bak kadıya şikâyet edersem alacağın cezayı biliyorsun” anlamındayken günümüzde, “sert bir karşılıkla uslandırmak, yola getirmek, cezalandırmak” anlamına bürünmüştür. Ama hangi anlamında olursa olsun hadd bildirmek yerine gönüller kazanmak galiba en güzeli.    

Bu yazı toplam 222 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.