| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Bilindiği üzere Anayasanın, değiştirilemez değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeleri ilk dört maddesidir. Bunlardan ikinci madde derki;”27.03.2008 11:29:29
MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
Dikkat edilirse burada birçok önemli temel ilkeden bahsedilmekte; “Demokratik, Laik, Sosyal, Hukuk devleti” ne dikkat çekilmekte… Bir bina düşünün ki dört temel esas üzerine oturmuş. Fakat bina sahipleri bu temellerden sürekli birini güçlendirmeye uğraşmakta, binanın tüm yükünü bu temele bindirmek gibi bir yanlış yapmakta. Böyle bir eylemin sonucu ne olur takdirlerinize sunuyorum.
Bu bağlamda olmak üzere gerek siyasi partiler, gerek medya kuruluşları, gerek önemli kurumlar ve gerekse toplumun kanaat önderleri en çok Laiklik ilkesini ön plana çıkarıyorlar ve en çok onu gündeme getiriyorlar. Anayasa da böyle bir ayırım ve öncelik olmamasına rağmen böyle yapılması birçok sakıncayı beraberinde getiriyor. Mesela şimdiye kadar hiçbir parti hakkında “sen demokrat değilsin!”, “sen sosyal devlet ilkesine uymuyorsun!” veya “sen hukuk devleti ilkesini çiğniyorsun!” gibi suçlamalarla karşılaşmamış ve bu suçlardan ötürü hakkında dava açılmamıştır.
ZEDELENEN LAİKLİK OLUYOR
Toplumun inanç ve düşünce hürriyetinin garantisi olan, devletin tüm inançlara eşit mesafede olmasını savunan laiklik ilkesinin zayıflatılması genel kabulün aksine devleti değil toplumu zayıflatır. Avrupa’da ki uygulamaları göstermiştir ki laiklik inanç ve dünce özgürlüğünün gerçek teminatıdır.
Mesela son kapatma davasının konusu laiklik yerine “sosyal devlet ilkesine uymamak” suçlaması olsaydı zannımca çok daha isabetli olurdu. Çünkü Türkiye’deki işsizlik, gelir dağılımındaki uçurum, fakirlik bu ilkenin yerine getirilemediğinin başlıca kanıtı. Ülkemizde şimdiye kadar herhangi bir parti hakkında, gerek parti içi demokrasiyi hiçe sayan uygulamalarından dolayı, gerekse hukukun işlemesi ile ilgili yaptığı açıklamalardan ötürü ”sen demokratik hukuk devletine karşı eylemlerin odağı oldun” diye bir dava açmış mıdır? Ben hatırlamıyorum.
Bir değeri bir kavramı yıpratmanın işlevsiz hale getirmenin birçok yolu vardır. Bunlardan biri de o kavramı olur olmaz her yerde ön plana çıkarmak, deyim yerinde ise onu “sopa olarak” kullanmaktır. Maalesef ülkemizde Laiklik değişik yollarla işlevsiz hale gelmek üzere... Normal bir temel hakka, basit bir isteğe karşı “Laikliğe aykırı”, “Laiklik elden gidiyor…” gibi sözlerle sürekli karşı çıkmak en çok laikliğe zarar veriyor. Nasıl ki Osmanlı döneminde “din elden gidiyor” sözü tekrarlana tekrarlana gücünü ve etkisini kaybetmişse şimdi aynı akıbet çağdaş kavramların da başına gelmek üzere. Bu yüzden herkesin ama bilhassa da “Laikliğe daha fazla sahip çıkıyor” görünenlerin laikliği bu tehlikeden korumaları gerekir.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 6 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.