| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Türkiye'nin tuz ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan Tuz Gölü, dünyanın en önemli doğal alanlarından biridir.12.03.2010 05:28:31
Çoğumuzun ilköğretim yıllarından aklında kalan bir bilgidir Tuz Gölü. Hakkında pek fazla bir şey bilmediğimiz bu gölün yakınından belki de defalarca geçip gitmişizdir. Bir göl olduğunu biliriz ancak gölün üzerinde teknelerin yüzmediğini ve insanların rahatça yürüyebildiğini hayal etmemişizdir. Etkileyici bir güzelliğe sahip olan bu göl, aynı zamanda saflığı ve temizliği hissettirecek kadar beyazdır. Gölün büyüklüğü ve beyazlığı karşısında gözleriniz kamaşır. Bu beyazlık o kadar geniş bir alanı kaplamıştır ki, bir an için kar yağdığını düşünürsünüz. Yazın bunaltıcı sıcağında dahi, beyazlığın zihinlerde bıraktığı soğuk duygusu etkilidir. Bu ucu bucağı görünmeyen beyaza ilk adımı atmak ise heyecan vericidir. Önce ihtiyat vardır ister istemez. Kırılacakmış gibi duran bu narin zeminin üstünde birden kayıp gideceğini düşünür insan; ya da ilk adımda içine batacağını. Ama beklentilerin tam tersine sert bir tuz tabakası bekler bizi gölün zemininde. Zaten ilk adımdan sonrası çok daha kolaydır. Tüm beyazlığın sadece tuza ait olduğunu ve tuzdan öte hiçbir şey olmadığını kavrarız hemen. Atılan adımlar düzelmiştir artık. Yapılacak tek şey, gölün üzerinde uzun bir yürüyüşe çıkmaktır.
Gölde yürümeye başladığınızda iç kısımlara doğru ilerleyin. Bir süre sonra bembeyaz bir denizin tam ortasında yalnız kaldığınızı hissedeceksiniz. Eğer kapalı ve yağmurlu bir havada geziyorsanız, gölün üzerinde biriken ince su kümeleri, size gökyüzündeki bulutların halini de yansıtır. Gölün üzerinde mi yürüyorsunuz, yoksa gökyüzünde mi, belli olmaz. Yeryüzü ve gökyüzünün birleştiği o an, her şey sadeleşir. Boyutların ve renklerin tadına, ama her şeyden öte, sessizliğin vermiş olduğu huzura doyamazsınız.
Güneşin altında parlayan tuz kristallerinin beyazlığı, buz tutmuş suyu andırır. İç Anadolu Bölgesi’nin az yağış alması, akarsu bakımından da fakir kılar bölgeyi. Bu yüzden gölün suya özlemi gibidir bu engin beyazlık. Melendiz Irmağı, pek çok küçük akıntı ve yeraltındaki tuzlu su kaynaklarıyla beslenmek zorunda kalan Tuz Gölü, bin beş yüz kilometrekarelik bir alana sahiptir. Suyun en bol olduğu ilkbahar aylarında dahi, yüzölçümü en fazla yüz otuz bin hektara ulaşıyor. Ancak yazın aşırı buharlaşmayla birlikte Tuz Gölü’nün tamamı neredeyse çöle benzer. Kuruyan bölgelerde otuz santimetreyi bulan bir tuz tabakası oluşur, öyle ki suyun içindeki tuz oranı yüzde 32,4’e ulaşır. Gölde gezinirken tuz konsantrasyonunun yüksekliği nedeniyle sucul bitkilere rastlanmaz ancak göl çevresinde, akarsuların etkisinde kalan kısımlarda tuza dayanıklı, seyrek bitki örtüsü görmeniz mümkün. Tuzdan başka ürünü olmayan gölün kıyısına yakın yerlerde yetişen kavunların tadının mükemmel olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Bitki örtüsünün zayıflığına nazaran, kuş nüfusu yönünden Türkiye’nin en zengin gölleri arasındadır Tuz Gölü. Dünyanın da en önemli doğal alanlarından biri kabul edilir. Kış yağmurlarıyla birlikte oluşan sulak alan, su kuşları için önemli bir kışlama sahası oluşturur. İlkbaharda göl içinde oluşan adalar, bataklıklar; bataklık kırlangıcı, suna, angıt, çamurcun, kılıçgaga, kocagöz ve martı türlerinin kuluçka yapmalarına imkân sağlar. Tuz Gölü aynı zamanda flamingoların Türkiye’deki en önemli kuluçka alanıdır. Bu yüzden gölde yürümeye başladığınızda yanınızda bir dürbün bulunmasında fayda var.
Türkiye’nin toplam tuz ihtiyacının yüzde altmış beşini karşılayan Tuz Gölü’nün üretim kapasitesi yılda bir milyon ton civarında. Buradaki tuz üretimi çok da eskiye dayanıyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde göl etrafında doğal olarak oluşan tuz blokları, kırılarak anında tüccarlara satılıyor; develere yüklenerek dağıtılıyormuş. 21. yüzyıl teknolojisinin yardımıyla tuz üretimi daha hızlı. Doymuş tuzlu suyun Kaldırım, Kayacık ve Yavşan tuz yataklarına girmesine izin veriliyor. Tuz çökeldiğinde su tekrardan geri çektiriliyor. Bu sayede biriken tuzlar hem eski hem de yeni teknoloji sayesinde depolara taşınıyor. Eski sistemde, pareli hat denilen bir ana dekovil hattı göle döşenmiş. Bu minik demiryolu sayesinde her yıl, gölün değişik bölümlerinden katarlarla tuz depolara çekiliyor. Görsel olarak çok güzel görüntüler sunan bu sistem günümüz teknolojisinin yanında daha yavaş ve pahalı kaldığından, şimdilerde yerini modern iş makinelerine bırakıyor. Çıkartılan tuz, kamyonlarla depolara daha hızlı bir şekilde aktarılıyor.
Bilindiği gibi, Konya Ovası dışarıya akıntısı olmayan kapalı bir havzadır. Ovada biriken ve tuzlanmaya neden olan fazla sular, drenaj kanalı açılarak Tuz Gölü’ne akıtılıyor. İrili ufaklı fabrikaların sanayi atıkları da bu kanal sayesinde göle taşınıyor. Gerekli önlemler zamanında alınmazsa, gölün beyazlığı yerini çokta iç açıcı olmayan, başka renklere bırakacak. Bir gün yolunuz Tuz Gölü’ne düşerse; yüzemeyeceğiniz, balık avlayamayacağınız ama üzerinde saatlerce ve doyasıya yürüyebileceğiniz bu masalsı gölün tadını çıkartın.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
BEKİR CEVİZCİ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.