Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Yunus Emre’nin Gönül Pınarından

Ramazan SAYAR - ramazansayar42@hotmail.com

Yunus Emre’nin bilgi dağarcığı, dini bilgilerle en ince ayrıntısına kadar doludur. Özellikle peygamberimiz Hazreti Muhammed (as) ve diğer peygamberler hakkında çok geniş bilgisi olduğu anlaşılmaktadır. 13.03.2010 07:00:14
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

         Bazen bir kitap dolusu bilgiyi birkaç dörtlük de özetlemektedir. Peygamberlerin sayısı Kur’an-ı Kerim’de yirmi beş olarak geçer. Üç tane de ihtilaflı olan peygamberle beraber yirmi sekiz peygamberin adı geçmektedir. Hadislerde de yüz bin, yüz on dört bin veya yüz yirmi dört bin gibi rakamlar bildirilir. Doğrusunu Allah bilir. Çünkü Rabbimiz “Her millet içinde mutlaka bir peygamber gelip geçmiştir.” (Fatır–24) Buyurmaktadır. Yunus Emre ise peygamberlerin özelliklerini ve sayılarını bakınız dörtlüklerde nasıl dile getiriyor:

                                                

                        Hor bakma sen toprağa, toprakta neler yatur.

                        Kani bunca evliya, yüz bin peygamber yatur.

 

                        Cennet’te buğday yiyen, gaflet gömleğin giyen

                        Hem dünyaya meyleden, Âdem peygamber yatur. 

 

                        Arkasıyla kum çeken, gözyaşıyla yoğuran

                        Kâbe’ye temel kuran, Halil peygamber yatur.  

 

                        Vücudunu kurt yiyen, kurt yedikçe şükreden

                        Belalara sabreden, Eyyüb peygamber yatur.

 

                        Balık karnında yatan, deryaları seyreden 

                        Kabak kökün yaslanan, Yunus peygamber yatur. 

 

                        Kuyuda nihan olan, kul deyü ben satılan

                        Mısır’a Sultan olan, Yusuf peygamber yatur.   

 

                        Yusuf’u yavu kılan, kurt ile dav’ı kılan  

                        Ağlayıp gözsüz kalan, Yakup peygamber yatur.

 

                        Asasın ejder eden, bahre urup yol eden

                        Firavun’u helak eden, Musa peygamber yatur.

 

                        Ol Allah’ın habibi, dertlilerin tabibi 

                        Enbiyalar serveri, Resul-i Muhammed yatur.

 

         Yunus Emre’nin peygamberimize karşı olan sevgisinin sınırı yok. Allah sevgisi, Hazreti Muhammed (as) sevgisi Yunus Emre’ye ayrı bir güzellik vermektedir. Çünkü Anadolu halkı Yunus’un özellikle peygamberimiz ile ilgili şiirlerini ilahileştirmiş, benliğinde yer etmiş, bağrına basmıştır. Yedi yüz sene önce Anadolu Türkçesi ile yazılan şiirler sanki bugün yazılmış gibi saf, duru bir Türkçe, her kişinin anlayabileceği bir bilgi hazinesini oluşturmaktadır. Peygamberimizin adına olan sevgisini dörtlüklerle Yunus, şöyle ifade eder:    

                             Canım kurban olsun senin yoluna

                             Adı güzel kendi güzel Muhammed 

                             Şefaat eylesin kemter kuluna

                             Adı güzel kendi güzel Muhammed 

 

                             Mümin olanların çoktur cefası

                             Ahirette olur zevk-ü sefası 

                             On sekiz bin âlemin Mustafa’sı

                             Adı güzel kendi güzel Muhammed

 

                             Sen hak peygambersin şeksiz gümansız

                             Sana uymayanlar gider imansız

                             Âşık Yunus neyler dünyayı sensiz

                             Adı güzel kendi güzel Muhammed

 

         İnsan sevdiğinden ayrı kalınca onu daha çok özler. Onun her davranışı, hareketi bile gözünün önüne gelir. Yunus Emre de peygamberimize olan hasret dolu sevgisini şöyle dile getirir:

                             Araya araya bulsam izini

                             İzinin tozuna sürsem yüzümü

                             Hak nasip eylese görsem yüzünü

                             Ya Muhammed canım arzular seni

 

                             Bir mübarek sefer olsa da gitsem

                             Kâbe yollarında kumlara batsam

                             Hub cemalin bir kez düşte seyretsem

                             Ya Muhammed canım arzular seni

 

                             Yunus metheyledi seni dillerde

                             Dillerde dillerde hep gönüllerde

                             Ağlaya ağlaya gurbet ellerde

                             Ya Muhammed canım arzular seni

 

         Yunus Emre yardımseverlik konusunda çok hassastır. İyilikleri, yardımları, gönül almaları, hem bu dünyada hem öbür dünyada karşılığını daha güzel bulan sosyal davranışlar olarak görür. Bu hususta da şöyle der:

 

                             Bir hastaya vardın ise

                             Bir yudum su verdin ise

                             Yarın anda karşı gele

                             Hak şarabın içmiş gibi

 

 

                             Bir miskini gördün ise

                             Bir eskice verdin ise

                             Yarın anda karşı gele

                             Hak libasın giymiş gibi

 

                             Yunus emre bu dünyada

                             İki kişi kalır derler

                             Meğer Hızır İlyas ola

                             Ab-u hayat içmiş gibi

 

         Tabduk Emre: “Haydi Yunus, senin kilidin açıldı.” Deyince artık Yunus, beşikten mezara, diriden ölüye kadar her konuda coşmaya başladı. Aşkın cezbine kapılan Yunus; ölüm, kabir, ahiret gibi konularda Anadolu insanını adeta büyüledi, mest etti.

                             Haktan inen şerbeti, içtik elhamdülillah

                             Şol kudret denizini, geçtik elhamdülillah

                            

                             Kuru idik yaş olduk, ayak idik baş olduk

                             Havalandık kuş olduk, uçtuk elhamdülillah

          

         Bu canın bu tenden sanki bir kuş gibi uçup gideceğini, ölüm acısını tadacağını, ömrün ne kadar kısa olduğunu ifade ederek duygularını şöyle yansıtır:

 

                             Geldi geçti ömrüm benim

                             Şol yel esip geçmiş gibi

                             Hele bana şöyle gelir

                             Şol göz açıp yummuş gibi

 

                             İş bu söze Hak tanıktır

                             Bu can gövdeye konuktur

                             Bir gün ola çıka gide

                             Kuş kafesten uçmuş gibi

         Yunus Emre:

                             Gezdim Urum ile Şam’ı,

                             Yukarı illeri kamu,

                             Çok aradım bulamadım,

                             Şöyle garip bencileyin    

     

Derken Anadolu’nun doğusunu, batısını, güneyini, kuzeyini gezdiğini; gezdiği yerlerde garip olduğunu, hele mezarları gördüğü zaman “bir zamanlar bunlar da bu dünyada hüküm sürmüşlerdi ama şimdi sessiz yatıyorlar” diyerek şöyle dile getirir:

                            

                             Yalancı dünyaya konup göçenler

                             Ne söylerler ne bir haber verirler

                             

                             Üzerinde türlü otlar biterle

 

                             Ne söylerler ne bir haber verirler

 

 

 

                             Toprağa gark olmuş nazik tenleri

                             Söylemez olmuş tatlı dilleri

                             Gelin duadan unutmayın bunları

                             Ne söylerler ne bir haber verirler

 

                             Kiminin başında biter ağaçlar

                             Kiminin başında sararır otlar

                             Kimi masum kimi güzel yiğitler

                             Ne söylerler ne bir haber verirler

 

                             Yunus der ki gör takdirin işleri

                             Dökülmüştür kirpikleri kaşları

                             Başları ucunda hece taşları

                             Ne söylerler ne bir haber verirler

 

         “Ete, kemiğe büründüm. Yunus diye göründüm.”, “ Sevelim, sevilelim. Dünya kimseye kalmaz.” Sözleriyle özetlenen Yunus Emre’nin gönül pınarı akmakla bitmez. Biz sadece bu pınardan bir yudum sunmaya çalıştık.

         Ne mutlu Yunus Emre’nin pınarından içenlere… Müjdeler olsun hak şarabına kavuşanlara… Allah’a emanet olun. Kalın sağlıcakla.

Bu yazı toplam 179 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.