| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Gençliğimizde rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in konferanslarını izlerdik. Türkiye’nin hangi köşesinde konferans verirse oraya koşardık. Heyecanla dinlerdik, not tutardık. Şimdi tv kanalları çoğaldı, heyecan bitti, okuma zevki gitti. Velhasıl fikirsiz, renksiz bir toplum oluverdik.02.04.2008 10:16:44
Amasya’da üstadın Halimiz-Yolumuz-Çaremiz isimli konferansını izlemiştik. Orada diyordu ki; Fransızlar uzun uğraşından sonra dillere destan olan Versay Sarayını yaptılar. Ama gel gelelim ki bu muhteşem sarayda bir şey unuttular. Ne mi diyeceksiniz?
WC yani tuvaleti unuttular. Herkes ihtiyacını fötr şapkalarına gidermişler. Bunun üzerine 14. Lui sarayı yapan mimar ve mühendisleri cezalandırmış ve: ˝Keşke tuvaleti yapmayı unutmasaydılar da sarayı yapmayı unutsalardı demiş.
Bu söz nereden geldi diyeceksiniz. Ecdadımız bir külliye yaptı mı, camisi, kütüphanesi, hanı, hamamı ve tuvaletini birlikte düşünür ve yapardı.Bu bir gelenek halini almıştı.Şimdi ise her ne kadar han hamam,kütüphane yapılmıyorsa da her caminin yanına mutlaka bir tuvalet ve şadırvan yapılıyor.Bu gelenek hala devam ediyor.
Konya’mızın en eski ve en büyük camilerinden biriside Alaeddin Camii’dir.Beşbin kişilik olduğu söyleniyor.Selçuklu hükümdarlarından Rukneddin Mesut zamanında 1115 yılında yaptırılmaya başlanmış, İzzeddin Keykavus zamanında genişletilmiş,Alaeddin Keykubat zamanında da 1220 de genişletilerek tamamlanmıştır.Bundan dolayı bu isimle anılır olmuştur.Sanat tarihinde tipik bir Selçuklu eseri olarak tanınır.Bizans ve Roma’dan getirilen 62 sütunu vardır. Minberinin özelliği ise dünyaca tanınır. Kırk yılda yapıldığı söylenir. Abanoz ağacından kündekari sistemine göre yapılmıştır.Yani bu eserde çivi,yapıştırıcı kullanılmamış,birbirine geçme sanatı ile bütünleştirilmiştir. Abonoz çürümez, kurt yemez. İşte bundan dolayıdır ki hâlâ dimdik ayaktadır, onu yıllar aşındıramamıştır. Üzerinden fırtınalar geçmiş ama yıpratamamıştır. Şuna şükrediyorum iyi ki Avrupalı bu eseri çalmamış. Çünkü Hz. Mevlana’nın doktoru Beyhekim adına yaptırılan caminin mihrabı Almanya’ya götürülmüş, şimdi İslami Eserler Müzesinde sergilenmektedir. Utanıyorum, tarihî eserleri çalınan bir yurttaş olarak utanıyorum.
Sekiz Selçuklu hükümdarı burada meftundurlar. Cumhuriyetin ilk devirlerinde burası bakımsız halde idi, sonradan ele alındı. Cihana sığmayan hükümdarların kemikleri çuvallarda taşındı.Buda bir utanç vesilesi değil mi? Hz. Mevlana’ları yetiştiren,Şems’lere,Sultan Veledlere, Sadreddin Konevilere kucak açan bu hükümdarlar şimdi tanınmaz olmuşlar,yetkililer bu sultanlara gereken ehemmiyeti vererek onları dünyaya yeniden tanıtmalıdırlar.Çünkü onlar haçlı seferlerine karşı kahramanca savaşan hükümdarlardı. İslam’ı çiğnetmemek için, bütün mücadeleleri göstermişlerdi. Bunlar nasıl küçük bir odaya hapsedilirler? Bundan da torunları olarak utanç duymalıyız. Bunların hepsi ayrı bir tarihtir. Bu tarihleri canlandıralım, yavrularımızın zihinlerine işleyelim. Ecdadını unutan bir millet, tarihini de unutur, tarihini de unutan millet yok olur gider.
Caminin mermer mihrabının üstü orijinal Selçuklu çinisidir, mermerleri Osmanlı mermerleridir. Mermerin yanındaki tadilatlarda alçıdır. Cumhuriyet devrinin eseridir. Cami tek kubbelidir, diğer bölümleri kara örtülüdür.İç kale surları o eski ihtişamını muhafaza etmektedir.Buralar Hz. Mevlana’nın düşmana ok attığı yerlerdir.Konya’ya düşman giremez sözlerinin söylendiği burçlardır.
Bu muhteşem eser bir külliye olarak yapılmıştır. Yani her şeyi içindedir. Maalesef bugün bu muhteşem eserin tuvaleti yoktur. Sabah erken gelen kafileler bu durumdan şikayetçidirler. Geçen ay Almanya’dan alman Müslümanlar geldi. Sabah namazını Alaeddin Camiinde kılalım diye sözleştik. Kırk beş dakika önce geldiler, abdest alacak şadırvan var ama ihtiyacı giderecek tuvalet yok. Etrafta da yok, çok zor duruma düştük. Sonunda yakın otele ve ışığı yanan evlerin kapıları çalındı. Çünkü o evlerde de namaz hazırlığı vardı.Bayanlar bu evlerde tuvalet ihtiyaçlarını giderdiler.Koskoca Konya’nın en büyük camisinde tuvaletin olmayışı bizler gibi bu ihtiyacı duyanları da aşırı derecede üzmektedir.Benzetme olmasın bundan dolayı başlığı Versay Sarayı olarak yazdım.Fransa’da bu kültür yokken bizde bu kültür temizlikle başlamıştır.Zira Yüce Peygamberimiz (sav) ˝Temizlik imandandır˝ diye buyurmuşlardır.
Cami yetkilileri yukarıdaki yaşadığımız olaydan dolayı eziklik duymuşlardır.
Alaeddin Tepesi Büyükşehir belediyesi’ne aittir. Ama buraya bir kazma vuruldu mu Anıtlar Kurulu devreye giriyor. Peki, bu problem nasıl çözülecek? Tepenin uygun yerine belediye projesini çizecek, Anıtlar Kurulu onaylayacak, ister belediye ister Anıtlar Kurulu ister Özel İdare ya da hayırsever vatandaşlar sayesinde bu hizmetin gerçekleşmesi şarttır. Zira atada miras kalan bu eser ilk yapımındaki eksiklik böylece tamamlanmış olur.
Ayrıca içeride, kadınlar bölümü için bir yer yapılmış burası erkekler bölümünden perde ile ayrılmıştır. Yıllardan beri böyle geldi böyle gidiyor. Buda çirkin bir görünüm arz ediyor. Önceki valimiz Ahmet Kayhan’a bu durumu iletmiştim. O da vitrayda yahut uygun bir bölme ile buraya şekil verelim demişti. Bu konuyu şimdiki valimize de iletiyorum. Belediye başkanlarımızın da bu konuda haberdar olduğunu zannediyorum.
Konya’mızda el ele verildiğinde giderilmeyecek problem yoktur yeter ki problem bilinsin halka ve ilgililere tebliğ edilsin. Bazı olaylar okunarak öğrenilir, bazı olaylarda dinleyerek öğrenilir, bazıları da ihtiyaçlar sonunda öğrenilir. İşte Alaeddin Camii’ndeki iki problem ihtiyaç sonunda ortaya çıkmıştır. İlgililerin bu konuya kulak vereceğine inanıyor saygılarımı iletiyorum.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.