Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Çağın hastalığı: Alzheimer

MEHMET VURAL - info@hakimiyet.com

Ben tıp adamı değilim, son zamanlarda hayli artmaya başlayan Alzheimer (Yanlışım yoksa unutkanlık) hastalığının tıp yönünden yorumu sadece tıp adamlarına aittir.03.04.2008 11:17:53
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Ben tıp adamı değilim, son zamanlarda hayli artmaya başlayan Alzheimer (Yanlışım yoksa unutkanlık) hastalığının tıp yönünden yorumu sadece tıp adamlarına aittir. Tedavisi de öyle. Gerçi, tedavi anlamında pek fazla ilerleme kaydedildiği söylenemez. Şimdilik, sadece bu hastalığın ilerlemesini durdurma çabaları var.

Peki, nereden çıktı bu hastalık?

Daha, başka hastalıklara tam anlamıyla çare bulunamamışken bir de Alzheimer’le uğraşmak zorunda kalıyor insanlar. Genel eğilim, ilerleyen yaşlarda sıkça görüldüğü, ama maalesef gençlerde de bu tür hastalıklar görülebiliyor.

Her zaman kurtulmak istediğim, bu yönde çok çabaladığım sigara illetinden kurtulamamış birisiyim. Sigara içen, ancak sigaraya karşı olan birisiyim aynı zamanda. Ancak, tüm hastalıkların suçunu ille de sigaraya yüklemek yanlış olur gibime geliyor. Etkisi mutlaka vardır, peki başka etkenler yok mu Alzheimer illetini insana taşıyan?

Daha birkaç gün önce, bir yakınımızı toprağa verdik. Bacanağımın babası Rıfat amcamız, ne yazık ki Alzheimer hastalığına yenik düştü. Allah gani gani rahmet eylesin. Rahmetli, hayatı boyunca hiçbir zaman ağzına sigara koymamıştı.

Öte yandan, sevgili anacığım da birkaç yıl önce bu amansız hastalığın pençesine düştü. Şu anda ilâç tedavisi yapılıyor, ama yine de çaresiziz. Üstelik, aldığı ilâçların yan etkisi midir nedir, durmadan kilo alıyor. Anacığımın da, hayatı boyunca sigarayla işi olmadı. Sözlerim yanlış anlaşılmasın, sigarayı savunuyor değilim. Sadece, bu çağın hastalığı olarak gördüğüm Alzheimer’e yakalanma nedenlerinin daha başka olabileceğini düşünüyorum.

Sigaranın etkisi bir yana, çocukluk günlerimdeki ihtiyarları düşündüm. Kimse, böyle Alzheimer gibi bir hastalığa yakalanmıyordu. Hepsinin zekâlarının maşallahı vardı. Bizden daha fazla hatırlıyorlardı her şeyi…

Neden böyle bir hastalık ortaya çıktı sizce?

Çünkü, insanlar gıdalarını hormonlu olarak alıyorlar. Günümüzün tabiriyle “Organik yiyecekler” yani “Doğal gıdalar”, eskilerin takıldığı gıdalardı. Şimdilerde gençler olsun, yaşlılar olsun ister istemez şartlar gereği, neredeyse tamamı hormonlu olan gıdalar alıyor.

Tıp adamları daha iyi bilirler, ama bana göre Alzheimer’in asıl tutunduğu dal sanırım hormonlu gıdalar olsa gerektir. Çaresi var mı, hormonlu gıdalar nasıl yok edilecek derseniz görünen o ki, hormonlu gıdalardan pek kurtuluş yok.

Bu hastalıkla ilgili olarak, ilâç tedavisi de şimdilik anlaşılan pek mümkün görünmüyor. Bilim adamlarının yaptığı araştırmalar, şu ana kadar Alzheimer’e uygun bir tedavi yöntemini beraberinde getiremedi.

Yazımın başında da söylediğim gibi, hastalığın tıp açısından değerlendirmesini ancak tıp adamları yapabilir. Ben, acizane görebildiğim birkaç noktayı belirtmek istedim. Bunun yanı sıra, hastalığa kafa tutmak da benim işim değil…

Son olarak, bir noktanın altını tekrar kalın çizgilerle çizmek isterim. Alzheimer, artık sadece yaşlıları değil, gençleri de yakasından tutup sürükleyen bir hastalık. Kimse, bu hastalık bana bulaşmaz demesin. Aman dikkat…

Alzheimer, artık çağın hastalığı haline gelmiştir.

 

Araçlar sağlamda ama!..

 

Türkiye’de bu bir gelenek midir, yoksa araç sahiplerinin ayrıcalığı mıdır nedir? Yayaların yerine, sürekli araçlar düşünülüyor. Eğer yanlışım yoksa, trafik kurallarında ışık bulunmadığı yerlerde geçiş önceliği yayalara aittir.

Takan kim?

İsterseniz deneyin, ışıkların olmadığı bir yerde karşıdan karşıya geçmeye kalkışın. Bakalım öncelik hakkı kiminmiş? Hiçbir araç sahibinin, yayaya öncelik hakkı tanıdığını görmedim bugüne kadar.

Geçiş hakkının sizde olduğunu düşünüp, adımınızı atar atmaz ani bir korna sesi “Zaaart” diye kafanızı döndürür. Geçmeye kalkıştığınıza pişman eder. Yolların fatihi araçlar, sizden önce tabakhaneye yetişmeye çalışır.

Sonra gelsin kazalar, yaralanmalar, ölümler…

Ardından bas bas bağırmalar, “Trafik terörüne yine bir sürü kurban verdik”

Sevsinler e mi?

Hiçbir önlem almayan, alt geçitlerden giriş çıkışta trafik ışığı ya da bir üst geçit yapmayı düşünmeyen yetkililere ithaftır. Böylesine vurdumduymazlıklar karşısında, trafik terörüne Allah göstermesin ama, daha ne kurbanlar vereceğiz, kimbilir?

Haklı olan araçlar, haksız olan yayalar…

Oh ne alâ memleket…

Araçlar sağlamda ama, yayalar yine öksüz ve haksız…         

 

Bu yazı toplam 228 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 1 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.