Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Taşeli’nin Taşta Açan Gülleri

BEKİR CEVİZCİ - info@hakimiyet.com

Evden öylesine çıktı, öylesine; kafasında hiçbir plan olmadan attı sokağa kendini. Düşünme işini kafası değil ayakları yapıyordu; o nereye giderse hiç itiraz etmeyecekti. Zaten itiraz etse ne çıkardı ki?11.04.2008 09:02:07
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Kendi akranları bağ ve bahçelerine çalışmaya gitmişti ama onların çalışacak öyle kellifelli bir bahçeleri yoktu. Zaten olanın da işleri birkaç günde bitivermişti. İşte o yüzden yalnız dolaşıyordu köyünün sokaklarında, serserice. İlkönce bu “serseri” tabirini pek kabullenemedi ama daha sonra kabullendi çaresizce. Her sabah çıkıp gün batınca geliyordu evlerine, çünkü anne ve babasının endişeli halleri onu rahatsız ediyordu. Hep soruyordu kendi kendine “ya olmazsa” diye. Hem anne babasına mahcup olacak hem de şu anda dolaştığı köyünün tozlarının içerisinde geçirecekti, ömrünün kalanını.

                                                                  ♥ ♥ ♥        

 

               Birden irkildi, bıyıkları yeni terleyen delikanlı, cırcır böceklerinin sesiyle. Etrafına bakındı; evden çok uzaklaşmış dere kenarına gelmişti. Bütün kızgınlığıyla gördüğü her şeyi yakıp kavuran güneşin hışmından biran olsun uzaklaşmak için, bir taşın üzerine oturup ayaklarını serin sulara daldırdı. Zaten bir türlü kurtulamadığı derin hülyaların birinden çıkıp diğerine daldı. Sınıfını, arkadaşlarını ve öğretmenlerini düşündü. Kızıp küstüğü kişileri bile teker teker hatırladı; “aslında kızmama gerek yokmuş” dedi, belli belirsiz bir iç çekişle. Ama aklına birden yine aynı soru geldi ve onu daldığı derin hülyadan uyandırdı: “ya olmazsa”.

  

                                                                    ♥ ♥ ♥

 

           Tekrar kalkıp yürüdü. Hiç akşam olmasın, hiç eve gitmeyeyim diye düşündü. Bu arada karnının acıktığını hissetti. Hemen elini uzatıp birkaç dal karamık sıyırıp attı ağzına. Eh biraz kesmişti işte açlığını.

                                                                    ♥ ♥ ♥

 

             Bitmek bilmeyen mi yoksa çarçabuk geçen mi, bir türlü karar veremediği günün ardından istemez adımlarla evin yolunu tuttu. Anne ve babasının durumunu düşününce, çeşitli mazeretler üretti aklından; eve gitmemek için. Eve vardığında vakit yatsı olmuştu. Biraz mahcup, biraz korkak tavırlarla açtı evin kapısını. Oğlunu kapı önünde gören annesi ne yapacağını bilmez bir şaşkınlık ve sevinçle fırlayıp sarıldı, oğlunun boynuna: “Oğlum nerdeydin bu vakte kadar? Öğretmenlerin aradı seni, kazanmışsın.”

 

                                                                     ♥ ♥ ♥

 

             Aradan birkaç ay geçti, genç adam ve babası yorgun halleriyle girdiler yine aynı kapıdan. Babası büyük bir sevinçle anlattı annesine: “Hanım Allah razı olsun öğretmenlerinden, bizi orada da yalnız bırakmadılar. Herkesten alınan kayıt parasını bile aldırtmadılar. Bizi rezil ettirmediler. Artık bizim oğlumuz Ermenek’in bu kuş uçmaz kervan geçmez köyünden Türkiye’nin en saygın fen lisesine gidiyor.”

Bu yazı toplam 283 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.