| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Bir meslek ki; vergisi-algısı yok; elektrik, su, ekmek parası da yok; personel giderleri de yok; hatta kirası bile yoktur. Bu yoklar içinde fazlasıyla bir şey var o da geliri… Merak ettiniz değil mi? Sabrınızı taşırmayacağım, hemen söyleyeceğim: DİLENCİLİK16.04.2008 09:48:45
Gerek Konya’da, gerekse dünyada dilencilik bir sektör halini alıverdi. Çünkü en kolay kazanç, çalışmaya alışmayanlar için tam bir tembel mesleği, alıştıktan sonra ayrı bir sanat oluveriyor. Kişi bütün geçimini bu sanattan elde ediyor. Maharetli olanları, elini-ayağını çiziyor, boyuyor hele halkın duygularını sömüren birkaç tane de ilahi ezberledi mi, sermayeyi tamamlıyor. Vicdanlara hitap ediyor. His ve duyguları coşturarak acıma duygularını kabartıyor. Gelir için sonsuz bir başlangıç elde ediyor.
Kiminin birkaç tane evi, arabası hatta yatları, katları ve yarış atları bile olduğunu söyleyenler var. Son zamanlarda uyuşturucu ticareti yapanların da olduğu halk arasında söylenti haline geldi. Hiç bir zaman asgari ücretle çalışmazlar. Çoğu zamanda verileni de beğenmezler. Geçenlerde İplikçi Camii’nin önünde dilenen bir kadına 10 YKr vermiştim. “Ağabey bununla tuvalete bile girilmez” demez mi. “Gel evimin merdivenlerini yıka da on milyon lira vereyim” dedim. “Ben senin vereceğin parayı yarım saatte alırım” deme ukalâlığını bile gösterdi. Demek ki kolay kazanıyorlar, sermayeleri acındırmak, el açmak, bol kazanmak değil mi?
Çoğu vücutça sağlamdır. Ama sakat görünümlü oyunları çok iyi becerirler. Geçenlerde Karatay Medresesi önüne birisi tezgâhını kurmuş, elini ayağını da sarmış boyalamış, yanında da bir kadın var. Tam o sırada zabıta belirdi. O sakat rolü oynayanları bir görseydiniz, aman bir kaçmaya başladılar, arkalarından tazı bile yetişemezdi. Demek ki; korku, oyunu bozuyor.
Bunlar daha ziyade inanç turizminin geliştiği yerlerde yoğunlaşıyorlar. Konya, İstanbul, Kayseri bunların merkezleridir. Çalışma saatleri, namaz vakitleri, Cuma, ramazan ve kurban bayramlarıyla, mübarek günlerdir. Çünkü bu günlerde halkın sahavet damarları genişler, keselerin ağzı açılır, duygusallıklar artar.
Dilencilik, yalnızca Konya’da değil dünyada var olan ve gelişen bir sektör. Avrupa’da bu işi enstrümanlar eşliğinde yapıyorlar, yan gelirlerinin de uyuşturucu ticareti olduğu söyleniyor. Bu hastalık bize de serpti. Bakınız son zamanlarda Konya’mızda bile uyuşturucu tacirleri ortaya çıktı. Yalnız, kahraman polisimiz bunlara göz açtırmıyor. Bu gibileri ihbar etmek bir vatan borcumuzdur. Bu bataklığı kurutmak için el birliği, gönül birliği ile çalışmak asli görevimizdir.
Durarak dilenenlerin yanında sırtlarında bohçaları, ellerinde kucaklarında çocukları ev ev dilenip satış yapanlar da var. Bunlar da ayrı bir tehlike arz ediyorlar.
Dilencilik, toplumun sosyal yarasıdır. Bu yarayı sarmak devletin görevleri arasındadır. Bu asalak ve tufeyli grubu yok etmek için bazı çarelere başvurmak gerekir.
Bir örnek daha vererek çözüm çarelerine geçeceğim.
Hacettepe Tıp Fakültesi önünde bir kadın, kucağındaki bebekle yıllarca dileniyor. Hastaneye giren, çıkan bu manzarayı görüyor. Ama kimse ilgilenmiyor. Çünkü herkes telaşlıdır, kendi derdindedir. Bu kadının kucağındaki bebeğin güldüğünü ve ağladığını da duyan yoktur.
Günün birinde bu hastaneye yolu düşen Balıkesir eski Milletvekili Ahmet Akçael’in manzara dikkatini çeker. Dilencinin yanına varır, bir de ne görsün; dilencinin kucağındaki bebek bir naylon bebek… “Karakız bu bebek hiç büyümez mi” der. O da “Ağabey, bu cüce” diyerek pişkinliğini gösterir.
GELELİM ÇÖZÜME;
Kolluk kuvvetleri bu konudaki denetimlerini artırmalıdır.
Kanuni müeyyideler ağırlaştırılarak caydırıcı hale getirilmelidir.
Eli ayağı tutanlara belediyelerce sanat öğretilmeli, bunlar meslek sahibi yapılmalı, atölyeler açılmalıdır.
Hastaları tedavi ettirilmeli, yaşlılar ve kimsesizler bakımevlerine alınmalıdır
Çocukları mutlaka eğitime kavuşturulmalı, yatılı okullarda okutulmalıdır.
Muhtaç olanlarına da yardım yapılmalıdır
Hepsine psikolojik rehberlik uygulanmalıdır.
Müftüler, imamlar vaaz ve nasihatlerin da hayır ve yardımların kimlere verileceği hususunu halka daha ayrıntılı olarak açıklamalıdırlar.
Ayrıca bu konunun valilikçe, belediyelerce, emniyetçe daha titiz takip edilmesi halinde, hayırsever halkımızın hayırlarını gerçek ihtiyaç sahiplerine vermesi durumunda bu problem çözülecektir.
Sözlerimi Akif’in dizeleri ile bitiriyorum;
Kuzum ayıp mı çalışmak,
Günah mı yük taşımak,
Ayıp dilencilik,
İşlerken el, yürürken ayak.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 6 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.