Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Pirinç, çelişki ve ciddiyetsizlik

MEHMET VURAL - info@hakimiyet.com

Birkaç günden beri, başımıza bir de pirinç hikâyesi çıktı. Aslında pek böyle şeylerle işim olmaz, ama kafama takıldı ve iki günden beri “Acep, bu hikâye neyin nesidir” diye haberlere kulak kabartıyorum. 17.04.2008 10:42:30
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Birtakım uzmanlar çıkıp “Pirinç yemeyin, bulgur yiyin” diyerek hanımlara tavsiyelerde bulunurken, dün sabah televizyonda sabah haberlerini izlerken gözüme aniden bir haber takıldı:

“İzmir’de, ucuz pirince hücum”

Allah Allah, dedim kendi kendime. Bir taraftan yüzde 130 artış olduğu söylenen pirinci almayın, bulgur alın diye uyarıyorlar. Öte yandan, İzmir’de ucuz pirinç almak için millet kuyruk olmuş, birbirini çiğniyor.

Aklıma, birdenbire yıllar önce ortaya atılan naylon pirinç iddiaları geldi. Artık, pirincin naylonu nasıl oluyor ve ne şekilde yeniyorsa! Sonra herkes birbiriyle “Olurdu, olmazdı” diye iddialara girmiş, hatta gerçekten de bunu yapan birkaç kişi yakalanmıştı.

Anlayamadığım pirincin fiyatının tavan yapması, ama bir taraftan da İzmir’de ucuz pirinç satılması. İnsanlar uzuuun kuyruklar oluşturmuşlar, ucuz pirinci kapmak için adeta savaşıyorlar. Akıl, havsala almıyor.

Yarabbim, bu ne yaman çelişki böyle?

Olayın bir başka boyutu ise, pirinci yesek ne olur yemesek ne olur? Uzayıp ya da kısalmayacağız. O bazı uzmanların dediği gibi alın bulguru (!), bulgur pilâvı (!) yapın ve afiyetle yiyin.

***

 

Çelişkiden söz etmişken, sadece pirince bağlamayalım isterseniz bu çelişki konusunu. Attı mı mangalda kül bırakmayan bazı insanlar, iş ciddiye bindiği zaman nasıl da kenara çekiliveriyorlar.

“Aman sıkıntıda olduğun zaman haber ver, elimizden geleni yaparız” deyip, böyle bir durum söz konusu olduğunda alelacele ortadan kaybolan, hiç bilmezse duymazdan gelen o kadar çok insan tanıyorum ki…

Bunların içerisinde, yakın akrabalarım bile var.

Çelişki içerisinde olmak, verdiği sözü tutmamak gibi huyları olan insanlardan uzak durmak gerekiyor. İnsan ya yapamayacağı sözü vermeyecek, ya da verdiği sözden ölse de dönmeyecek. Biliyorsunuz, söz bir anlamda namustur.

Şimdi diyeceksiniz ki, bu adam ne demek istiyor. Çelişkiyle, söz vermenin ilintisi ne? Sizce, söz verip tutmamak da apayrı bir çelişki değil midir? Ne yazık ki, ortam o hale gelmiş ki türlü türlü çelişkiler yaşamaktayız

Bugün söylediğimizin, yarın arkasında duramıyoruz.

Ancak, sözünün arkasında duran insanlar da var elbet. Onları, bu sözlerimden tenzih ediyorum. Ben, sadece nesli tükenmeye yüz tutan bu güzel insanların da azalmakta olduğunu görüp, üzüntümü ifade etmeye çalışıyorum.

***

 

Ciddiyetsizlik, almış başını gidiyor.

Şu anda Allah uzun ömür versin 86 yaşında olan babam, 40 yaşında İmam Hatip ortaokulu ve lisesini dışarıdan bitirdi. Benimle birlikte gece yarılarına kadar oturup, tam bir ciddiyet ve disiplin içerisinde ders çalışırdı. Üç beş saat uyur, sonra sabah namazına kalkardı.

Sabah namazını kıldıktan sonra, tekrar yatar uyur muydu? Asla, derhal dükkânına gider sabahın köründe besmeleyi çekip açardı. Müşteri gelsin gelmesin, iş olsun olmasın bu tutumunu yıllarca sürdürdü. Bunun mükâfatını gördü ve evimize sürekli bereket taşıdı.

Şimdilerde, herkesin işi gücü yatmak. Ciddiyetsizlik ve yaptığı işi savsaklamak.

Dün sabah, erken den dışarı çıktım. Erken dediysem, öyle babamın yaptığı gibi sabahın 5’inde falan değil. Saat 9’a geliyordu. Evin kapısından çıktığım andan itibaren, tıraş olabilmek için berberlere bakmaya başladım. Tam beş berbere baktım, hepsinin kepenkleri çekili.

Acaba dedim, sadece berberler mi kapalı? Öteki işyerlerine şöyle bir göz attım, ne yazık ki yüzde 80 işyerinin kapalı olduğunu gördüm. Çoğunluğu da, insanların sabah sabah alışveriş yapacağı yerler…

Sonra oturup ağlıyoruz. İş güç yok, müşteri yok falan diye. Öğleye doğru açılan bir işyerinde bu kadar ciddiyetsizlik olursa, sizce iş olur mu? O dükkânın, beti bereketi olur mu? Anlaşılan işimiz gücümüz, fazla çalışmadan yattığımız yerde lüks içinde yaşamaya özenmek.

Kimse darılıp gücenmesin, ama bu ne yazık ki böyle…       

Bu yazı toplam 153 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.