Son Dakika
BAÄžLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

DADAK

BEKİR CEVİZCİ - info@hakimiyet.com

- Dadak ne kızım?18.04.2008 07:44:03
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

KardeÅŸinin elindeki tozlu ÅŸekeri alıp gösterdi minik kız:

-         İşte bu ÅŸeker!

                                  ***

-         Beyefendi öÄŸretmen misiniz, diye söze girdi doktor.

-         Evet, diye cevap verdi; her halinden tedirginlik okunan delikanlı.

-         Sizin öÄŸrenciniz mi, diye devam etti doktor; aÄŸlayan çocuÄŸa bakarak. Ama öÄŸretmenin cevap vermesine fırsat vermeden bu sefer çocuÄŸa sordu:

-         Adın neydi bakalım senin?

Çocuk doktorun sorusuna mırıldanarak cevap verdi ama kimse bir ÅŸey anlamadı. Bu arada ondan birkaç yaÅŸ büyük olduÄŸu anlaşılan ve durmadan aÄŸlayan, ablası söze girdi:

-         KardeÅŸimin ismi Halil, efendim.

-         AÄŸlama kızım bak kardeÅŸinin endiÅŸe edilecek bir durumu yok, diyerek küçük kızın saçlarını okÅŸadı doktor.

Küçük kızın dudakları daha çok titremeye ve daha derin nefesler alarak daha çok aÄŸlamaya baÅŸladı.

-         Åžey, anneme ne söyleyeceÄŸim ben?

-         Sen üzülme, dedi doktor. Bak biz ÅŸimdi arayıp haber vereceÄŸiz annene. Ve öÄŸretmene yönelip sorusunu tekrar etti:

-         Hocam, sizin öÄŸrenciniz mi Halil?

-         Hayır, dedi ÅŸaÅŸkınlık içerisindeki öÄŸretmen. Ben baÅŸka bir okuldayım. Halil’i güzel bir muayene etseniz, kırık da olabilir; röntgen falan çektirsek.

Doktor Halil’i muayene etmeye baÅŸladı. Her yerini kontrol etti küçük çocuÄŸun. Sonra öÄŸretmene dönerek:

-         Bir ÅŸeyi yok ama yine de filmine bir bakalım.

Hasta bakıcı Halil’i röntgen çekimi için alıp götürdü. Doktor, az ileride oturup yaÅŸlı gözlerle bakan Halil’in ablasına seslendi:

-         Kızım gel bakalım. Evinizin telefon numarasını söyle de anne babanı çağıralım.

-         Hocam siz evlerini arayıp durumu anlatın ben de polisi çağırayım. Üzgünüm polisi çağırmak zorundayım; aile sizden ÅŸikâyetçi olabilir.

  Muayenenin iyi çıkmasıyla biraz olsun yüzü gülmeye baÅŸlayan öÄŸretmenin polisi duyunca rengi attı.

                                                              ***

-         Kusura bakmayın abi, alıp getirdim hemen hastaneye. ÇocuÄŸun endiÅŸelenecek bir durumu yok. Yalnız hastaneye gelmeniz gerekiyor, doktor ÅŸikâyetçi olup olmayacağınız hakkında yazılı belge almak istiyor.

-         Yok, hocam niye ÅŸikâyetçi olayım. Allah razı olsun, alıp hastaneye getirmiÅŸsin. Yalnız oÄŸlum iyi mi? Benden bir ÅŸey saklamayın.

-         Hayır, hayır abi. İnanın hiç bir ÅŸeyi yok. İsterseniz siz adresinizi verin ben gelip alayım. 

                                                          ***

KonuÅŸmanın üzerinden yarım saat kadar bir süre geçmiÅŸti ki, genç öÄŸretmen ile Halil’in babası hastane kapısından içeri girdi. Farklı endiÅŸelerden de olsa, her ikisinin yüzünden de korku okunuyordu. DoÄŸruca doktorun odasına yöneldiler. Odanın kapısında bekleyen polisleri geçip içeri girdiler. Bu sırada doktor, Halil’in röntgen filmine bakıyordu. ÖÄŸretmen titrek sesiyle yanındakini doktora takdim etti:

-         Doktor Bey, beyefendi Halil’in babası.

Doktor, Halil’in babasına gülümseyerek:

-         OÄŸlunuz gayet iyi ama hocamızın durumu size baÄŸlı. Åžikâyetçi misiniz? 

-         Hayır, doktor bey. Niye ÅŸikâyetçi olayım? Hem benim çocuÄŸum hatalı, üstelik öÄŸretmen bey de insanlık görevini yapmış.

-         O halde, dedi doktor; elindeki kâğıdı Halil’in babasına uzatarak. Åžikâyetçi olmadığınızı yazıp imzalar mısınız? Ayrıca birkaç gün içerisinde anormal bir durum olursa hemen hastaneye getirin Halil’i. Ve öÄŸretmene dönüp:

-         Hocam sizin bir de polislerle görüÅŸmeniz gerekiyor. Kapının önünde bekliyorlar. TelaÅŸlanmayın, umarım bir sorun çıkmaz.

                                                    ***

-         Ya aÅŸkım, arıyorum arıyorum cevap vermiyorsun. Neredesin sen?

-         Of aÅŸkım ya! Bir çocuÄŸa çarptım, onu alıp hastaneye getirdim.

-         Niye dikkatli sürmüyorsun sen ya? Çocuk nasıl?

-         Niye kızıyorsun aÅŸkım? Çocuk aniden arabanın önüne fırladı. Fren yaptım ama yine de araba kayıp çocuÄŸa hafifçe çarptı. Çocuk iyi gibi. Åžimdi röntgenini çekiyorlar, ben de babasını almaya gidiyorum. Hadi, seni daha sonra ararım.

-         Allah Allah ya! Ben sana demiyor muyum dikkatli sür diye. Tamam, hadi bakalım geçmiÅŸ olsun. Haberdar et geliÅŸmelerden.

                                            ***

-         Siz mi çarptınız çocuÄŸa?

-         Evet, dedi öÄŸretmen; kaderine razı olmuÅŸ bir ses tonuyla.

-         Peki, hastaneye kim getirdi?

ÖÄŸretmen yine aynı ses tonuyla cevap verdi:

-         Çarpmamak için elimden geleni yaptım ama araba hafifçe dokundu. Hatta çocuk yere bile düÅŸmedi, sadece biraz sendeledi. Bende hemen ablasıyla birlikte alıp hastaneye getirdim. Bir tarafına bir ÅŸey olacak diye çok korktum.

Polisler bu defa Halil’e sordu:

-         Niye arabanın önüne doÄŸru koÅŸtun çocuÄŸum?

-         Dadak, dedi Halil; kafasını önüne eÄŸerek. Tabii herkes “dadak ne” dercesine baktı birbirine.  Polisler küçük çocuÄŸun ablasına baktı:

-         Dadak ne kızım?

-         Åžey biz okuldan çıkıp Halil ile el ele yürüyorduk. Uzaktan arabayı görünce kenara çekildik ama Halil ÅŸekerini düÅŸürmüÅŸ. Araba ÅŸekeri ezecek diye aniden koÅŸup almak istedi. Dadak diye ÅŸekere diyoruz.

Abla, elini uzatıp Halil’in avucunu açtı; tozlu ÅŸeker hala çocuÄŸun elindeydi. Åžekeri Halil’in elinden alıp gösterdi:

-         İşte bu ÅŸeker!

Bu yazı toplam 170 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

KULLANICI GİRİŞİ
ARAMA

Detaylı arama >>

Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.