Son Dakika
BAÄžLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Kutlu DoÄŸum Ve Hikmeti

ABDÜLKADİR ETÖZ - aketoz@yahoo.com.tr

Mahlûkâtın ve Âlemlerin Efendisi (sav), önce Allah’ı sevmek ve sevdirmek, sonra da hayât âleminde sevilmeğe en lâyık olmak üzere yaratıldı. 25.04.2008 07:03:24
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

. O, Allah’ın yarattığı bütün varlığı, kamet ve kıymet derecesine göre tanıyıp tasnif ederek bildirmek ve sevdirmek için gönderilmiÅŸ. O’nun abdiyet makanında ibâdetinin ve risâlet makamında rasûllüÄŸünün eÅŸi ve benzeri yoktur. O, öyle bir santral merkezidir ki, O’nu sevemeden hiç kimse Allah’ı sevemez, sevmeyi de bilemez. O ancak sevilmek ve Allah adına itaat edilmek için gönderilmiÅŸ eÅŸrefi mahlûkâttır. O, Allah’ın emriyle öyle bir sevgiye layıktır ki, Allah’tan sonra, O’ndan öte her sevgi batıl ve O’ndan gayrı her itaat isyan olur. O, âlemlere rahmet vesilesi olarak gelmiÅŸ ve sevilmek ve itaat edilmek için yaratılmıştır.

GeçmiÅŸi geleceÄŸe, ÅŸimdiki zamanı mâzî ve istikbâle taşımaÄŸa, istikbâli de hazır zamana getirmeÄŸe Kâdir olan Allah, peygamberini miraca sokup önce biraz mâzide dolaÅŸtırdı, sonra da O’nu, o mâzîden istikbâle taşıyıp gezdirdi. Yani, miraçta Sâlih aleyhisselam ile kavmi arasındaki mücâdeleyi seyrettirip sonra da istikbâlin cennetinde gezdirmiÅŸtir. Zamandan ve mekandan münezzeh olan kâdiri mutlak Allah, zamanı ve mekanı dilediÄŸi gibi evirip çevirmeÄŸe de muktedirdir. O Allah, Hz. Muhammed’i (sav) ruhlar âleminin sultanı olarak yaratır. O’na ve hemcinsi olan beÅŸeriyete aÅŸkı bekâ (ebedî var olma aÅŸkı) ihsan eder. Bu aÅŸkın gereÄŸi olarak O’nun istikbâlde yapacağı duâ hürmetine, ebedî saadet yurdu olan uhrevî âlemi yaratır. O’nun duâsıyla, ebedî âhiret yurdunu talêb edeceÄŸini de bilir. Ve cenneti O’nun ehli için yaratır. Bütün enbiyâ ve evliyâ ve onların yolundan giden müminler O’nun ehlidir. Kâinâtı ve cenneti kendisi ve ehli için yaratan Rabbi katında O zatın ne kadar deÄŸerli olduÄŸunu bilenler için elbette bu sözün bir anlamı vardır. Cühelâ ve küffar için bu yazımın hiçbir anlamı olmadığı gibi, kula kul olanların, bâtıl itikatlarının da bizim yanımızda hiçbir anlamı ve deÄŸeri yoktur.   

Dedesi Abdulmuttâlip tarafından, yerde ve gökte seçilmiÅŸ ve öÄŸülmüÅŸ Muhammed (sav) adı konulmadan önce, ÄŸayb âleminden sâlih kalplere ilhamla gelen ilâhî bir müjdeye göre İbn-i Hacer'in Feth-ul Bâri'de naklettiÄŸi bir habere göre, cahiliye devrinde Muhammed bin Adiyy bin Rebia'nın babası, ticâri bir iÅŸ için Suriye seyahatinde bir papazla tanışır. ­Bu zât ona, 'Arabistan'da bir peygamber doÄŸa­cağını ve isminin de Muhammed ola­cağını söylemiÅŸ. Bu haber üzerine, Adiyy bin Rebia ailesinden doÄŸan bütün çocukla­ra Muhammed ismini kor. Bu söylentinin yayılması üzerine, daha Efendimiz (sav) doÄŸmadan yıllar önce, Kinâne, Süleym ve Temîm kabileleri bu yüzden çocuklarına ‘Muhammed’ ismini verirler.

Muharref Tevrat ve İncilleri içinde, birçok peygamberin günah iÅŸlediÄŸine dair yazılmış yalan ve iftiralar vardır. Yahudi ve Hıristiyan ümmeti, bu uydurulmuÅŸ iftiralarla sakatlanmış itikada baÄŸlı kalarak, dalalet yolunda gidiyorlar. Kur’ân’nın kudsî ihbârı ve Kutlu Peygamberin irÅŸâdıyla bütün o mübârek enbiyâ kardeÅŸlerini Efendimiz (sav) tebrie ve tezkiye ederek biiznillah temize çıkarmıştır. Âdem aleyhisselam dan itibaren de bütün geçmiÅŸ peygamberler, O Kutlu ve Ekber Rasûlün geleceÄŸini Allah’ın emir ve izniyle haber vermiÅŸlerdir.

O, bütün varlığa ve özellikle insanlığa kutlu bir ÅŸâhid olarak gönderildi. İnsanlık, çaÄŸlar boyu O’nun geleceÄŸi müjdesiyle bekledi. O’nu bekleyenlerden mübârek Rahip Bahira gibi kimi, 9 yaşında O’nu tanıdı. YaÅŸlı ve âmâ hanif bilge Varaka b. Nevfel risâletin başında onu tebrik etti. Risâletinden önce, yaÅŸlı Zeyd b.Amr da O’na, gelecekteki risâletine imân ettiÄŸine dâir mektup yazdı. Miraç gününden beri, varlıklarından haberdar olduÄŸumuz gökler sekenesi ve melekût âlemi de O’nu bekliyordu. O, Hz.İbrahim'in (as) duâsı ve Hz. İsmail'in (as) muÅŸtusu, sevgililer sevgilisi, en sevgili… Rüyalarımızın en kutlu misâfiri…

Esas vazifesi ibâdet, duâ ve risâletle irÅŸâd olan Efendimiz (sav), sadece Müslüman olanlar için deÄŸil, bütün insanlık için bir mürebbî ve mürÅŸiddir. Yeryüzü yaratıldığı günden beri, onun gibi Ecmel ve Ekber bir muallim görmemiÅŸtir. Kırk çesit eÄŸitim metodu uygulamış. Tartışmalı konularda vaziyete göre yumuÅŸak ve kibar davrandığı gibi, gayet seviyeli ağır ve sert sözler de söylemiÅŸtir. Mantıklı, soru-cevaplı, edepli, aÄŸlamalı, tebessümlü, korkulu, ümitli, tehdit veya tebÅŸîrle uyarılı, ödüllü ve latîfeli sözlerle ders vermiÅŸ, toprak üzerine çizdiÄŸi ÅŸekillerle veya el hareketiyle, havada dolandırdığı parmak iÅŸaretleriyle de mesaj verip insanları irÅŸâd etmiÅŸtir.

Dünyadaki bütün nimetleri Allah, mümin kulları için ihzâr etmiÅŸtir. Çalışıp helal yoldan kazanmadıkça ve fakirlerin nafakaları verilmedikçe, kafirler ve zalimler de takdir edilen rızklarını  haramdan  veya çalışarak helal yoldan elde ederler. Haksız yere ele geçirdikleri dünyalıkları için de âhirette azaba uÄŸrarlar. Müminleri gaflet ve dalaletten korumak için Allah kâfirleri onlara musallat eder. Bu vazifelerinin ödülü olarak kâfir dünyada mutlu olduÄŸunu sanarak bir aldanış içinde helak olup gider. Mümin bir kul Peygamber’in (sav) sünnetini, sabır ve ÅŸükür içinde ihyâ etmesi nisbetinde dünyada mutlu, âhirette azîz ve kutlu olur. Sünneti terk eden, dalâlete düÅŸer. Kendini mümin sanan böyle bir gafil fıska düÅŸer ve en sonunda dünyada mutsuz ve âhirette umutsuz kalır.

O, serâpâ sıdkı, akıl ve hikmeti, ilim ve îmânı, hak ve adâleti, cömertlik ve sehâveti, vefâ ve vifâkı, cesâret ve seceati, emniyet ve güveni, fetânet ve firâseti, îman ve ibâdeti, risâlet ve emâneti, mûcize ve kerâmeti, dünyâ ve âhitte saadet ve selâmeti, helal rızk ve bereketi, belâ ve musîbete karşı sabır ve tevekkülü, sonsuz nîmetler sahibi Allah’a ÅŸükür ve hamd etmeyi insanlığa öÄŸretti.

O, kâinâtın yaratılış hikmetini ÅŸerh eden bir ÅŸârih; evrenin yaratılış hikmetini ve tılsımını ilim ehline anlatan bir muarrif (târif edici); mûtîlerin sultanı; insanların, cinlerin ve melekûtun imâmı; Habiblerin gözdesi; kâinât aÄŸacının en güzel ve seçkin meyvesi ve gâyesi; ibâdet ve duâda eÅŸi ve menendi olmayan Allah’ın kulu ve rasûlü; Allah’ın sonsuz nûrunun kendisinde temerküz ve tecelli ettiÄŸi en aziz sanatı ve mahlûkudur. Cennetin kendisi ve dostları için yaratıldığını, cehennemin de onu inkar eden düÅŸmanları için hazırlandığını bilen öyle yüce bir ÅŸahıs ki, bütün ÅŸefaatçiler biiznillah O’nun ÅŸefaatine muhtaç edilmiÅŸtir. (sav)

Hepimize lazım olacak, mürÅŸidimiz Efendimizden bir duâ demeti. Buyurun siz de ‘âmin’ deyin.

"Allahım, Benimle günahlarımın arasını, doÄŸu ile batının arasını ayırdığın gibi ayır. Allahım! Beni ha­talardan, beyaz elbisenin kirden temizlendiÄŸi gibi temizle."

Allahım, Sen'den bildiÄŸim bilmediÄŸim ÅŸu anda lüt­fedilen, ileride lütfedilecek bütün hayırları istiyo­rum. Allahım, bildiÄŸim bilmediÄŸim ÅŸu anda gelip çatan, ileride baÅŸa gelecek olan bütün serlerden Sana sığınırım. Beni nefsimle baÅŸ baÅŸa bırakırsan, (bu takdirde) ben za'fa, muhtaçlığa, günaha ve hataya düÅŸmüÅŸ olurum. Ben ancak Senin rahmetine güveniyorum; günahlarımı bağışla, zira günahları ancak Sen bağışlarsın. Tevbemi kabul et, zira Sen Tevbeleri kabul eden ve çok Merhametli olansın,"

O’ bizim için de söyle duâ etmemizi tavsiye ediyordu: "Allahım, nebiin, Muhammed'in (sav) Sen'den istediÄŸi her hayrı Sen'den istiyor, yine nebiin, Muhammed'in (sav) Sana sığındığı her ÅŸeyden de Sana sığınıyoruz."

"Allahım, fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten, kabul edilmeyen duâdan sana sığınırım.                                                                 

"Allahım, Sen'den iÅŸimde sebat etmemi ve doÄŸru yolda azmi istiyorum. Sen'den nimetine ÅŸükretmeyi ve Sana güzelce ibâdet etmeyi istiyorum. Dilime sadâkat ve ­kalbime selamet istiyorum. BildiÄŸin ÅŸeylerin ÅŸerrinden Sana sığınır ve bildiÄŸin ÅŸeylerin hayrını Sen'den isterim. BildiÄŸin günahlarımdan Sana istiÄŸfar ediyorum. Åžüphesiz Sen, “Allâmu'l-guyûb”sun.

"Allahım, Sen'den hayırlı iÅŸler yapmayı; kötülükleri terk etmeyi ve fakirleri sevmeyi, beni bağışlamanı, bana merhamet etmeni ve insanların fitnesini murad buyurduÄŸunda, fitnelere dalmadan beni vefat ettirmeni dilerim. Sen'den, Sen'in sevmeni, Sen'in sevdiklerinin sevgisini ve Sen'in sevgine be­ni yaklaÅŸtıracak amellerin sevgisini dilerim." Biz de deriz ki: Allahım sevdir senin sevdiklerini, yerdir senin yerdiklerini

"Allahım, Sen'i zikir, Sana ÅŸükür ve güzelce ibadet etmemiz için bize yardım et."

"Allahım, Sen'den hidayet, takva, iffet ve (gönül) zenginliÄŸi dilerim."

"Allahım, bütün iÅŸlerimizde akıbetimizi güzel yap, dünyada rezil ve rüsvay olmaktan ve ahirette azâb ve hüsrandan bizi koru."

Efendimiz dünyada kendisi için yaÅŸamamış, ümmeti ve insanlık için yaÅŸamıştır. O, bizim katımızda Allah’ın elçisi, Allah’ın katında da bizim önderimiz, imam ve elçimizdir. Onun bize -insan cinsi olarak- hediye ettiÄŸi nur eÅŸsiz ve benzersizdir.

 

Bu yazı toplam 120 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

KULLANICI GİRİŞİ
ARAMA

Detaylı arama >>

Şu an sitemizde 5 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.