| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Anlaşılan, millet olarak her konuda ağlamak yaradılışımızın bir parçası. Aklım erdiğinden beri, babam dahil “İşler nasıl” diye sorduğum herkes, “Öldük, bittik” edebiyatı yapmaktan geri durmamıştır.01.05.2008 09:26:13
Daha yazının başında bunu neden belirttiğimi, merak ediyorsunuz değil mi?
Efendim, hepinizin bildiği üzere birkaç gündür öyle veya böyle Konya’ya yağış düşüyor. Eh, kış günü yağanları da yabana atmamak gerek. Elbette, yıllar öncesinin o görkemli yağışları yok, ama yine de ölmeyecek kadar yağdırıyor Yüce Mevlâ!
Bizler istiyoruz ki, yıllar yıllar evvel yağdı mı insanı sokağa çıkarmayan yağışlar gelsin. İstiyoruz ki, yağmurlar sel olup aksın. Akmasına aksın da, bu sefer de aman evlerimizi sel bastı diye bağırmaya başlıyoruz.
Kışın kar yağsın isteriz, kar gecikti mi sızlanırken aniden bastıran kar yağışı sonrası “Beyaz afet” diye başlıklar atarız. Yağışlar azalınca, oturup “Kuraklık geliyor” diyerek ağıtlar düzeriz. Biz her halükârda yağsa da bitiğiz, yağmasa da…
Hiçbirimiz, kuraklıktan kavrulan ülkeleri düşünmeyiz. Bakın Afrika’ya, canlı iskelet gibi dolaşan insanları ikide bir gözümüzün içine sokuyorlar. Bu insanların açlıktan kıvranmaları bir yana, hastalıkların pençesinden de kurtulamıyorlar.
Yıllardır ekonomik sıkıntı içerisinde olan bazı ülkeler, ya birbirleriyle savaşıyorlar ya da iç savaşlarla günleri geçiyor. Bize gelince, bir elimiz yağda bir elimiz balda olmasa da, bulunduğumuz hale bakıp şükretmekten aciziz.
Dün sabah sabah, yine içim karardı. Depremle ilgili birileri fetva veriyordu: “Marmara’nın altı kaynıyor” Hay dilinize be! Allah tekrarını göstermesin, son yaşanan İstanbul ve Sakarya facialarından sonra ısıtılıp ısıtılıp insanların önüne getirilen bu deprem senaryolarından, sanırım herkese gına geldi.
İşimiz ağlamak ya, ille de ağlamak için bir şeyleri kaşıyacağız.
Uyarılara diyeceğim yok, mutlaka birileri yeri gelince felâketlerden en az zayiatla nasıl kurtulabileceğinin uyarılarını yapmalı. Benim canımı sıkan olay ise, zamanlı zamansız çıkıp kafaların bulandırılmasıdır.
Neredeyse, Allah göstermesin ama felâket gelsin diye dua edecekler.
Bir kez daha altını kalın çizgilerle çizerek söylüyorum, başka ülkelerin düştüğü durumlara bakıp, kendi halimize şükredelim.
Hep birlikte, iki gün önce dünya televizyonlarına taşınan bir başka olayı daha gördük.
Sabah kahvaltısında, İsrail bombalarına hedef olan dört Filistinli bebeden söz ediyorum. Bunu gören ve vicdanı olan her insanın vicdanı sızlarken, biz ne yapıyoruz? Sıkıntı edebiyatı, bittik edebiyatı.
Yağmur yağsa “Sel bastı”, kar yağsa “Beyaz felâket”
Oturup ağlayacağız ya, bahanemiz çoook…
Sapığın böylesi
Annelerini öldüren kızlardan sonra, şimdi de Avusturya’da bunlardan da beter bir sapık çıktı.
Öz kızını bodruma kapatıp, yıllarca tecavüz eden ve tam yedi de çocuk peydahlayan bu sapık baba bunca senedir nasıl yaşadı anlayamadım gitti.
Üstelik, adam utanmadan ölen çocuğun birisini de fırında yaktığını söylüyor.
Öz kızına karşı yaptıklarından vicdani sızlamayan bu sapık herif, çocuğu fırında yakmak gibi bir sapıklığı yaparken de mutlaka en ufak bir vicdan azabı çekmemiştir.
Belli ki, aklı sıra geride iz bırakmayacaktı böyle yaparak…
Şunu unutmuş olmalı, kimsenin yaptığı kimsenin yanına kâr kalmıyor.
Bu sapık da, sonunda yakayı ele verdi.
Anlayamadığım bir başka nokta da, tam 24 yıl boyunca kimse bunun farkına varmadı mı? Annesine, mektup bırakıp kızının evden kaçtığını söyleyen sapık babanın bu iddiası karşısında, anne hiçbir girişim yapmadı mı?
Herif, kendi öz kızından peydahladığı çocukları karısına getirip, torunlarımız diye yuttururken, kızın annesi “Bunları getiriyorsun da, kızımız nerde” demeyi hiç mi akıl etmedi? İddia edildiğine göre, o da sorgu sual etmeden torunlarına bakmış.
Olayın başka bir boyutu ise, demek ki bu türden olaylara sadece ülkemizde rastlanmıyor. İnsan hakları diyerek, attılar mı mangalda kül bırakmayan Avrupa ülkelerinde de böyle olaylar oluyor, ama kimseden ses seda çıkmıyor.
Ajanslara bomba gibi düşen haberin ötesinde…
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.