| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Bizim ülkemizde çelişkili yaşantılara her zaman şahit olunur. Bugün okuyucularıma meslekleri icabı görev başlarında iken üç cübbeden ve ayrı üç cübbeliden bir nebze olsun bahsetmek istiyorum.02.05.2008 10:18:11
Vazife başında cübbeli olan meslek grubundan birisi hakimler ve savcılar ile avukatlardır. Cübbeleriyle görev ifa eden ikinci gurubu ise kısaca “din görevlileri” olarak ifade edilen müftüler, vaazlar, imamlar ve teşkilatın üst kademesinde yer alan Diyanet İşleri Başkanı da aynen hakimler, savcılar ve avukatlar gibi vazifeli olduğu zamanda cübbelerini giyerler.
Her halde bu iki meslek gurubu mensuplarının cübbelerini görevleri dışında, çarşıda, sokakta veya herhangi resmi olmayan bir toplantıda giymeleri kanuni yasaklar cümlesinden olsa gerektir. Fakat böylesine Türkiye kavram kargaşasının çokça yaşanmış olduğu bir ülke olduğu için bazı sıkıntılar yaşanmaktadır.
Ülkemizde üçüncü cübbelileri, üniversitelerde ve yüksek okullarda hocalık yapan profesörler, doçentler ve yardımcı doçentler oluşturmaktadır. Bunların her üçü de siyah, yani kara cübbeli görevli kişilerdir.
Biz; son iki cübbeli sınıftan, yani üniversite hocaları ile Diyanet İşleri’nde görevli hocaları; açık bir şekilde mukayese etmeye çalışacağız. Hemen peşinen bir gerçeğin altını kalın çizgilerle çizelim ki, meslekleri icabı iş yerlerinde cübbe giyen ve cübbeleriyle görev yapan hem öğretim üyeleri, hem de cami görevlileri devletten maaş alan, devlet memurları statüsüne tabidirler.
Üniversitelerde veya yüksek okullarda ders verirken giymeleri gereken cübbeleriyle sokaklara toplu şekilde çıkan, gösteri yapan, meşru hükümeti meydanlarda en amansız olarak tenkit eden, bildiri dağıtan hocaların olduğunu milletçe hem biliyoruz, hem de medyadan güzel olarak takip ediyoruz. Bazı üniversite şehirlerinde böyle olaylar zaman zaman tekrarlanmaktadır.
Görev başında iken din görevlilerin giymiş olduğu cübbeleriyle bir veya birkaç hoca efendi camideki kisveleriyle dışarı çıksalar, bir sokakta veya bir meydanda görünseler malum tv kanalları ile aynı karakterde yayın yapan gazeteler hemen hemen: “Laiklik elden gidiyor”, “Ortaçağ zihniyeti hortluyor” ve “Gericiler gemi azıya aldı!” gibi ifadelerle milleti ayağa kaldırmaya çalışırlar.
Yahu! Üniversite hocaları ile din görevlilerin giymiş oldukları hem aynı isim altında, hem de aynı renkte cübbedir. Birileri ders verirken giymiş oldukları kara cübbeleriyle istedikleri zaman sokaklarda ve meydanlarda gösteri yapabilmekte bir sakınca veya bir yasakla karşı karşıya geldikleri veya haklarında kanuni bir konuşturma yapıldığı şimdiye kadar herhalde hiç görülmemiş ve duyulmamıştır.
Fakat cübbesiyle sokağa bir hocaefendi es kaza çıkıvermiş olsa aman Allah’ım işte o zaman görün şom ve malum ağızlardan çıkan sözleri! Yahu ilim adamlarınınki de kara cübbe, din görevlilerinki de. Birine alkış, öbürüne yuh neye? Suç ise her ikisi de suç. Yahutta ikisi de suç değil. Her iki cübbe yanlıları da devlet memuru ve her iki cübbelilerden aylık maaşlarını aynı devlet bütçesinden alır. Evet amma burası çelişkilerle dopdolu bir ülke. Bunları herhalde fazla kurcalamaya gelmez!.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
VEYİS ERSÖZ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 1 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.